Anayasamızın 118 (2) maddesinde Polis Örgütü’nün, demokratik hukuk devleti ilkelerine ve yurttaşların temel haklarına saygılı olarak Anayasa ve yasalar çerçevesinde görev yapmaları gerektiği belirtilmektedir. Her polis mensubu örgüte alınırken “Yasalara ve Tüzüklere itaat edeceğine” dair yemin etmektedir. “Yemin” bizim gibi toplumlarda önemli bir olgu olup yeminini bozanlara hiçbir şekilde iyi gözle bakılmamaktadır.
Görüleceği üzere her polis mensubu için “Hukuk” mesleki bir namus ve şeref meselesidir. Peki bu yemine Örgüt ne kadar uymakta, yasalara ve yasaların Anasına (Anayasa) ne kadar saygı duymaktadır? İncelememize geçen yıl Polis Genel Müdürü tarafından çıkarılan bir emirle başlayalım. “Seyahat Özgürlüğü” Anayasamızda temel hak ve özgürlükler içerisinde teminat altına alınmış olup bu özgürlük ancak Yasa ile kısıtlanabilmektedir. Yasa olmadan kimsenin seyahat özgürlüğü hukuken kısıtlanamaz. Bu emredici anayasal kurala rağmen Polis Genel Müdürü, hiçbir hukuki dayanağı olmadan ve Anayasa’ya aykırılığı aşikar olan bir “Emir”le tüm polis mensuplarının Güney Kıbrıs’taki deniz ve hava limanlarından seyahat etmesini ve ayrıca Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını kullanmalarını yasaklamıştır. Polis Genel Müdürü’nün hukuken sakat olan bu emri nedeniyle, bugün Avrupa’ya seyahat etmek isteyen polislerimiz ekstra para ödeyerek vize almak zorunda bırakılmıştır ( Bu 1).
Polis Yasasında “Terfi”lerin nasıl yapılacağı güneş kadar parlak bir açıklıkla anlatılmaktadır. Yasa, yeterli niteliğe sahip olan polis mensubunun “kıdem sırasına” göre bir üst rütbeye terfi edeceğini yazmaktadır. Ancak Polis Hizmetleri Komisyonu, yasanın gösterdiği yoldan gitmeyip tamamen hukuk dışı bir yöntem uygulayarak kendi uydurduğu mülakatlarla yıllardır terfileri yapmakta, yıldızlar dağıtmaktaydı. Uzun yıllardır illegal olarak yapılan bu terfilerin 2008 yılında Yüksek İdare Mahkemesi tarafından da hukuken geçersiz ve hükümsüz olduğu onaylanmıştır. Şu anda karar verilmeyi bekleyen benzeri davalar bulunmaktadır ve bu davalarda yüzlerce polisimiz büyük mağduriyetler yaşamakla yüz yüze kalmıştır (Bu 2).
Her nakil dönemlerinde polis örgütünde huzursuzluk ve gergin bekleyiş hat safhaya ulaşmaktadır. Yasanın emretmesine rağmen uzun zaman nakiller herhangi bir tüzüğe ve kurallara bağlı olmadan yapılagelmiştir. Geçen yıl bu amaçla bir Nakil Tüzüğü hazırlanarak yürürlüğe konmuştur. Bu tüzükle nakillerin daha adil yapılacağı beklenirken yaşanan mağduriyetler ve adaletsizliklerin daha da katlanarak devam ettiği ortaya çıkmıştır. Polisler bugün keşke tüzük hiç olmasaydı demeye başlamıştır. Anayasamızın 35. maddesinde toplumun çekirdeği olan “Ailenin Korunması” teminat altına alınırken bu yeni nakil sistemiyle ailesinin durumu veya ekonomik gücü gözetilmeksizin birçok polis mensubu uzak veya aksi bölgelere ve görevlere nakil olmuştur. Bu olumsuz ve çekilmez durum karşısında birçok polis istifa etmiş veya istifanın eşiğine gelmiştir (Bu da 3).
51/84 Sayılı Polis Yasası’nda polislerin alması gereken bir dizi yasal haklar ve ödenekler bulunmaktadır. Polislerimize, yasal hakları olmasına rağmen uzun yıllardır, kırk sekiz saatin üzerinde yapılan çalışmalar için ek mesai ücreti ödenmemekte, “Tehlike, İş Güvenliği ve Görev Riski Ödeneği” verilmemekte, devlet hastanelerinde bulunmayan ilaçların bedelleri karşılanmamakta ve kamu araçlarından yararlanma hakkı tanınmamaktadır. Polislere yıllardır verilmeyen bu yasal haklarının temini için onları temsil eden Polis Genel Müdürü de kılını kıpırdatmamaktadır (Bu da 4).
Bir diğer husus ise poliste yapılan disiplin yargılamalarıdır. Hiçbir hukuk misyonuna sahip olmayan polis kimlikli savcı ve yargıçlar tarafından kapalı kapılar ardında yapılan yargılamalar neticesinde, hatalı, yanlış ve hukuka ters kararlar üretilmektedir. Bu davalarda müfettişin çavuşu, müdürün müfettişi yargıladığı çarpık ve tarafsızlık ilkesine uygun düşmeyen bir yargılama sistemi bulunmaktadır. Hukuki donanımları yeterli olmayan ellerde yapılan bu yargılamalar sonucunda çok ciddi mağduriyetler yaşanmaktadır. Örneğin Yüksek İdare Mahkemesi, 2007 yılında verdiği bir kararda 2000 yılında polis disiplin kurulu kararıyla (ki bu kararı Polis Hizmetleri Komisyonu da onaylamıştı) görevinden tart edilen bir polis mensubunu haklı bularak geri görevine iade edilmesini sağlamıştır. 2000 yılında tart edilerek görevden uzaklaştırılan ve 8 yıl işsiz kaldıktan sonra ancak 2008 yılında tekrar görev başı yapabilen bu polisin geçen sekiz yıllık kıdem, terfi, emeklilik ve psikolojik mağduriyetini acaba kim karşılayacak veya tamir edecektir? Tazminat hakkı doğan bu polisin zarar ziyanı bizim vergilerimizle oluşan devlet bütçesinden ödenecektir. Disiplin Yargıcı ve Polis Hizmetleri Komisyonu keyfi davranacak hukuku takmayacak ve bunun ceremesini de devlet ödeyecektir ( Bu da oldu 5).
Polis örgütünde var olan bu hukuk dışı ve rahatsızlık yaratan statükonun ortadan kaldırılması gerekirken, bugün Mecliste yasalaşmayı bekleyen antidemokratik, anayasayı dışlayan, keyfiliği ve tek adamcılığı pekiştiren bir “Polis Yasa Taslağı” bulunmaktadır. Bu taslakta polis mensuplarının yargılanmadan görevlerine son verilmesine, yargı kararı olmadan lojmandan tahliyelerine ve daha benzeri birçok hukuk dışı uygulamaya imkan tanınmaya çalışılmaktadır. Ayrıca bu yasa taslağı ile yaratılmak istenen “Polis Çavuş Yardımcılığı” rütbesinin münhalsiz ve sınavsız olarak sadece Polis Genel Müdürü’nün istemiyle dilediği kişilere verilecek olması, keyfiliğin bu ülkede resmileşmesi anlamına gelecektir. Ve yine bu taslakta üç yıl üst üste veya aralıklı da olsa beş kez olumsuz sicil alan polis mensuplarının yargılanmadan görevlerine sorgusuz sualsiz son verilecektir. Polis Genel Müdürlüğü’nde hazırlanan bu yasa taslağı “Yargısız İnfazın” en acımasız şeklini düzenlemektedir. Hukuksuzluk olur da bu kadarı herhalde Tanganika’da bile olmaz, bardon artık (Ve bu da oldu 6).
Sanmayın ki, bu hukuksuzluklar burada bitiyor. Bana ayrılan bu köşedeki yer bittiği için bunlara şimdilik nokta koyuyorum. Daha neler var neler, hem de hepsi belgeli, hükümlü, senetli-sepetli. Biraz bekleyin.
“Dürüstçe, fedakarca, hukuka ve yasalara uygun olarak görev ifa eden tüm emniyet personelinin Polis Gününü Kutlarım.”