Güney’de Kalan Kıbrıs : Yuvalı

“Leman Kırcal ile çok sıkıntılı günlerimi paylaştım. O nedenle bir mutlu günümde de onunla birlikte olmak istediğim için köyümüze birlikte gidiyoruz.”

Arslan Mengüç

“Leman Kırcal ile çok sıkıntılı günlerimi paylaştım. O nedenle bir mutlu günümde de onunla birlikte olmak istediğim için köyümüze birlikte gidiyoruz.”

Güney’de Kalan Kıbrıs programının konuğu, Dilek Yahya ile Metehan sınır kapısında buluştuğumuzda, Ada TV program yapımcılarından Leman Kırcal’ın bizimle birlikte gelmesinin nedenini böyle açıklıyordu.

En sevdiği arkadaşına kendi köyünü gösterebilme arzusu..
Larnaka-Limasol otoyoluna çıkıyor ardından önce Evdim’i geçiyor, derken
Trodosların karlı sularıyla beslenip, kış-yaz sürekli akan dere sağlı sollu Türk köyleriyle dolu Diyarizo Deresi’ne varıyoruz.

Adanın en sulak toprakları arasında sayılan “Marathasa Vadisi” bir zamanlar Baf’ı, Lefkoşa’ya bağlayan kervan yolunun geçtiği güzergâh üzerinde bulunuyor.
Diyarizo Deresi boyunca uzanan Türk köyleri veya karma köyler arasında Yeşilova-Mandria, Susuz, Bağrıkara-Fasula, Ceyhan-Kidasi, Yuvalı-Prestio ve Trodosların tepesine doğru da Esentepe- Agio Nikola sıralanıyor.
Dilek Yahya kendi topraklarına gelmenin heyecanıyla çok şeyler anlatmak istiyor. Nerede ne yaptı? Nerede okula gitti? Nerede yedi kardeşleriyle oynadı?
Çocukluğunda, 1963 olaylarının başlaması üzerine babasının köyü Aytuma- Mersinli’den annesinin köyü Yuvalı’ya göç ediyorlar.
“O günlerde 13 yaşındayım ve çalışıyorum. Bir hafta kadar gerginlikler yaşandıktan sonra teşkilat köyü terk edileceğimizi söyledi.”
Bütün köy halkı o gece kestirme dağ yolundan Yuvalı’ya kaçıyor ve orasını kendi köyü olarak algılıyor.

Bütün o eski anıları yeniden yaşamak gerçekten o kadar güzel mi?
Hiç sanmıyorum. Güney’de bıraktığımız anılar içinde, sevinç ve özleminin yanı sıra aşağılanma ve acı dolu olanları var. Belki de o nedenle Dilek Yahyalı oldukça şık giyinmiş. Onun çocuk yıllarındaki Türk-Rum ilişkilerini yansıtan şu sözlerini unutamıyorum.

“O köye yeniden gittiğimde kendi köylülerim karşısında kendimi eksik hissetmeyeyim diye biraz süslü giyinmeyi uygun buldum.”
Dilek Yahyalı bütün yaşanmışlıklara rağmen kendi köklerinden pek kopamıyor.
“Buralarda kalmış olsaydım; buralarını bir cennet bahçesi yapabilirdim. Burası bir cennet olurdu. Kurulu düzenimizi burada kurar, topraklarımıza sahip çıkardım.”
Güney’de topraklarını bırakanların birçoğu, eğer koşullar mümkün olsa, oralara yeniden dönmek istiyor. Ancak Kuzey’de yetişen çocukları ve torunları için Güney’deki Kıbrıs o kadar yabancı ki!..

Gençler Kuzey’i vatan biliyor. Ama, Güney’deki Yuvalı köyünde büyüyen Dilek Yahyalı’nın açmazı çok daha düşündürücü.
Kuzeyde yaşadığım eve hâla ‘evim’ diyemiyorum.

Bu haber 26 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER