Okullar açıldı kaos başladı!..

Okulların açılacağı gün belliydi.

Okulların açılacağı gün belliydi.
Takvim belliydi.
Öğrenciler belliydi.
Veliler belliydi.
Ama nedense öğrenci taşımacılığı konusunda yaşanabilecek kriz bir türlü belli olmadı!
Sonuç?
Eğitim yılının ilk günü bazı öğrenciler okullarına ulaşmakta zorlandı, veliler ne yapacağını şaşırdı, okulların açılışı daha ilk günden tartışmaların gölgesinde kaldı.
Kar-İş Başkanı Fuat Topaloğlu, Milli Eğitim Bakanlığı ile saatler süren toplantının ardından uzlaşı sağlanamadığını açıkladı.
Bakanlığa bağlı okullarda öğrenci taşımacılığı yapılmayacak.
Topaloğlu, meselenin yalnızca ücret artışı olmadığını, yasal taşıma sözleşmelerinin hayata geçirilmesi ve sektörün temel sorunlarının çözülmesi gerektiğini söylüyor.
Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ise öğrenci taşımacılığında güvenliğin tartışma konusu yapılamayacağını belirtiyor.
Mesleki sürücü belgeleri, işletme belgeleri, otobüslerin muayeneleri, emniyet kemerleri, perdeler ve klimaların çalışır durumda olması gibi başlıkların toplantıda ele alındığını ifade ediyor.
Bunların tamamı tartışmasız şekilde önemli.
Çünkü çocuklarımızı taşıyan araçların güvenli olması konusunda taviz verilemez.
Ama… İyi de çocukların suçu ne?
Okulların açılacağı tarih aylar öncesinden belli değil miydi?
Öğrenci taşımacılığı gibi her eğitim yılının vazgeçilmez bir hizmetinin başlayabilmesi için gerekli hazırlıkların daha önceden tamamlanması gerekmiyor muydu?
Eğer taşımacılık sektörünün sorunları varsa, bunlar okulun ilk gününe mi bırakılmalıydı?
Eğer Bakanlığın güvenlik konusunda yerine getirilmesini istediği şartlar varsa, bunların uygulanması için neden son güne kadar beklendi?
Eğer taşımacıların haklı talepleri varsa, neden öğrencilerin okula başlayacağı güne kadar çözülemedi?
İşte asıl sorgulamamız gereken mesele budur.
Çünkü burada taraflar birbirleriyle mücadele ederken arada kalan taraf öğrenciler ve veliler oluyor.
Bir tarafta geçimini bu sektörden sağlayan taşımacılar var.

Diğer tarafta güvenli ve düzenli bir taşımacılık sistemi oluşturmakla yükümlü devlet var.
Ve tam ortada, sabah erkenden çantasını sırtına takıp okuluna gitmek isteyen çocuklarımız…
Onların ne Kar-İş ile Bakanlık arasındaki pazarlıktan haberi var ne de hangi sözleşmenin imzalanıp hangisinin imzalanmadığından.
Onların tek bildiği şey okulun açıldığı ve okula gitmeleri gerektiği.
Bu nedenle kim haklı, kim haksız tartışmasının ötesinde bir noktaya bakmamız gerekiyor:
Devlet mekanizması neden bu krizi eğitim yılının ilk gününe taşıdı?
Sektörün yasal, sürdürülebilir ve güvenli bir sisteme kavuşması isteniyorsa bunun yolu masadan geçer.
Ama o masa, öğrenciler okul kapısında kaldıktan sonra değil, okullar açılmadan çok önce kurulmalıydı.
Hafta sonu eylem kararının alınması elbette eleştirilebilir.
Fakat devlet ile sektör arasındaki iletişimde yaşanan bir anlaşmazlığın bedelini çocuklara ödetmek kabul edilebilir değildir. Eğitimin ilk günü okullarımızın ders zili yerine taşımacılık kriziyle gündeme gelmesi hiç şık olmadı. Bizden söylemesi…
Bu haber 20 defa okunmuştur

:

:

:

: