Adıyaman’dan çıkan karar, sadece bir mahkeme kararından ibaret değildir. Bu karar, enkaz altında kalan 72 canın, yarım kalan hayatların, bir gecede sönen umutların ardından adalet duygusuna vurulmuş ağır bir darbedir. Yüreğimizi yakan da tam olarak budur.
Adıyaman’dan çıkan karar, sadece bir mahkeme kararından ibaret değildir. Bu karar, enkaz altında kalan 72 canın, yarım kalan hayatların, bir gecede sönen umutların ardından adalet duygusuna vurulmuş ağır bir darbedir. Yüreğimizi yakan da tam olarak budur.
Grand İsias Otel davasında altı kamu görevlisinin yargılandığı süreçte, üç sanık beraat etti; üç sanık ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak kamu vicdanını asıl yaralayan nokta şudur: 10 yıl hapis cezası alan sanıklar dahi tutuklanmadı, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Hukuken bakıldığında, Baro Başkanı Hasan Esendağlı’nın da ifade ettiği gibi bu karar, Türkiye’deki Ceza Muhakemesi Usul Kanunu çerçevesinde mahkemenin takdir yetkisi dahilindedir. Evet, usulen mümkündür. Ancak adalet sadece kanun maddelerinden ibaret değildir. Adalet, aynı zamanda vicdandır, toplumsal hafızadır ve kaybedilen canların ağırlığını omuzlarında hissedebilmektir.
Bu davada yargılananlar, sıradan bir ihmalle değil, yıllara yayılan bir sorumluluk zinciriyle karşı karşıyadır. Kolonların kesildiği bilinen bir binaya göz yumanlar, denetim görevini yerine getirmeyenler, usulsüzlüklere rağmen ruhsat verenler…
Bunların hiçbiri “basit taksir” ile açıklanamaz. Nitekim CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin altını çizdiği gibi, bu tabloya “bilinçli taksir” demek bile yetersizdir; burada tartışılması gereken kavram “olası kast”tır.
Başbakan Ünal Üstel’in sözleri ise bu davanın sadece hukuki değil, aynı zamanda insani ve toplumsal bir dava olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır.
“Bir Başbakan olarak değil, bir baba olarak buradayım” demek, aslında devletin de bu acının tarafı olduğunu kabul etmektir. Usulsüzlüklere rağmen otelin faaliyetine göz yuman herkesin hesap vermesi gerektiği gerçeği, bu mücadelenin pusulasıdır.
Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Karakaya’nın “Bitmedi, mücadelemiz sürecek” sözleri ise bu davanın gerçek özetidir. Çünkü bu karar nihai değildir. İstinaf ve temyiz yolları açıktır. Cezalar kesinleşmediği sürece hukuki süreç devam etmektedir. Ve asıl önemlisi, kamu vicdanı bu dosyayı kapatmamıştır.
Bugün serbest bırakılan sanıklar, yarın istinaf ve temyiz sonunda cezaları onanırsa cezaevine gireceklerdir. Ama asıl mesele, sadece cezaevine girip girmemeleri değil; bu ülkede bir daha hiçbir anne-babanın “göz göre göre” evladını kaybetmemesidir.
İsias davası, bir otelin yıkılmasıyla ilgili değildir. İsias davası, sistematik ihmalin, suskunluğun ve cezasızlık kültürünün yargılandığı bir davadır. Bu yüzden de bitmedi. Bitmeyecek.
Adalet, bazen geç gelir. Ama bu mücadele sürdükçe, geç de gelse, o adaletin kapısı çalınmaya devam edecektir. Bizden söylemesi…