Siyasette Kadın Olmak: Kırsalda Cesaret Daha Büyük Bir Adım

Siyasette kadın olmak, bugün hâlâ cesaret isteyen bir adımdır. Ancak konu kırsalda yaşayan bir kadının siyasette yer alması olduğunda bu cesaretin anlamı biraz daha büyür.

Siyasette kadın olmak, bugün hâlâ cesaret isteyen bir adımdır. Ancak konu kırsalda yaşayan bir kadının siyasette yer alması olduğunda bu cesaretin anlamı biraz daha büyür.

Çünkü kırsalda kadın olmak; üretmek, ailesine sahip çıkmak, evin sorumluluğunu taşımak, çoğu zaman görünmeyen emeği omuzlamak ve bütün bunların yanında yaşadığı bölge için mücadele etmektir.

Kırsalda kadınlar hayatın tam merkezindedir. Tarımda, hayvancılıkta, küçük işletmelerde, kooperatiflerde, eğitimde ve sosyal yaşamda önemli sorumluluklar üstlenirler. Ancak bu emeğin karar alma mekanizmalarına yansıması her zaman aynı ölçüde mümkün olmaz.

Bir kadın siyasete adım attığında yalnızca bir görev için aday olmaz. Aynı zamanda yıllardır sözünü yeterince duyuramayan kadınların, gençlerin, üreticilerin ve kırsalda yaşayan insanların sorunlarını da gündeme taşımak ister.

Elbette bu yol kolay değildir. Kadının yaptığı işten önce nasıl göründüğü, söylediği sözden önce nasıl konuştuğu, ortaya koyduğu projeden önce kimlerle hareket ettiği tartışılabilir. Bazen bir erkek için sıradan karşılanan bir siyasi adım, bir kadın için çok daha fazla sorgulanabilir.

Özellikle küçük yerleşim yerlerinde herkesin birbirini tanıdığı, sosyal ilişkilerin iç içe geçtiği bölgelerde kadınların siyasette görünür olması ayrı bir toplumsal sınavdır. Fakat tam da bu nedenle kadınların yerel yönetimlerde, belediye meclislerinde ve karar alma süreçlerinde bulunması önemlidir.

Çünkü kırsalın ihtiyaçlarını yalnızca uzaktan gözlemleyerek anlamak mümkün değildir. O bölgenin yollarını bilen, üreticisinin yaşadığı zorluğu gören, çocukların eğitim imkânlarını bilen, kadınların ekonomik hayata katılma mücadelesine tanıklık eden insanların karar mekanizmalarında söz sahibi olması gerekir.

Kadınların siyasette bulunması bir ayrıcalık talebi değil, eşit katılım hakkının doğal bir sonucudur.

Burada asıl mesele kadınların siyasete girmesi kadar, girdikleri yerde fikirleriyle, projeleriyle ve çalışmalarıyla var olabilmeleridir. Kadınlar yalnızca temsil edilmek değil, karar vermek ve çözüm üretmek de istiyor.

Kırsalda yaşayan kadınlara özellikle şunu söylemek isterim: Yaşadığınız yerin küçük olması hayallerinizin de küçük olması gerektiği anlamına gelmez. Ürettiğiniz, emek verdiğiniz ve sorunlarını bildiğiniz bir bölge için söz söylemekten çekinmeyin.

Siyaset yalnızca belirli çevrelerin, belirli ailelerin veya belirli meslek gruplarının alanı değildir. Siyaset, yaşadığı toplum için sorumluluk hisseten herkesin katılabileceği bir alandır.

Belki de artık en çok ihtiyacımız olan şey, kadınların birbirine rakip olarak değil, birbirinin yolunu açan insanlar olarak bakabilmesidir.

Çünkü bir kadının cesaret ederek attığı adım, kendisinden sonra gelecek başka bir kadına da yol gösterebilir.

*Kırsalda kadın olmak zaten büyük bir emek ve mücadele. O emeği karar mekanizmalarına taşımak ise bir başka cesaret meselesidir. Kadınlar sadece hayatı omuzlayan değil, hayatın geleceğine karar verenler arasında da olmalıdır.*

Yazının ana mesajı: Kırsalda kadın yalnızca üreten, yetiştiren ve sorumluluk alan kişi olmamalı; yaşadığı bölgenin geleceği hakkında karar verenler arasında da yer almalı.

Bence bu yazının en güçlü tarafı, herhangi bir siyasi partiye veya kişiye odaklanmadan kadınların yerel siyasetteki varlığını ve temsil hakkını gündeme taşıması. Star Kıbrıs'taki köşe yazısı serin için de güçlü bir konu.
Bu haber 7 defa okunmuştur

:

:

:

: