Çocukluk aşkı mı, Doğu Akdeniz hesabı mı?

İnsanın bazen içinden, “Bayram değil, seyran değil; eniştem beni niye öptü?” diye sormak geliyor.

İnsanın bazen içinden, “Bayram değil, seyran değil; eniştem beni niye öptü?” diye sormak geliyor.
Hele ki öpen, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ise…
Herzog dün Güney Kıbrıs’ta Rum lider Nikos Hristodulidis ile görüştü. Masada turizm vardı, ticaret vardı, enerji vardı, güvenlik ve savunma vardı. Yani iki tarafın ilişkilerinin neden her geçen gün daha stratejik bir nitelik kazandığını gösteren başlıkların tamamı masadaydı.
Ama asıl dikkat çekici olan Herzog’un sözleriydi:
“Ülkenizi seviyorum; çocukluktan beri seviyorum.”
İyi de insan merak ediyor…
Bu çocukluk aşkı nereden geliyor?
Kıbrıs’a duyulan sevgi elbette sorgulanamaz. Bir ülkenin başka bir ülkeye yakınlık hissetmesi de olağan. Fakat devletlerarası ilişkilerde romantik cümlelerden çok, çıkarlar ve stratejik hedefler konuşulur.
Ve bugün ortaya çıkan tabloya baktığımızda ortada yalnızca bir “çocukluk sevgisi” olmadığını görmek gerekiyor.
Çünkü İsrail ile Güney Kıbrıs arasındaki ilişki son yıllarda açık biçimde stratejik ortaklık düzeyine taşınıyor.
Nitekim Hristodulidis de Herzog ile görüşmesinde bu stratejik ortaklığın “tüm düzeylerde” nasıl daha da güçlendirilebileceğini konuşmak istediğini söyledi. Turizmde ise İsrail’den Güney Kıbrıs’a haftada 200’ün üzerinde uçuş gerçekleştiğini açıkladı.
Daha da önemlisi…
Bu ilişki yalnızca Güney Kıbrıs ile İsrail arasında kalmıyor.
Bunun bir Yunanistan ayağı var.
İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan üçlü mekanizması yıllardır düzenli biçimde işletiliyor.
Şimdi ise Herzog yeni bir halka öneriyor:
İsrail-Güney Kıbrıs-Lübnan üçlü görüşmesi.
Herzog bunun kendi “rüyası” olduğunu ve bölgesel barış açısından önemli bir adım olacağını söyledi.
Doğu Akdeniz'de yeni bir siyasi, ekonomik ve güvenlik mimarisi şekilleniyor.
Peki bu denklemde Türkiye nerede?
İşte asıl sorulması gereken soru budur.
Çünkü Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin çok güçlü bir coğrafi konumu var.
KKTC var. Türkiye'nin garantörlük hakkı var. Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve siyasi varlığı var.

Ve bütün bunların yanında enerji yolları, deniz yetki alanları ve bölgesel güvenlik dengeleri bulunuyor.
Doğu Akdeniz'de herkes satranç tahtasındaki taşlarını yeniden konumlandırırken, “Biz bu oyunda yokuz” deme lüksümüz yok.
Kıbrıs Türk halkının geleceği açısından mesele, kimin kimi çocukluğundan beri sevdiği değil…
Kimin hangi stratejik hesabı yaptığıdır. Uyanık olmalıyız. Bizden söylemesi…
Bu haber 47 defa okunmuştur

:

:

:

: