EVLER: TARİHİN TANIKLARI 1. YAZI

Evler, kentlerin çekirdekleridir. Çoğunlukla içi, dışı bir değildir, evlerin. Kapıları kapanınca dış dünyaya, gizemli bir bilinmezliğe bürünürler. Hepsinde ayrı bir öykü saklıdır.

Evler, kentlerin çekirdekleridir. Çoğunlukla içi, dışı bir değildir, evlerin. Kapıları kapanınca dış dünyaya, gizemli bir bilinmezliğe bürünürler. Hepsinde ayrı bir öykü saklıdır.

Geçtiğimiz hafta yazdığım yazıdan sonra bu güne kadar kaç evde yaşadığımı merak ettim. Ve düşündüm ki; evler toplumların hayatında çok önemli bir yer tutmaktadır. Tarihe tanıklık ettiklerinden tarihsel bir bakış açısı ile değerlendirilerek incelenebilirler. Bu konu üzerine kitaplar yazılabilir.
Bazı tarihi evler restore edilip korunabilmiştir. Bir çoğu ise bilinçsizlik, ilgisizlik, değer bilmezlik, “kutsal para” düşkünlüğü ve benzeri nedenlerle heba olup gitmiştir

Behçet Necatigil “evler şairi” olarak anılmaktaydı. Benim de şiirlerime, düz yazlarıma evler nüfuz etmiştir. Yaseminin gözyaşları isimli kitabımdaki “Çocukların dünyaya getirilmeleri ile ilgili beyin gelgitleri ve öykü tadında netice” başlıklı düz yazıda gözlemlediğim bir evi betimlemiştim.

(...)Köşelerine, örümceklerin korkusuzca yuva yaptığı duvarların rengini çözmek hayli zor. Mavinin tonları yeşillere, grilere, bejlere karışmış. Hangisi idi duvarın rengi? Gökkuşağını mı boyamışlardı duvara? Ölmüş bir gökkuşağı mıydı şimdi duvarda kalan? Çatlamış, yer yer dökülmüş sıvaların ardında görülen salt renksizliğin rengi idi. Binlerce sümüklü böcek mi dolaşmış bu duvarlarda? Bu karmaşık çizgiler nasıl oluşmuştu?

Duvardaki ölü gökkuşağının üzerine asılmış elek, yeniden göreve çağrılmayı bekleyen, aslında artık hiçbir işe yaramayan, posası çıkmış gazi gibi disiplinli duruşuyla dikleniyor. Eğer rüzgar çıkarsa hala daha arada bir kıpırdanmayı başarabilen tavana asılı tel dolap ise, zamanı ilerletmeyen saat sarkacı gibi boşuna sağa sola sallanıyordu.(...)

“Çarpın bölün toplayın” İsimli şiirimde ise yine evlerden bahsetmişim.

(...)Evlerde başlar hayat
sokakta başlar hayat
açılırlar mahalleye
mahalleler caddelere
caddeler şehirlere
şehirler ülkelere.
Yaşadığımız mekanlar ise
ruhlarımızdan yüzümüze yansır,
çarpın, bölün, toplayın.(...)

Bir toplumun geleceğini belirleyen evlerdir. Evler sadece taş duvarlardan ve kapılardan ibaret değildir. Evlerin bir ruhu vardır. Bu ruh, içinde yaşayan bireylerin bileklerindeki nabızdan, yüzlerindeki gülümsemeden, karşılarındakilere davranış biçimlerinden, sevgi nöronlarının havada yüksek oranda bulunmasından, eğitim düzeylerinden ve bunlar gibi etmenlerin birleşmesinden oluşur.

Evlerin sosyolojisi nasıl şekillenirse, toplumun sosyolojisi de ona paralel şekillenir diye yazacağım ama; evlerin önemini vurgulamak adına tekilden tümele varmak ne derece doğru bir yaklaşım olur. Çünkü tersi de doğrudur. O zaman aynı an da iki farklı sonuçdan iki ayrı doğru çıkar mı? Herhalde Matematik ile felsefe arasındaki fark budur.

Evler; kimi insan için bir sığınaktır. Onları dışarıdaki kötü, zalim dünyadan korur. Hele koruyucu bir baba veya anne figürü varsa daha da emniyetlidir. Evler belki de asosyalligimizi gizlediğimiz bir mekan, günün karmaşasından, kaygı ve gerginliklerinden ruhumuzu arındırdığımız bir terapi merkezidir.

Şanslıysanız; çocuklukta evinizde kuşlar uçmaktadır. Birinin kanadında sevgi, diğerinin kanadında şefkat, birinde güven, diğerinde birliktelik odalarda uçuşup dururlar. Ve siz iyi bir insan olmaya adaysınız. Gençlikte bunlara biraz uyumsuzluk ve görüş ayrılıkları eklense de sevgi ve güven kuşları bunları da çözer. Sonra ayakların üzerinde durmaya alışmak için hazırlık dönemi. Ve bağımsızlık. Dışarının korkunç etkisi ve mobingi üzerimize karabasan gibi çökse de bunların hepsi şekillenmesini evlerin içerisinde sonuçlandırır. Evler her zaman hem bireysel hem de toplumsal tarihin tanıkları olmuştur.

“Hiç görmediğim geçmişimi özledim” isimli şiirimden;

(...)Ben evimi, geceleri toplanıp tüm ailenin
kavrulmuş tuzlu bakla yemesi ile sevdim
kahkaha atarak gülmeyi ben evim de öğrendim
su içmek için ayağa kalktığımda
bilirdim mutlaka bir omuzun
yanı başımda olduğunu.
Ben evimin duvarlarının rengini hiç göremedim
pencereleri pembe panjurlu muydu onu da bilmem
bilmem büyük müydü diğer evlerden?(...)

Haftaya yaşadığım tüm evlerin tarihle bağlantılı, sosyolojik yapı ile de örtüştürerek kısa kısa anlatımını yapmaya çalışacağım.

Sağlıcakla kalınız.
Bu haber 5 defa okunmuştur

:

:

:

: