Sendika tarafından yapılan yazılı açıklamada, tasarıyla getirilmek istenen düzenlemelerin eleştiri, haber ve kamusal tartışmayı cezai yaptırım tehdidi altına sokarak ifade alanını ciddi biçimde daralttığı, bunun da demokratik kamu düzeninin temel unsurlarından olan çoğulcu tartışma ortamını zayıflatma riski taşıdığı vurgulandı.
Açıklamada, ceza hukukunun amacının bireyi ve toplumu korumak olduğu, ceza normlarının ise zorunluluk, ölçülülük ve son çare ilkeleriyle sınırlı biçimde uygulanması gerektiği anımsatılarak, söz konusu tasarının ceza hukukunu kamusal eleştiriyi bastırmanın ve siyasal denetimi cezalandırmanın bir aracına dönüştürme tehlikesi barındırdığı ifade edildi.
Tasarıda yer alan birçok düzenlemenin suçta ve cezada kanunilik ilkesinin gerektirdiği açıklık ve belirginlikten uzak olduğu belirtilen açıklamada, yoruma açık, muğlak ve sınırları belirsiz kavramların yurttaşların hangi fiil ya da ifadenin suç oluşturacağını öngörebilmesini imkânsız hâle getireceği, bunun da keyfi soruşturma ve kovuşturmalar için uygun bir zemin yaratacağı kaydedildi.
Basın-Sen, Ceza Yasası’na eklenmesi planlanan “zemmedici malzeme” tanımının özel bir sorun alanı oluşturduğuna dikkat çekerek, bir kişiye “ağır suç isnadı”, “genel nefrete veya tiksinmeye maruz bırakma” ya da “toplumsal tepki doğurma” gibi ölçütlere dayanan ifadelerin suç kapsamına alınmasının hukuki değil, algıya ve sübjektif değerlendirmelere dayalı olduğunu vurguladı. Modern ceza hukukunda suçun unsurlarının nesnel, somut ve ispatlanabilir olması gerektiği belirtilirken, bu düzenlemenin kanunilik ilkesinin özüyle çeliştiği ifade edildi.
Açıklamada, araştırmacı gazeteciliğin kamusal gücü kullananları denetleme ve kamu yararını ilgilendiren iddiaları görünür kılma işleviyle demokratik sistemin denge-denetim mekanizmalarından biri olduğu vurgulanarak, yolsuzluk, kamu kaynaklarının kötüye kullanımı ve yetki aşımı gibi konuların doğası gereği kamuoyunda tepki yaratabileceği hatırlatıldı. Tasarıda öngörülen düzenlemelerin ise bu “doğal sonucu” suç unsuru hâline getirerek gazeteciliği fiilen cezalandırılabilir bir faaliyet alanına dönüştürdüğü kaydedildi.
Dijital çağda bilginin dolaşımının yalnızca içeriği üretenlerle sınırlı olmadığına dikkat çekilen açıklamada, tasarının “yayımlama” kavramını aşırı genişleterek paylaşım, yeniden iletim ve atıf gibi eylemleri de suçun maddi unsuru hâline getirdiği belirtildi. Bu durumun, bir haberi sosyal medyada paylaşan yurttaştan akademik alıntı yapan bir akademisyene, bir açıklamayı ileten bireyden bir eleştiri metnini dolaşıma sokan aktiviste kadar geniş bir kesimi “yayıncı” sıfatıyla ceza soruşturmasına açık hâle getireceği ve bunun ifade özgürlüğü üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yaratacağı ifade edildi.
“Organize dezenformasyon” ve “halk arasında korku ve endişe yaratma” suçlarının ise en riskli düzenlemeler arasında yer aldığı vurgulanan açıklamada, “yanlış olduğunu bilerek ya da bilmesi gerektiği hâlde” gibi ifadelerin cezai sorumluluğu somut ve ispatlanabilir olgular yerine niyet okumasına dayandırdığı belirtildi. Korku, endişe, panik ve karamsarlık gibi tamamen öznel sonuçların suç unsuru hâline getirilmesinin kamusal tartışmayı ve haber akışını baskı altına alacağı kaydedildi.
Basın-Sen ayrıca, yabancı devlet ve yetkililerine yönelik hakaret düzenlemesinin de kamusal eleştiri hakkını ve basının denetleyici işlevini doğrudan hedef aldığını belirterek, bu yaklaşımın sert ve rahatsız edici politik eleştirileri dahi cezai yaptırım tehdidiyle karşı karşıya bırakabileceğini, bunun da dış politika alanında eleştirel düşünceyi sınırlayacağını ifade etti.
Açıklamanın sonunda, Ceza Yasası’nda öngörülen bu değişikliklerin mevcut hâliyle kabul edilemez olduğu vurgulanarak, ifade özgürlüğünü daraltan ve basını sürekli ceza tehdidi altında bırakan düzenlemelerin demokratik bir toplumda meşru ve orantılı kabul edilemeyeceği belirtildi. Tasarının derhâl geri çekilmesi çağrısında bulunan Basın-Sen, basın örgütleri, hukukçular ve sivil toplumun katılımıyla ifade özgürlüğünü ve kamusal denetimi esas alan yeni bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Basın Emekçileri Sendikası, tüm yurttaşları, sivil toplum örgütlerini ve demokratik kamuoyunu bu sürece karşı duyarlı olmaya, görüş açıklamaya ve ifade özgürlüğüne birlikte sahip çıkmaya çağırdı.