Zaman mı Geçiyor, Yoksa Biz mi Koşturuyoruz?

Son yıllarda en çok kurduğumuz cümlelerden biri de;

Son yıllarda en çok kurduğumuz cümlelerden biri de;

“Zaman ne çabuk geçiyor…”

Çocuklarımızın büyümesine, saçlarımıza düşen beyazlara, takvim yapraklarının hızla eksilmesine bakıp aynı cümleyi kuruyoruz.

**Peki gerçekten zaman mı hızlandı, yoksa biz mi hayatın içinde sürekli koşar hâle geldik?

Sabah gözümüzü açar açmaz başlayan bir telaşın içindeyiz. Telefon bildirimleri, yetişmesi gereken işler, bitmeyen toplantılar, alışveriş listeleri, trafik, ev işleri… Gün boyunca bir işten diğerine koşarken çoğu zaman bulunduğumuz anın farkına bile varamıyoruz. Gün bitiyor ve kendimizi, “Bugün de hiçbir şeye yetişemedim.” derken buluyoruz.

**Oysa hayat, yalnızca yapılacaklar listesinden ibaret değildir.

Eskiden insanlar daha az mı meşguldü, bunu söylemek zor. Ancak bir fincan çayın etrafında edilen sohbetler, komşuya yapılan kısa ziyaretler ya da ailece yenilen akşam yemekleri bugün hâlâ hafızamızda. Çünkü o anlarda insanlar sadece aynı ortamı değil, aynı zamanı da paylaşıyordu.

**Bugün ise aynı masada oturan aile bireylerinin her biri farklı bir ekrana bakabiliyor. Birlikteyiz ama gerçekten birlikte miyiz?

Bazen bir çocuk heyecanla okulda yaşadığı bir olayı anlatmak ister. Biz ise “Bir dakika…” deriz. O bir dakika, çocuğun içindeki heyecanın sessizce sönmesine yetebilir.

Bazen de yaşlı bir anne ya da baba eski bir anısını paylaşmak ister. “Şimdi biraz işim var, sonra konuşuruz.” diye cevap veririz. Oysa bazı sohbetlerin telafisi olmayabilir.

Hayatın en değerli anları çoğu zaman planlanmış büyük mutluluklar değildir. Birlikte içilen bir kahve, içten bir sohbet, beklenmedik bir kahkaha ya da sevdiğimiz birinin gözlerinin içine bakarak geçirilen birkaç dakikadır.

Belki de zamanın hızlanmasının nedeni takvimler değil; dikkatimizi sürekli bir sonraki ana taşıyan yaşam biçimimizdir. Sürekli yetişmeye çalışırken, içinde bulunduğumuz anı kaçırıyoruz.

Elbette sorumluluklarımız var. Çalışacağız, üreteceğiz, hedeflerimize ulaşmak için emek vereceğiz. Ancak bütün bunları yaparken hayatı ertelememeyi de öğrenmeliyiz. Çünkü “Bir gün…” diye beklediğimiz birçok şey, aslında bugün yaşayabileceğimiz küçük mutlulukların toplamıdır.

Öyleyse bu hafta kendimize küçük bir söz verelim. Bir fincan kahveyi acele etmeden içelim.. Çocuğumuzun anlattığı hikâyeyi sözünü kesmeden sonuna kadar dinleyelim. Telefonumuzu birkaç dakikalığına kenara bırakalım. Çünkü hayat, bazen tam da o küçük molalarda kendini hissettirir.

Günlük Hayattan Birkaç Küçük An…

Yakın zamanda yurt dışındaydık. Trenle seyahat ederken karşımıza iki çocuklu bir aile oturdu. Çocuklardan biri heyecanla okulda yaşadığı bir olayı anlatmaya çalışıyordu. Anne ara sıra başını kaldırıyor, baba ise telefonundan gözünü ayırmıyordu. Çocuk birkaç kez daha konuşmayı denedi. Sonunda sessizce sustu ve o da önündeki ekrana yöneldi.

O an düşündüm; bazen çocuklar konuşmayı bırakmaz, dinlenmeyeceklerini düşündükleri için susarlar.


Bir market sırasında küçük bir çocuk annesinin elini çekiştirerek, “Anne, sana bir şey söyleyeceğim.” diyordu. Annesi ise sürekli, “Bir dakika… Kasaya gelelim.” diye cevap veriyordu. Belki gerçekten işi vardı. Ama çocuk için önemli olan anlatacağı şeydi. Biz yetişkinlerin “bir dakika” dediği süre, çocukların dünyasında bazen vazgeçmek anlamına gelebiliyor.


Bir okul ziyaretimde, bir öğrencinin heyecanla elini kaldırıp anlatmak istediği bir olayı, dersin akışı nedeniyle ertelemek zorunda kalmıştık. Okul çıkışında yanıma geldi ve aynı heyecanla anlatmaya devam etti. O gün bir kez daha anladım ki, çocuklar için en büyük mutluluklardan biri gerçekten dinlenmektir.

Hayatın değeri, çoğu zaman büyük olaylarda değil; işte bu küçük anlarda saklıdır. Belki de zamanın hızla geçtiğini düşünmemizin nedeni, bu anları fark edemeden yaşayıp geçmemizdir.

Ebeveynlere Not

Çocuklar, onlara ayırdığınız zamanın uzunluğunu değil, o zamanın içindeki ilgi ve sevgiyi hatırlar. Günde on beş dakikalık gerçek bir paylaşım, unutulmayacak anılar biriktirmek için bazen fazlasıyla yeterlidir.

Haftanın Cümlesi

“Zaman hep aynı hızla akar. Onu hızlı geçen, çoğu zaman bizim telaşımızdır.”
Bu haber 11 defa okunmuştur

:

:

:

: