Kıbrıslı Türkleri görünmez kılan kim Sayın Cumhurbaşkanı?

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıslı Türklerin görünmez kılınmaya çalışıldığını söylüyor.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıslı Türklerin görünmez kılınmaya çalışıldığını söylüyor.
Hem de oldukça sert sözlerle…
“Bu ikisinin buluştuğu yer, Kıbrıslı Türklerin görünmez kılınması, dünyayla buluşamamasının sağlanması!” diyor.
Buradaki “ikisi” ise Rum Liderliği ile Kuzey’deki çözümsüzlük anlayışı…
Ardından da ekliyor:
“Ne birine teslim oluruz ne de öbürüne!”
Güzel… İtirazımız yok.
Kıbrıslı Türklerin dünyayla buluşmasının önündeki engellere karşı çıkmak da, Kıbrıslı Türklerin haklarını savunmak da Cumhurbaşkanı’nın görevidir.
Ama insan ister istemez soruyor:
Sayın Cumhurbaşkanı, Kıbrıslı Türkleri görünmez kılmaya çalışan kim?
KKTC’de yaşananlara tepki gösteren, Rum tarafının Kıbrıslı Türklere yönelik baskıcı ve dışlayıcı tutumlarına karşı çıkan, Güney Kıbrıs’ın her fırsatta Kuzey’i ve Kıbrıslı Türkleri dünyadan izole etmeye yönelik girişimlerini eleştirenler mi?
Yoksa her hafta en az bir kez ara bölgede bir araya gelip görüşeceğiniz, sohbet edeceğiniz, müzakere masasında muhatap alacağınız Rum Lider Nikos Hristodulidis mi?
İşte burada Cumhurbaşkanı’nın açıklaması havada kalıyor.
Çünkü hem nalına hem mıhına vurmak, özellikle Kıbrıs meselesinde artık kimseyi ikna etmiyor.
Bir tarafta Kıbrıslı Türklerin dünyayla buluşmasını engelleyen Rum yönetiminin uygulamaları olacak…
Diğer tarafta ise bu uygulamalara karşı çıkanlarla, “çözümsüzlük anlayışı” adı altında aynı kefeye konulacak.
Olmaz!
Kıbrıslı Türklerin dünyayla buluşmasının önündeki en somut engellerden biri, Güney Kıbrıs’ın kendisini bütün Kıbrıs’ın tek meşru temsilcisi olarak görmesi ve Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesini yok sayması değil midir?
Sporundan kültürüne, eğitiminden ekonomisine kadar Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda karşılaştığı engellerin önemli bir bölümü Rum tarafının itirazları üzerinden şekillenmiyor mu?
Şimdi bunları yüksek sesle dile getirenlere de “çözümsüzlük anlayışı” etiketi yapıştırmak ne kadar hakkaniyetlidir?
Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylediği bir başka cümle daha var:
“Ben sözümü muhataplarımın gözüne bakarak söylüyorum ve söyleyeceğim. Sözüne güvenen sözünü gözüme söyler!”
O halde biz de aynı açıklıkla soralım:
Rum Lider Hristodulidis’in gözünün içine bakarak, Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda görünür olmasının önündeki engelleri kaldırmasını isteyecek misiniz?
Kıbrıslı Türklerin sporcularının, sanatçılarının, öğrencilerinin, iş insanlarının, kültür insanlarının dünyayla doğrudan buluşabilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını talep edecek misiniz?
Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin sadece müzakere masasında kullanılan bir kavram değil, günlük hayatın her alanında somut biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyecek misiniz?
Ve daha önemlisi…
Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” üzerinden Kıbrıslı Türklerin iradesini temsil etme iddiasına karşı açık ve net bir tavır ortaya koyacak mısınız?
Çünkü mesele tam da burada düğümleniyor.
Kıbrıslı Türklerin görünür olmasını istiyorsak, onları görünmez kılanlara karşı açıkça konuşmak zorundayız.
Adres de belli.
Muhatap da belli.
İki tarafın aynı derecede sorumluymuş gibi gösterildiği bir denklem kurulduğunda, ortaya adalet değil bulanıklık çıkar.
Kıbrıs Türk halkı artık bu bulanıklıktan yoruldu.
Şimdi Cumhurbaşkanı çıkıp “Kıbrıslı Türkleri görünmez kılmaya çalışanlara izin vermeyeceğim” diyorsa, bunu sonuna kadar destekleriz.
Ama o zaman sözün hedefi de net olmalı. Bizden söylemesi…

Bu haber 28 defa okunmuştur

:

:

:

: