Artık alışkanlık haline getirmişti Ayşe Teyze; her sabah erken kalkmayı…
Hayatın zorunluluklarının kendisinde böyle bir alışkanlığı getirmesi çok doğaldı.
Oysa yıllarca erken kalkmıştı Ayşe Teyze ve tam “çocukların okulu bitti, evlendiler, artık rahat-rahat uyurum” dediği anda yeniden erken kalkması gerekmişti!
Ayşe Teyze savaş yıllarını yaşamış, EOKA’nın dehşetini görmüş, çocuklarını hep korumaya çalışmıştı.
Korumuştu da…
Şimdi en büyük oğlu Selim’in iki çocuğu vardı…
Kızı Selin evlenip İstanbul’a yerleşeli çok olmuştu; ama hala Ayşe Teyze’ye torun verememişlerdi!
Bu duruma çok üzülse de bir yandan da sevincine engel olamıyordu Ayşe Teyze; oğlu, gelini ve torunları gibi kızı için endişelenmiyordu, ayrıca kızı Selin’in özlemine bir de torun özlemi eklenmiyordu…
Kansere yenik düşen babasını iki yıl önce kaybetmişti, içinde hep kanser olma korkusu taşıyan Selim…
Elbette babasıyla aynı hastalığı taşıyan annesini yalnız bırakmayacaktı!
Bu acı ölüm üzerine annesi ne kadar karşı çıksa da, iki çocuğu ve eşiyle birlikte annesinin yanına yerleşti!
O gün bugündür Ayşe Teyze oğlu, gelini ve torunlarıyla yaşıyordu.
Ve o gün bugündür yine erken kalkmaya başlamıştı Ayşe Teyze…
Hastalığına ve yaşına aldırmadan erken kalkıyordu…
Erken kalkmak zorundaydı…
Endişeliydi…
Endişeliydi Ayşe Teyze!
İstemiyordu kendi ve iki yıl önce çok sevdiği eşi gibi, çocukları ve torunlarının kansere yakalanmasını…
Yinede kararlıydı, onları EOKA’dan koruyabilmişti!
Pekâlâ, şimdiki düşmanı da alt edebilirdi!
Kendi için alt edemese de…
O nedenle her sabah erken kalkıyor evin her yanını iyice kapatıyordu Ayşe Teyze!
Çünkü Hamitköy’de yer alan evlerinin her yanını, yanmıyor olsa da her sabah Dikmen Çöplüğünden gelen belki de kendilerini de hasta eden zehir sarıyordu…
Ayşe Teyze’nin eşi EOKA’nın elinden kurtulabilmiş ama bu sinsi düşmandan kurtulamamıştı.
Aynı hastalığa yakalansa da kararlıydı Ayşe Teyze, ev halkını bu sinsi düşmandan koruyacaktı!
***
Sağlık Bakanımız Sn. Ahmet Kaşif önceki gün domuz gribiyle ilgili bir açıklama yaptı! Şöyle diyor Sn. Kaşif:
“Halka bizim çağrımız; teşhisi ve tedavisi olan bir hastalıkta fazla paniğe gerek yok. …Sağlık Bakanlığı olarak olayın daha vahim bir şekle dönüşüp, yaygınlaşmaması için tüm birimler ve tüm acillerle her türlü tertibat alındı!”
Çok yerinde ve halkı endişeye sevk etmeyen bir açıklama!
Peki ya Ayşe Teyze’nin endişesi?
Onun endişesi için her türlü tertibat alındı mı?
Onun ve bölge halkının muhtemel hastalığının tedavisi var mı?
Ayrıca gerek siz Sağlık Bakanımız Sn. Kaşif’e, gerek Çevre Bakanımız Sn. Ersan’a ve gerekse bugüne kadar yetkili olan ve bu konu hakkında hiçbir şey yapmayan tüm yetkililere bir sorum var!
Sizce “Bir Domuz Gribi Virüsü Kaç Metreküp Dikmen Çöplüğü Zehri Yapar?”
***
Bu hoş olmayan sorunun cevabını aldığımız günlerde görüşmek ümidiyle…
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!