Bir öğretmen, yalnızca ders anlatan kişi değildir. Aynı zamanda topluma yön veren, güven kazanan ve bulunduğu çevrede örnek olması beklenen bir eğitimcidir. Bu büyük sorumluluk bazen sevinci, bazen de zorlukları beraberinde getirir. Babam Hüseyin Özdemir’in anı defterini okudukça, öğretmenliğin o yıllarda taşıdığı anlamı daha iyi anlıyorum.
Bir öğretmen, yalnızca ders anlatan kişi değildir. Aynı zamanda topluma yön veren, güven kazanan ve bulunduğu çevrede örnek olması beklenen bir eğitimcidir. Bu büyük sorumluluk bazen sevinci, bazen de zorlukları beraberinde getirir. Babam Hüseyin Özdemir’in anı defterini okudukça, öğretmenliğin o yıllarda taşıdığı anlamı daha iyi anlıyorum.
Babam, başöğretmen muavinliğine terfi ettiğini öğrendiğinde büyük mutluluk yaşar. Maaşına yalnızca bir Kıbrıs lirası eklenecektir. Ancak onun için önemli olan para değil, emeğinin takdir edilmesidir. Haberi alır almaz bisikletine biner ve yaklaşık on beş millik yolu aşarak müdürüne bu güzel haberi vermeye gider. Beklediği tebrik yerine sert bir tepkiyle karşılaşır. Kısa süre sonra aldığı isimsiz tehdit mektubu, başarının bazen kıskançlığı da beraberinde getirdiğini gösterir. Babam, duygusal davranmak yerine mektubu Maarif Müdürlüğüne ulaştırır ve görevine aynı ciddiyetle devam eder.
Zaman, haklı olanı ortaya çıkarır. Maarif Müdürlüğünün aldığı karar, terfisinin hizmeti ve emeği esas alınarak yapıldığını gösterir. Bu gelişme öğretmenler arasında da memnuniyetle karşılanır. Babamın notlarında dikkat çeken en önemli özelliklerden biri, makamını hiçbir zaman öne çıkarmaması ve yaptığı görevin hakkını vermeye çalışmasıdır.
İngiliz eğitim müfettişi Dr. Sleight’ın okul denetimi sırasında yaptığı değerlendirme de bunun açık örneklerinden biridir. Sınıfları dikkatle gözlemledikten sonra disiplinli eğitim ortamını över ve bu başarının tesadüf olmadığını ifade eder. Babam ise başarının temelinde planlı çalışmanın, düzenin ve öğrenciye duyulan saygının bulunduğunu anlatır.
Anıların satır aralarında tebessüm ettiren olaylar da vardır. Kumaş temini için doldurulan bir formda yaşını yirmi beş olarak yazan hanımın, “Genç olduğunuz için kumaş verilemeyecektir” cevabını alması, dönemin bürokrasisini mizahi bir şekilde yansıtır.
Babam yalnızca ders anlatan bir öğretmen değildir. Öğrencilerinin isteğiyle bir futbol takımı kurar. Türk okulunun Ermeni okulu ile yaptığı maçta yaşanan heyecan, sporun öğrenciler üzerindeki birleştirici etkisini gösterir. Yaz tatillerinde köyüne döndüğünde ise toprağın bereketini, köy hayatının huzurunu ve insanların üretimle kurduğu bağı sevgiyle anlatır.
Anılar arasında beni en çok etkileyen bölümler, babamın eğitim anlayışını anlatanlardır. O yıllarda birçok okulda dayak bir disiplin yöntemi olarak görülürken, babam bunun doğru olmadığını savunur. Bir öğrencinin hatasının ölçülü değerlendirilmesi gerektiğine inanır. Cezanın öfkeyle değil, eğitim anlayışıyla verilmesini ister.
Babam, yüksek zekâlı ve hareketli öğrencisi Alpay Kelâmi’yi cezalandırmak yerine onun enerjisini doğru yönlendirmeyi seçtiğini anlatır. Prof. Dr. Alpay Kelâmi, gün gelir dünyaca tanınan bir bilim insanı olur. Babam, yıllar sonra Berlin’de yollarının yeniden kesiştiğini ve eski öğrencisinin kendisini muayene ettiğini de notlarında belirtir.
Babamın hatıraları, iyi bir öğretmenin adaletli davranan, öğrencisini tanıyan, güven veren ve insan kazanmaya çalışan kişi olduğunu gösteriyor. Temennim, öğretmenlerimiz nezdinde emeğin, ehliyetin, sorumluluğun ve öğrenciye verilen değerin her zaman ön planda tutulduğu bu anlayışın günümüzde de yaşatılmasıdır.
20 Temmuz’un bizlere kazandırdığı barışın, özgürlüğün ve güven içinde yaşama iradesinin kıymetini bilerek, bu değerleri gelecek nesillere aynı bilinç ve sorumlulukla taşımak en büyük görevimiz olmalıdır.