ZORUNLU VE İHTİYARİ ARABULUCULUK

Günümüzde uyuşmazlıkların eskiye nazaran daha karışık ve uzmanlık isteyen bir hale gelmesiyle birlikte uyuşmazlık tarafları, ihtiyaçları olan çözüme erişebilmek için yargısal süreçler dışında alternatif yöntemler arayışı içinde olmuşlardır.

Günümüzde uyuşmazlıkların eskiye nazaran daha karışık ve uzmanlık isteyen bir hale gelmesiyle birlikte uyuşmazlık tarafları, ihtiyaçları olan çözüme erişebilmek için yargısal süreçler dışında alternatif yöntemler arayışı içinde olmuşlardır. Bu arayış alternatif uyuşmazlık yöntemleri arasında en hızlı yayılan ve tercih edilen arabuluculuk yöntemi olmuştur. Genel tanımıyla arabuluculuk, taraflar arasında yaşanan anlaşmazlıkların kısa bir zamanda ve düşük maliyetlerle çözümlenmesini sağlayacak adil ve dostane bir yöntemdir. Arabulucu ise; sistematik tekniklerle, görüşme ve müzakerelerde bulunarak tarafları bir araya getiren, tarafların birbirlerini anlamalarını ve bu şekilde bir çözüme kavuşmalarını sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını sağlayan kişilerdir. Öte yandan tarafların çözüme kavuşamadıkları hallerde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış, tarafsız ve bağımsız bir kişilerdir. Arabuluculuk, zorunlu arabuluculuk ve ihtiyari arabuluculuk olmak üzere iki şekilde düzenlenmiştir.
Zorunlu arabuluculuk; özel hukuk uyuşmazlıklarının bir bölümü için mahkemeye dava açmadan önce arabulucuya gitme zorunluluğu bulunan uyuşmazlıklar açısından dava şartı olmaktadır. Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk, Türkiye’de ilk defa 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile alternatif olarak uygulanmaya başlamıştır. Kısaca, söz konusu arabuluculuk başvurusu yapılmadan önce dava yoluna gidilirse dava, dava şartı yokluğu sebebiyle reddedilmektedir. Tüketici ve iş davalarına konu olan bazı talepler zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. Ayrıca düzenlenecek olan yeni yargı paketiyle birlikte kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkıyla ilgili uyuşmazlıklar da dava şartı olarak arabuluculuk kapsamına alınacağı belirtilmiştir.
İhtiyari arabuluculuk ise, tarafların bir arabulucuya gitme zorunluluğu olmadığı hallerde uyuşmazlığın çözümü için dava yoluna gitmeden önce ya da dava esnasında arabulucuya başvurmayı tercih etmesidir. Kısaca taraflar üzerinde tasarruf edebilecekleri her türlü özel hukuk uyuşmazlığıyla ilgili olarak ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurabilmektedir. Öte yandan arabuluculuktan sonra dava açma süresi, davanın mahiyetine ve somut olayın özelliklerine göre değişebilmektedir. Örneğin, işe iade talepli davalarda arabuluculuk sonrasında anlaşmaya varılmaması durumunda son tutanağın düzenlenmesinden itibaren 2 hafta süre içerisinde iş mahkemesinde dava açılması gerekmektedir. İhtiyari arabuluculukta sürecin sonlandırılması için ise, zorunlu arabuluculuktaki gibi bir süre sınırı belirtilmemiştir. Dava yoluna gidilmeden önce ihtiyari arabuluculuğa başvurulmuşsa; sürecin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü süre olarak hesaplanmaz. Dava yoluna gidildikten sonra ihtiyari arabuluculuğa başvurulmuşsa da, mahkeme yargılamayı bir ara kararla 3 ayı geçmemek üzere erteler yani bekletici mesele haline gelmektedir. Ancak erteleme süresi geçmesine rağmen hala arabuluculuk faaliyeti sonlanmamışsa, taraflardan birinin başvurusu durumunda yargılama devam edilmektedir. Ayrıca bu esnada arabuluculuk faaliyetinin de yargılamayla birlikte devam etmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.

http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2018-135-1762

Bu haber 612 defa okunmuştur

:

:

:

: