Beşli konferans öncesi , adaya gelen ve geniş bir çerçevede temaslar yapan , TC Dışişleri Bakanı Sn. Hakan Fidan . İki günlük bir ziyaretin ardından , Ankara’ya geri döndü .
Cumhurbaşkanlığında yapılan ikili görüşmelerden sonra da , ortak bir basın toplantısı düzenlendi .
Sn. Tatar , ilk açıklamayı yapan oldu .
Geniş bir açıklama idi .
Arkasından da , Sn. Fidan açıklamalarda bulundu .
Sn. Tatar , özetle , beşli konferansta Türk tarafının masaya getireceği tezi , açık seçik ortaya koydu .
Bir bakalım :
Kıbrıs Türk Halkının , özden gelen haklarının tesisi için , egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüzün teyidi için , büyük bir mücadele vermekteyiz … Sahadaki gerçeklerin , masaya yansıyacağı , yeni bir vizyonla , müzakere yoluyla bulunacak bir çözüme , taraf olduğumuzu da sürekli olarak ifade ettik . …Hokguinin raporunda da belirtildiği gibi , 2004’ te Rum Halkının , hayır oyuyla ölmüş ve 2017’ de Crans Montana zirvesinde gömülmüş federasyonun , artık bir uzlaşı modeli olmadığı , kayda geçilmiştir .
Bir de , Sn. Fidan’ ın konuşmasından alıntı yaparak , neler söylediğine bir bakalım :
…İki devletli çözüm dışında , adadaki Türk varlığının statüsünün tescil edilmesi, devlet statüsünün tescil edilmesi , bağımsızlığının tescil edilmesi dışında , başka bir seçenek olmadığını , herkes görüyor … Var olan gerçekliğin , artık bir hukuksallığa büründürülmesi konusunda , herkes hem fikir. Doğu Timor’da oldu . Güney Sudan’da oldu . Neden Kıbrıs’ ta olmasın ?…
Evet , konuşmaların can alıcı noktaları bunlar .
Bunlara baktığımızda , Mart’taki konferansta , Türk tarafının dağarcığındaki malzemeyi , açık seçik görürüz .
Bir de , karşı tarafın dağarcığına bir bakalım :
Beşli konferansa giderken , ki, bu Mart ayı söylenmekte .
Yeni bir gelişme var mı ?
Ben göremedim .
Gören varsa , bana da bildirsin .
Terane , ayni terane :
Adanın , birleştirilmesi .
Çağdışı Garantilerin , kalkması .
Türkiye’nin , ada üzerinde , hiçbir etkinliğinin kalmaması gibi , esas çağdışı kalmış safsatalar .
Emel , hiç değişmiş değil .
Adanın , tek hakimi onlar .
Bizim statümüz ise , Ermeni , Latin ve Maronitlere verdikleri azınlık hakları .
Güneyin arzuladığı , federasyon modeli bu .
1960‘ ın , daha da gerisine itilecek , bir Kıbrıs Türk Halkı .
Cumhurbaşkanı ve Fidan’ın açıklamaları , gayet net .
KKTC tanınmadan , Türk tarafı , hiçbir sonuç alıcı müzakere masasına oturmayacağının , sinyalini de vermiyor mu ?
Sn. Fidan , açıkça diyor ki :
Adada , Türk varlığının statüsünün tescili , devlet statüsünün tescili , bağımsızlığının tescili dışında , başka bir seçeneğin olmadığına , vurgu yapıyor .
Yani , iki devletli çözümden kasıt .
İki devletin egemenliği tanınacak ve BM bunu tescil edecek .
Sn. Fidan’ın , konuşmasının özü bu .
Marttaki konferansa , bu özle gidilecek .
Bizde , bazı çevreler , bu açıklamayı , kendilerine özgü bir tarzla , halkımıza servis etmeye kalkıştılar .
Devletin altı nasıl doldurulacak ? Devletten kasıt , Annan Planındaki eyalet devletçiklerine kadar indirgeyerek , yorum yapma gafleti içine girdiler .
Bazıları ise .
İki tarafın görüşlerinden , BM‘in bir çıkar yol bulma umudu içindeler .
Ve .
Bunları , boş bir umut olarak , halkımıza pompalamaya devam ediyorlar .
Aslında , onlar bunun farkında .
Farkında olmalarına rağmen .
Üstlendikleri bir misyonu , sürdürmeye çalışıyorlar .
“Benim halkım , Türklerle hastaneleri bile paylaşmak istemiyor “ içerikli bir zihniyetle . Federasyon çatısı altında , birleşik bir Kıbrıs ta , Kıbrıs Türk Halkının geleceği , ne ola ki ?
Köprülerin altından , çok sular aktı .
Güney , hala daha , gerçekler ışığında bir yaklaşım göstermezse . Bu köprülerin altından , daha çok sular akacak ..