Teknoloji ve internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte kişisel veri hususundaki farkındalık günden güne artmaktadır. Özellikle sosyal medya ve online bankacılık gibi internet uygulamalarıyla bireyler kişisel verilerini üçüncü kişilerin erişimine açmaktadır. Böylelikle bireylerin kişisel verileri kötü niyetli kişilerce hukuka aykırı amaçlarla kullanılabilir hale gelmektedir.
Kişisel verilerin önemi ve bireylerin bu verileri toplayanlara karşı korunabilmesi adına 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda kişisel veri, “Kimliği belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.” Kişilerin adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri, T.C kimlik numarası kişisel verilere örnektir.
Kişisel verilerin korunması anayasal bir hak olarak düzenlenmiştir. Bu sebeple korunmanın sağlanması için ceza hukukunun uygulanması kaçınılmazdır. Anayasamızın 20. maddesinin son fıkrasında kişisel verilerin korunması düzenlenmiştir. Maddede; “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar.” şeklinde belirtilmiştir. Kişisel veriler, ancak kanunun öngördüğü hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilmektedir.
TCK madde 135’de kişisel verilerin kaydedilmesi suçu düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilgi, kişisel veridir. Bu bilgilerin hukuka aykırı işlenmesi ise, kişisel verilerin kaydedilmesidir. TCK madde 135’in uygulanması için herhangi bir zarar doğması gerekmez, kaydedilme faaliyetinin gerçekleşmesi yeterlidir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun oluşabilmesi için işlemin kesinlikle hukuka aykırı olması gerekmektedir. Herhangi bir hukuka uygunluk nedeni bulunmamalıdır. Hukuka uygunluk nedenleri kanunda öngörülen haller ya da kişilerin açık rızasıdır.
TCK madde 135’e göre hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek 1 ile 3 yıl arasındaki hapis cezası yarı oranında artırılır. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun, kamu görevlisi tarafından ve görevin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle ve de belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde hükmedilecek hapis cezası TCK madde 136 uyarınca ½ uyarınca artırılır.
Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi, işlenmesi, saklanmasında dava zamanaşımı 8 yıl, ceza zamanaşımı süresi ise 10 yıldır.
Son olarak bazı yargıtay kararları aşağıdaki gibidir:
• Dosya içeriğine göre sanığın, mağdurenin bilgisi dahilinde çıplak vaziyetteki görüntü ve fotoğraflarını kaydedip, elde ettiği kayıtlarla oluşturduğu CD’leri, mağdurenin rızası olmaksızın değişik zamanlarda farklı kurumlara göndermek fiilin 5237 sayılı TCK’nın 134 maddesi kapsamında değerlendirilmesi yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle, sanık hakkında beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır” (Yarg. CD., 11.09.2012, 17703/18222).
• Müştekinin kendi eczanesi önünde dururken çekilen görüntüleri ile müşterilerin ve eczaneye giren çıkan kimselerin görüntülerinin çekilerek kaydedilmesi eylemi; elde edilen görüntüler kişisel veri olarak kabul edilemeyeceğinden kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi suçu meydana gelmez. Elde edilen görüntüler özel hayatın gizli alanına ilişkin bir görüntü olmadığı için özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da oluşmaz (Yargıtay 12. Ceza Dairesi - 2014/3760 karar).