Akademisyen Prof. Dr. Ulvi Keser, Ada TV’de Aslıhan Ünver’in konuğu oldu. Keser, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının sistematik biçimde gündemden düşürüldüğünü belirterek, yaşananların bir psikolojik harp sürecinin sonucu olduğunu söyledi. Bir anlaşma yapılmış olmasına rağmen İsrail’in, çadır kentlerde, ekmek kuyruğunda, yağmurun ve çamurun içinde hayatta kalmaya çalışan Filistinlilerin üzerine gece gündüz bomba yağdırdığını vurgulayan Keser, “Ve dünya susuyor” dedi. “Bu film artık demode oldu. Yeni bir film var, yönümüzü başka tarafa çevirdik” diyen Keser, bunun İsrail’e verilmiş açık bir ‘rahat hareket et’ mesajı olduğunu ifade etti.
NATO, AB, BM: HERKES SESSİZ
Ulvi Keser, uluslararası toplumun çifte standardına da dikkat çekerek, Venezuela’da yaşananları da değerlendirdi. “Tepki vermesi gerekenler nerede?” diye soran Keser, NATO içinde konunun hiç tartışılmadığını, Avrupa Birliği’nden somut ve net tek bir cümle gelmediğini söyledi. Üçüncü dünya ülkelerinin de sessiz kaldığını belirten Keser, Birleşmiş Milletler’in ise bu süreçte etkisiz bir tutum sergilediğini ifade etti.
PİLE YOLU İÇİN ACİL TOPLANTI, EGEMENLİĞE TECAVÜZDE SESSİZLİK
Keser, Birleşmiş Milletler’in tavrını Kıbrıs örneği üzerinden eleştirdi. Pile’ye yönelik, tamamen insani amaçlı yol inşaatı desteği nedeniyle BM Güvenlik Konseyi’nin acil toplantıya çağrıldığını hatırlatan Keser, buna karşın başka bir ülkede egemen bir devletin meşruiyetine ve hukuki varlığına yönelik açık bir saldırı karşısında sessiz kalındığını söyledi. Bu süreçte söz konusu ülkenin meşru devlet başkanının kaçırıldığını, ardından uyuşturucu kaçakçılığı gibi tutarsız suçlamalarla mahkemeye çıkarıldığını belirten Keser, yaşananları “tam anlamıyla bir tiyatro” sözleriyle değerlendirdi.
VENEZUELA VE PETROL GERÇEĞİ: MESELE UYUŞTURUCU DEĞİL
Venezuela’daki operasyonun hemen ardından uyuşturucu iddialarının özellikle bazı aktörler tarafından gündeme getirilmediğine dikkat çeken Keser, örnek olarak Donald Trump’ın sadece petrolü konuştuğunu söyledi. Venezuela’da yaklaşık 4 milyar varillik petrol rezervi bulunduğunu hatırlatan Keser, bunun Amerika’nın iştahını kabarttığını ifade etti. Keser’e göre mesele uyuşturucu değil, enerji ve jeopolitik çıkarlar.
SİLAHLANMA KORKUSU BİLİNÇLİ OLARAK KÖRÜKLENİYOR
Orta Doğu’da “bize de bir şey olur mu” paniğinin sürekli canlı tutulduğunu belirten Keser, İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın ittifaklar kurarak silahlanmaya devasa bütçeler ayırmasının bunun en somut göstergesi olduğunu söyledi. Bu korku ikliminin özellikle beslendiğini vurgulayan Keser, “Daha çok silah alınsın, savunmaya daha fazla para ayrılsın isteniyor. Ve bundan son derece memnunlar” dedi. Prof. Dr. Ulvi Keser, tüm bu gelişmelerin ortak paydasının algı yönetimi olduğuna dikkat çekti. Gazze’nin bilinçli biçimde gündemden düşürüldüğünü söyleyen Keser, bunun psikolojik harp stratejisinin bir parçası olduğunu ve bu stratejinin şu an için başarılı olduğunu ifade etti.