Avrupa’da üzen şampiyonluk!..

Başlığa bakıp da Türkiye Kadın Voleybol Milli Takımı’nın Avrupa Şampiyonluğu’ndan söz ettiğimizi sanmayın.

Başlığa bakıp da Türkiye Kadın Voleybol Milli Takımı’nın Avrupa Şampiyonluğu’ndan söz ettiğimizi sanmayın.
O şampiyonluk hepimizi gururlandırdı.
Bizim sözünü ettiğimiz enflasyondaki şampiyonluk!
İstatistik Kurumu’nun açıkladığı rakamlara göre KKTC’de ağustos ayında enflasyon yüzde 3,04, yıllık enflasyon ise yüzde 37,7 olarak gerçekleşti.
Güney Kıbrıs’ta yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 4, Avrupa Birliği ortalaması ise yüzde 3 seviyelerinde.
Tablo ortada.
Enflasyonda Avrupa’nın en yüksek oranlarıyla karşı karşıyayız.
Enflasyon yalnızca market rafındaki fiyatların yükselmesi değildir.
Enflasyon, insanın hayat standardının her geçen gün biraz daha aşağı çekilmesidir.
Maaşınız artar ama cebiniz rahatlamaz.
Asgari ücret yükselir ama birkaç ay sonra o artışın satın alma gücü erir.
Emekli maaşı yükselir ama pazara gittiğinizde aynı sepeti dolduramazsınız.
Çalışan daha fazla kazanıyor gibi görünür ama ay sonunda elinde yine daha az para kalır.
İşte enflasyonun en tehlikeli tarafı budur.
İnsanın kazancını değil, umudunu da tüketir.
Enflasyon bir toplumu çürüten kanser gibidir.
Yavaş yavaş ilerler.
Önce alım gücünü kemirir.
Sonra orta sınıfı zayıflatır.
Ardından borçluluğu artırır.
İnsanları tasarruf edemez hale getirir.
Geleceğe yönelik planları erteler.
Ve sonunda toplumda ciddi bir umutsuzluk yaratır.
Bu nedenle enflasyonu yalnızca ekonomik bir gösterge olarak görmemek gerekir.
Enflasyon aynı zamanda sosyal bir meseledir.
Çünkü hayat pahalılığı arttıkça insanlar daha fazla çalışmak zorunda kalır. Aile bütçeleri zorlanır. Gençler gelecek planlarını erteler. İnsanlar eğitim, sağlık, kültür ve sosyal yaşam gibi temel ihtiyaçlarında bile tasarrufa gitmeye başlar.
Daha da önemlisi…
Enflasyon adalet duygusunu zedeler.
Sabit gelirli insanın maaşı aynı hızda artmazken bazı kesimler fiyat artışlarını gelirlerine yansıtabilir.
Böylece toplumun farklı kesimleri arasındaki ekonomik uçurum büyür.
İnsanlar çalıştıkça fakirleştiğini düşünmeye başladığında ise yalnızca ekonomi değil, toplumsal huzur da zarar görür.
İşte bu nedenle enflasyonla mücadele, “rakamları düşürme” mücadelesinden çok daha fazlasıdır.
Bu mücadele aynı zamanda toplumun geleceğini koruma mücadelesidir.
Peki ne yapacağız?
Her fiyat artışında maaşları artırarak mı sorunu çözeceğiz?
Yoksa fiyatların neden sürekli arttığını mı sorgulayacağız?
Elbette çalışanların ve dar gelirlinin alım gücünü korumak zorundayız.
Ancak yalnızca ücretleri artırmak, üretim ve fiyat istikrarı sağlanmadan yapıldığında, bir süre sonra yeni fiyat artışlarını beraberinde getirebilir.
Dolayısıyla mesele bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Şampiyonluk güzeldir.
Ama bazı şampiyonluklar vardır ki alkışlanmaz.
Kutlanmaz.
Madalyası takılmaz.
Tam tersine, toplumun geleceği adına alarm zillerinin çalmasına neden olur.
Enflasyondaki şampiyonluk da işte böyle bir şampiyonluktur.
Bizden söylemesi…
Bu haber 13 defa okunmuştur

:

:

:

: