Korkuyoruz!..

Lefkoşa'nın göbeğinde, insanların ekmek almak, alışveriş yapmak için girdiği bir süpermarkette yaşanan bıçaklı saldırı hepimizi derinden sarstı.

Lefkoşa'nın göbeğinde, insanların ekmek almak, alışveriş yapmak için girdiği bir süpermarkette yaşanan bıçaklı saldırı hepimizi derinden sarstı.
Genç bir kadın ölümün kıyısından döndü. Saldırgan daha sonra aynı bıçakla kendisini de ağır yaraladı. Olayın sosyal medyaya düşen görüntüleri ise toplumun hafızasına kazınacak kadar ürkütücüydü.
Aynı gün bir başka haber daha geldi. Lefkoşa'da şüpheli hareketleri nedeniyle durdurulan bir kişinin tam 2 bin 435 gündür, yani yaklaşık yedi yıldır ülkede ikamet izinsiz bulunduğu ortaya çıktı.
İşte durup düşünmemiz gereken nokta tam da burasıdır.
Bu iki olayın doğrudan bağlantılı değil elbette. Ancak ikisinin de ortak bir gerçeği yüzümüze çarptığı inkâr edilemez: Devletin denetim mekanizmalarında ciddi zafiyetler oluşmuştur.
Bir ülkede kimlerin yaşadığı bilinmiyorsa...
Kimlerin ne kadar süredir kaçak durumda olduğu tespit edilemiyorsa...
Kurallar uygulanmıyor, denetimler yıllarca yapılamıyorsa...
Vatandaşın güvenlik endişesi duyması kaçınılmaz hale gelir.
Kontrolsüz nüfus artışı yalnızca okul, hastane, yol veya altyapı meselesi değildir. Aynı zamanda kamu güvenliği meselesidir. Çünkü devlet, nüfusunu bilmeden güvenlik planlaması yapamaz. Ne polis teşkilatını doğru planlayabilir ne sağlık hizmetlerini ne de sosyal politikalarını.
Bugün birçok vatandaş çocuklarını tek başına sokağa göndermeden önce iki kez düşünmeye başladı. Kadınlar gece saatlerinde yürürken tedirgin oluyor. Esnaf iş yerini kapatırken eskisinden daha fazla endişe duyuyor. Bunlar bizim alışık olmadığımız gelişmelerdir. Bir toplum için alarm zilleridir.
Sorun yabancı düşmanlığı değildir.
Sorun, kimin hangi statüyle ülkede bulunduğunu bilen, kurallarını herkese eşit uygulayan güçlü bir devlet düzeninin eksikliğidir.
Ülkeye yasal yollarla gelen, çalışan, vergisini ödeyen, bu topluma katkı sağlayan binlerce insan vardır. Kimse onları hedef göstermemelidir. Ancak yıllarca kayıt dışı kalabilen insanların varlığı da normal karşılanamaz. Hukukun olmadığı yerde hem yerli hem yabancı mağdur olur.
Bugün artık 'bir şey olmaz' anlayışından vazgeçmek zorundayız.
Muhaceret sistemi yeniden ele alınmalıdır.
Sınır giriş-çıkışları etkin biçimde denetlenmelidir.
Kaçak yaşamayı mümkün kılan ihmaller ortadan kaldırılmalıdır.
Polis teşkilatı teknolojik ve personel açısından güçlendirilmelidir.
Nüfus politikası günlük hesaplarla değil, devlet ciddiyetiyle yönetilmelidir.
Çünkü güvenlik, tesadüf değildir.
Güvenlik, güçlü devletin en temel görevidir.
Vatandaşın evine huzurla dönebildiği, çocuğunu güven içinde okula gönderebildiği, kadınların korkmadan sokakta yürüyebildiği bir ülke oluşturmak zorundayız.
Bugün yaşananlar sadece bir asayiş haberi değildir.
Bunlar, devletin artık alarm veren güvenlik sistemine kulak vermesi gerektiğini gösteren çok ciddi uyarılardır.
Sorulması gereken soru şudur:
Daha kaç olay yaşandıktan sonra 'artık yeter' diyeceğiz? Bizden söylemesi…
Bu haber 57 defa okunmuştur

:

:

:

: