Güney , dört maddelik metodolojinin , sadece birinci maddesinin yarısını kabul etti . Öbür yarısı olan , dönüşümlü başkanlığı , kabul etmedi .
Daha da açıkçası , dört maddenin , üç buçuğu tanınmadı .
¼‘ dün yarısı kabul edildi .
Hatırlatmakta yarar var .
Bu dört maddelik metodolojinin kaynak pınarı da , BM Genel sekreterinin kendisi .
Yani , kaynak BM’in .
Buna rağmen , güney , bir maddenin sadece yarısını kabul edip , diğerleri için , OHİ diyor .
Çarşamba gün , güneyin müzakerecisi de , bu konuda noktayı koydu .
Menelau :
Erhürman’ın , 4 Maddelik Metodolojisi “evlilik öncesi boşanma protokolüdür ” diyerek “ohi” lerinin devam edeceğinin altını çizdi .
Sn. Erhürman , sunduğu metodoloji için , görüşmelerin de , usulü olarak tanımladı .
Yani , olmazsa olmaz . Türk tarafının , tarzı bu .
Güneyin , BM’in koyduğu kuralları , kabul etmeyerek , reddetmesinin arkasındaki güce gelince de , AB’yi arkasında görüyoruz .
Ahali :
Bu kadar zamanda , kapı ve pencerenin açılmasını bile beceremeyenler . Nasıl , nihai olarak bu sorunu çözecekler diye , alaylı olarak söylemlerde bulunuyorlar .
Denilebilir ki .
AB’nin , sorun çözen değil , sorun yaratan bir fonksiyon üstlendiğini , her geçen zaman dilimi içerisinde , görmekteyiz .
Bu konuda .
Ada dışında ki gözlemcilerin , yaptığı yorumlardan birini , sayfama aktararak . AB’nin gerçek yüzünü , yabancıların gözü ile görelim .
Lübnan’daki durum , aşağı yukarı , Kıbrıs’a benzemektedir .
Bu konuda , Lübnan’da , askeri yüksek mahkeme eski başkanı hukuk prf. Peter S. Germanos’un , konu ile ilgili , kaleme aldığı metinden , bir alıntı yapma ihtiyacını duydum :
Kıbrıs’ta , Türkiye , 1974’de , Garanti Anlaşmasından doğan haklarını kullanarak . Kıbrıslı Türklerin , kitlesel katliamlarını durdurmak ve adanın Yunanistan’a ilhakını önlemek için , müdahale etti . Sonuç , bir nihai çözüm değil , adada , 50 yılı aşkın süredir devam eden barış ve istikrar oldu .
Lübnan’da , Avrupa , kararlı bir duruş yerine süreci uzattı . Silahlı gruplar , meşrulaştırıldı , kurumlar , güçlendirilmedi ve ülke , sürekli bir kriz içinde bırakıldı .
AB’de , Kıbrıs’ta , ayni hatayı yaptı . 2004’te , Kıbrıslı Türkler , Annan Planına evet dedi . Rum tarafı , hayır dedi . Buna rağmen , AB’ye , tek taraflı kabul edildi . Bu karar , Rum tarafının , adil müzakere etme motivasyonunu , tamamen ortadan kaldırdı . Kıbrıslı Türklerin izolasyonu devam ederken , uzlaşmayı reddeden taraf ödüllendirildi .
Evet , Lübnanlı , eski askeri yüksek mahkeme yargıcı ve Prf. yazdığı yazı . Yani , Prf. tespiti .
AB , adada , adil bir anlaşmanın olabilmesi için , AB‘nin güneyi içine alması ile , bunu ortadan kaldırdığını , apaçık ortaya koyuyor ve Türk tezi ile görüşleri , örtüşmüş oluyor .
Yani .
AB .
Sorun çözen değil de , sorunun kendisi olduğunu , örneklerle açıklıyor .
Güneydekiler , hiçbir şeyi , Paylaşmak istemiyor .
Güneyde , son yapılan ankette de , büyük oranda , Rum Halkı , egemenliklerinden vaz geçip , federasyonun oluşmasına , karşı olduklarını tekrar ortaya koydu .
Rum liderliği .
Devraldığı , zamana oynama taktiği ile , oyunu , sürdürmek niyet ve kararlılığını , 100 günde açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur .
Cumhurbaşkanımız “ umutsuz olmadığını “ geçenlerde ifade etti.
Fakat .
Güneyden esen rüzgarın , umuda değil .
Umutsuzluğa doğru , yelken açtığı görülmektedir .