Ada TV’ye konuk olan Gazeteci-Yazar Hasan Hastürer, ülkemizde 3 kuvvetten birisi olan yargı konusunda ciddi endişeleri olduğunu söyledi.
Rana Sarro
Gazeteci-yazar Hasan Hastürer, önceki gün yaşanan trafik terörü haberinde sorumlu gazeteciliğin çok güzel bir örneğinin verildiğini, yandaş medya konusunu ve medyanın içinde bulunduğu durumu yorumladı. Hastürer, yargıya karşı duyduğu ciddi endişeleri de dile getirdi.
Ada TV’deki Öğlen Ajansı programında Cem Kar’a konuk olan Hasan Hastürer, önceki gün yaşanan trafik terörü olayını Ada TV adına hazırlayan Haluk Doğandor’un, gazetecinin görev ve sorumluluk alanını aşan, “sınır aşımını” gerçekleştirdiğini söyledi.
Hastürer, Doğandor’un alkollü olarak trafikte tam bir terör estiren kadın sürücünün, trafikte seyreden birçok araç açısından oluşturduğu tehlikeyle ilgili özel haberinin, bir sorumlu gazetecilik örneği olduğunu söyledi. Hastürer, aynı zamanda, gazeteci Doğandor’un habere konu olan aşırı alkollü, süratli ve oldukça dikkatsizce seyreden kadın sürücünün peşine takılarak, ısrarlı ve uzun soluklu takibinden sonra, durdurmayı başarmasının, hem trafikte seyreden diğer araçlar açısından, hem de araçta bulunan 2 çocuk ve alkollü kadın açısından, toplum yararına bir haber olduğunu söyledi.
Deneyimli gazeteci Haluk Doğandor ve özel haberin yayınlandığı Ada TV’ nin, gazetecinin görev ve sorumluluk alanını aşan, “sınır aşımını” gerçekleştirdiğini söyledi.
Trafik düzenini bozan ve tehdit oluşturan sürücülerin büyük bir sorumsuzluk teşkil ettiklerine de değinen Hastürer, bu tür bir haberi yapan gazetecinin, sansasyonel haberci olmadığını, sorumlu ve güveni yansıtan bir gazetecilik örneği olduğunu kaydetti.
Star Kıbrıs sorumlu gazetecilik örneği
Programda, sorumlu gazetecilik ve yandaş medya konusunu değerlendiren Hasan Hastürer, gazetecilik ve yayıncılığın temelinin bilgi olduğunu, bilginin fikri, fikrin de sorgulayıcılığı besleyici olduğunu söyledi.
Hastürer; “Bilgi çağından bahsediyorsak ve bilgi çağında insanların bilgili olmasını istiyorsak, doğru bilgi vereceğiz” dedi.
Gazetecilik ve yayıncılıkta tarafsızlık ilkesinden de söz eden Hastürer, “Tarafsızlık, ahlaksızlık değildir. Siyasi anlamda taraf olunmasında ise haber ve program akışında, o düşünceye kendisini daha fazla anlatma fırsatı verilir” dedi.
Yanlı veya yalan yayıncılığın sorumsuzluk olduğunu ifade eden Hasan Hastürer, medya patronluğunun da başka patronluklardan farklı olduğuna dikkati çekti.
Medya patronlarının, sadece medya işi yapması isteğini dile getiren Hastürer, gazete veya televizyonun, medya patronunun elinde oyuncaktan öte silaha dönüşmesi durumunda, bir medya kuruluşu olmaktan çıkıldığının altını çizdi.
Star Kıbrıs Medya Grubu’nda çalışan gazetecileri de şanslı bulduğunu kaydeden Hastürer, medya grubunun patronu Ali Özmen Safa’nın, batılı bir anlayışla bu sesi yönettiği düşüncesini belirtti ve “Bir miktar görüşleri tabi ki olur ama sonuç itibariyle, kendi şahsi hesabının yayınlara yansıdığı kanaatinde değilim” dedi.
‘CTP-BG Sabit kaldı’ başlığını alkışlıyorum”
Cumhuriyetçi Türk Partisi’ndeki kurultay haberinde, STAR KIBRIS Gazetesi’ni dün kullandığı, CTP-BG ‘Sabit’ kaldı’ başlığından dolayı taktir ettiğini ve alkışladığını dile getiren Hastürer, STAR KIBRIS Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Artun Çağa’yı da haberin başlığından dolayı tebrik etti.
Bütün basının öne çıkardığı bir haberin en güzel başlığının STAR KIBRIS’ a ait olduğunu kaydeden Hastürer, “Bir haber aynı gün tüm gazetelerde varsa, ayırt edici olan başlık olur” dedi.
Son kale yargı, bu kale yıkılmasın
Yargıya verdiği önem nedeniyle, ülkemizde 3 kuvvetten birisi olan yargı konusunda ciddi endişeleri olduğunu, ilk kez, Ada TV’de Öğlen Ajansı programında seslendirme ihtiyacı duyduğunu ifade eden Gazeteci-Yazar Hasan Hastürer, memleketimizde çok az sayıda insanın, ancak bir dönem daha yargıya karşı güvenini koruyabileceğine dikkati çekti.
Hastürer, Kuzey Kıbrıs’ın sivil ve demokratik bir yapıya oturmadığı sürece, yargıda kan kaybı olacağını vurgulayarak, “Son kale yargı, bu kale yıkılmasın. Yıkılmaması gereken son kale olan yargıyla ilgili endişeler taşıyorum. Hukukçu değilim ama toplum yapısında adaletin öneminin her zaman altını çizdiğim için, yargının verdiği kararların analizini, bir toplumsal duyarlılığı olan insan olarak sorguluyorum” dedi.
Yargıçların, bedelli davaları görmekten adeta kaçındıklarını söyleyen Hastürer, “Konunun gündeme gelmesiyle de topu taca atarcasına kararlar verdiklerini düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Davada, tek bir çerçeveden olaylara bakılmasının, sağlıklı yasayı engellediğine dikkat çeken Hastürer, bu memlekette en üst düzeydeki polislerle görüştüğünü ve yargıcın çoğu kez korkutularak, davaya müdahale edildiğini de sözlerine ekledi.