Yoksa bize bayram haram mı?

Bizim evde bayramlar, ‘eski’ bayramlar gibi kutlanmaya devam ediyor.

Bizim evde bayramlar, ‘eski’ bayramlar gibi kutlanmaya devam ediyor.

-Tam olmasa da büyük ölçüde öyle!-

Yani; çikolatalar alınır,  cevizli, bademli kadayıf pişirilir, hem de bir kaç tepsi birden,

salon özel olarak bayram için hazırlanır, etraf çiçeklerle süslenir....

Ve bayram sabahı erkenden akrabalar, komşular, arkadaşlar bize ziyarete gelirler.

İlk gün, kimin geleceğini biliriz. Yıllardır aynı saatte bayram kutlamaya gelen yeğenlerimiz var.  Annem de babam da kendi ailelerinin büyüklerinden olduğu için bizim ev bayram süresince tam bir bayram yeri gibidir.

Kahveler içilir, tatlılar yenir, hal hatır sorulur, salon bize yetmez olur, fazladan sandalyeler çıkarılır. Bayram süresince yemek sofraları da genelde kalabalık ve farlı bir lezzette olur.

Buraya kadarki tanım güzel. Uzun süredir görmediğimiz akrabalarla görüşme imkanı sağlayan bayram Tatlıların yendiği, kaynaşmanın, paylaşmanın pekiştirildiği önemli bir zemin gibidir.

Dıştan, pek de incelemeden bakıldığında bayramın bu olumlu taraflarını biz hala yaşıyor gibiyiz. Ancak azacık konuşulan konulara daha dikkatli bakarsak Esasında, bayramda bir araya gelip umutsuzluğu, belki de çaresizliği ve kötümserliği gerekenden daha fazla ürettiğimizi de rahatlıkla iddia edebiliriz.  

Doğrudur. Aile, akrabalar, tanıdıklar bir aradaydı. Ancak konuşulan konular şöyleydi; Türkiye’de bir genç kadının başı kesildi. Şüpheli teslim oldu ama, yok yaşını küçülttüler, yok kadının ailesine para teklif ettiler. Cinayet şöyle kötüydü, böyle işkence vardı...Kısacası, kanunlar düzgün çalışıyor mu? Cinayetler artıyor mu? Dünya daha tehlikeli ve vahşi mi oluyor?

Bu değişen dünyada hala kadınlar daha fazla mı zarar görüyor? Soruları bu olayla birlikte yeniden tartışılıyordu. Bu bayram gününde iç karartıyordu.

Derken diğer akrabalar da bayram kutlamasına geldiler. Ve konu değişiyor.  Kadayıflar yendiğinde ağzımız tatlandı belki konular da tatlanır derken Bayramlarda hiç tanımadık kalabalık çocuk gruplarının mahalle mahalle dolaşıp bayram kutlayıp harçlık topladıklarından konu açıldı.

Nasıl olduysa kısa bir süre sonra konu, Kıbrıs’ta artan hırsızlık olaylarına geldi. Karı koca evde uyurken eve hırsız girmiş. Filanın camı kırılmış çantası çalınmış. Diğeri evine alarm taktırmış. Birini ise eve giren hırsız yatağa bağlamış!

Hırsızlık konusu alıp başını gitmeden, Allahtan kapı tekrardan çaldı, Yaşasın! Komşular geldi.

İyi oldu. Konu değişir, az da olsa bayramda yüzümüzü güldürecek bir sohbet açılır belki... Ama olmadı! “Kadayıf alır mısınız?” dedim, “Biz şeker hastasıyız”. “Tatlı yiyemeyiz!” diye bir cevap geldi ve konu sağlığa yani ne kadar sağlıksız olduğumuza. Tarımın zaman zaman ne kadar kontrolsüz yapıldığına, hastanelerin yoğunluğuna geldi. Yüksek tansiyon şeker, kolesterol ve kanser konuşulmaya başlandı.

Sonuç: Biz bayram için tüm hazırlığı yapmıştık. Çevremizdeki kişiler de gayretliydi. Bayram için bir niyet ve uğraş vardı, ancak olaylar, yaşananlar, düzenimiz, sağlığımız bu olumlu niyeti zorluyor gibiydi!

Yoksa bize bayram haram mı? İyi Pazarlar...
Bu haber 168 defa okunmuştur

:

:

:

: