Eski Rum müzakereci Andreas Mavroyannis, Crans-Montana’daki yakınlaşmaları açıkladı:
Eski Rum müzakereci Andreas Mavroyannis, Crans-Montana ve Berlin süreçlerinde gelinen aşamayı anlatarak dönüşümlü başkanlık dahil siyasi eşitlikte önemli yakınlaşmalar sağlandığını, ancak garanti ve asker başlıklarında anlaşmazlıkların sürdüğünü açıkladı.
Mavroyannis, Rum tarafının siyasi eşitlik kapsamında dönüşümlü başkanlığı yazılı olarak kabul ettiğini açıkladı. Ancak bu kabulün; garantiler, asker, toprak düzenlemeleri ve mülkiyet gibi diğer temel başlıklarda tatmin edici bir sonuca varılması şartına bağlı olduğunu belirtti.
5 Temmuz 2017 tarihli öneriye göre, beş yıllık başkanlık süresi üç eşit döneme ayrılacaktı. Buna göre ilk 20 ayda Rum Başkan ve Türk Başkan Yardımcısı görev yapacak, sonraki 20 ayda görevler değişecek, son 20 ayda ise yeniden değişim yaşanacaktı.
Ayrıca ağırlıklı ve çapraz oy sistemi gündeme geldi. Başkan ile Başkan Yardımcısının ortak listeyle seçilmesi de önerildi, ancak Türk tarafı bu öneriyi kabul etmedi.
Mavroyannis’e göre Crans-Montana’da siyasi eşitlik başlığı iki temel anlaşmazlık nedeniyle kapanmadı.
İlk anlaşmazlık, Başkan ile Başkan Yardımcısı arasında görüş ayrılığı çıkması durumunda nasıl bir yol izleneceği konusundaydı. Rum tarafı, tıkanıklıkları aşacak bir mekanizma önerdi. Türk tarafı ise bu durumun veto hakkı anlamına gelmesini savundu.
İkinci konu, “her kararda olumlu oy” talebiydi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin altı maddelik çerçevesiyle bu talep sınırlandırıldı. Buna göre olumlu oy hakkı, yalnızca hayati ve stratejik öneme sahip konularla sınırlı olacaktı.
Kasım 2019’da Berlin’de yapılan görüşmede bu iki başlık yeniden ele alındı. Mavroyannis, dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın her iki konuda da uzlaşıya açık bir tutum sergilediğini ifade etti.
Garantiler konusunda Mavroyannis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in müdahale haklarının ve garantilerin derhal kaldırılmasını önerdiğini söyledi. Bu kaldırmanın, etkin bir uygulama ve denetim mekanizmasına bağlanması
öngörülüyordu.
Türkiye adına Mevlüt Çavuşoğlu’nun, tek taraflı müdahale hakkının uzun vadede sürdürülebilir olmadığı görüşünü kabul ettiğini, ancak konunun çözümden 15 yıl sonra yeniden değerlendirilmesini savunduğunu aktardı.
Asker başlığında ise Guterres, asker sayısının İttifak Antlaşması’nda öngörülen seviyeye düşürülmesini önerdi. Kalan askerlerin statüsünün ise daha sonra garantör ülkelerin başbakanlarının katılımıyla yapılacak görüşmede netleştirilmesi planlandı.
Rum tarafı, geçiş döneminde askerlerin statüsünün bir SOFA anlaşmasıyla düzenlenmesini ve belirli bir sürenin sonunda bu birliklerin Avrupa Birliği’nin Doğu Akdeniz’deki bir operasyonuna entegre edilmesini önerdi. Türkiye ise asker sayısında ciddi indirimi kabul etti ancak çözümden sonra kalacak askerlerin süresiz olarak adada bulunmasında ısrar etti.