ADİL YARGILANMA İLKESİ

Adil yargılanma ilkesi, bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığı hakkında denetleme hakkını verir.

Adil yargılanma ilkesi, bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığı hakkında denetleme hakkını verir. Örneğin; davanın açıldığı dönemde taraflara hazırlık işlemlerini yapabilmesi, delilleri ortaya koyabilmesi için iki tarafa da eşit süre verilir. Yargılamanın aleni olarak yapılması, taraflara mahkemede kendilerini savunma hakkının verilmesi, ücretsiz avukat tutma hakkının verilmesi adil yargılama ilkesinin sonucudur.
Adil yargılama hakkının kapsamına; makul sürede yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı, bağımsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkı ve mahkemenin verdiği kararı gerekçeli olarak öğrenme hakkı gibi haklar girmektedir.
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, bu Sözleşme’nin temel maddesidir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasında: “Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” denilerek genel ilke açıklandıktan sonra aynı fıkranın ikinci cümlesinde açık duruşmaya getirilebilecek istisnalar belirtilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında ceza yargılamasında evrensel bir kural olan “masumiyet karinesi” düzenlenmiş, bir suç ile itham edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum. sayılacağı ifade edilmiştir.
Sözleşmenin 6. maddesinin üçüncü fıkrasında ise her sanığın sahip olduğu haklar hüküm altına alınmıştır:
Bu haklar kendisine yöneltilen suçlamalar niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek; savunmasını hazırlamak için gerekli zamanı ve kolaylıkla sahip olmak; kendini savunmak veya kendi seçeceği bir müdafiinin yardımından yararlanmak ve eğer avukat tutmak için mali imkanlardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek; iddia tanıkların sorguya çekmek veya çektirmek savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı şartlar altında çağrılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek; duruşmada kullanılan dili anlama veya konuşmadı takdirde bir tercümana yardımından yararlanmak olarak sıralanmıştır.
Davaların makul sürede bitirilememesi ülkemiz açısından büyük bir sorundur. AİHM makul süreyle ilgili incelemelerinde davanın karmaşıklığı, başvurucunun dava sırasındaki tutumu, yetkililerin davranışı gibi kıstaslara göre hakkın ihlal edilip edilmediğine karar vermektedir.
Ülkemiz uygulamasında çok sık görülen ve adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindeki bazı uygulamalara değinecek olursak: İdari davalarda bazı gizli belge ve dosyaların davacı ve vekillerine incelettirilmemesi, yine tam yargı davalarında maddi ve manevi tazminat miktarının arttırılamaması, Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaasından sonra davacıya cevap hakkı tanınmaması adil yargılanma hakkına aykırı gözükmektedir.
Bu haber 717 defa okunmuştur

:

:

:

: