Akova Kadınlar Derneği, yaptıkları çalışmalar ile günümüz kadınlarına örnek olmayı çoktan hak etmişler…
Değerli okurlarım herkese iyi pazarlar. Kadın olmak zordur, hele birde ataerkil bir toplumda kadın olmak çok daha zordur. Kadın; sosyal hayatta çalışan ev ekonomisine katkıda bulunan, evinde yuvasını çekip çeviren, çocuklarına fedakar anne, eşine kusursuz hizmet eden ve daha birçok ulvi görev. Peki bunca sıfatı içinde barındıran kadın gereken sevgiyi, şefkati görebiliyormu? Şimdiden sizi duyar gibiyim. Nerde…
Geçtiğimiz pazartesi programıma konuk olan Akova Kadınlar Derneği Başkanı Aysel Bodi ve derneğin Asbaşkanı Hasibe Ünüvardır, güçlü kadının modelinin en iyi temsilcileri bence. Çünkü kendi çabaları ile yaşadıkları bölgede haklarını arayabilme ve madur durumdaki bayanlara yardım etmeyi görev bilmişler kendilerine. Kendileriyle tanıştığım ilk dakikalarda zaten anlamıştım ne kadar güçlü olduklarını. Dimdik duruşları ve buna destek veren kararlı bakışları resmen örnek temsil ediyordu.
Akova Kadınlar Derneği Başkanı Aysel Bodi, çok uzun yıllar yurtdışında yaşamış, ardından da ailesi ile birlikte vatanlarına dönmüşler. As Başkan Hasibe Hanım ise doğma büyüme Akovalı. İkisi de ev hanımı ve ilkokul mezunu. Burada iki şeye dikkat etmenizi isteyeceğim, eğitim ve öğretim çok önemlidir. Kız çocuklarının özellikle okutulması gerekir. İleri ki yaşantısında ekonomik özgürlüğü olsun, eşine yeri geldiğinde resti çekebilsin diye, Toplumda ezilmesin söz sahibi olabilsin diye. Buna karşılık son yıllarda yapılan araştırmalarda ise üniversite mezunu kadınların çok daha fazla şiddet gördüğünü de unutmayalım lütfen. Bence kadın her şeyden önce kendini ne olursa olsun heryerde ve herşekilde saydırmayı bilmeli. Buda sadece eğitimle olmuyor görüldüğü üzere.
***
Başkan’a, ilk sorum Denek hakkında oldu. Akova Kadınlar Derneği, 2001 yılında Aysel Hanım’ın öncülüğünde kurulmuş. Amaç, kırsal kesimde yaşayan, halkı eğitmek, kültür ve spor alanında erkeklerle eşitliği sağlayabilmekmiş. Yönetim kurulu on bir hanımdan oluşmakta. Onlarca üyesi var derneğin. Burada hanımlar çeşitli aktivitelerde bulunuyor. Gün geliyor geziler düzenleniyor, gün geliyor konferanslara katılıyorlar. Akovalı hanımlar boş kalmayı pekte sevmiyormuş. El iş ile uğraşanlarda oldukça fazlaymış. Dernek olarak birçok kadın derneğine de kuruluşlarında ve çalışmalarında yardım etmişler. Aynı zamanda, yardıma muhtaç olan hanımlara da ellerinden geldiğince yardım ediyorlarmış.
‘KOL KIRILIR İÇİNDE KALIR’
Asıl konumuz kadınların maruz kaldığı şiddet tabi ki. Aysel Hanım şiddetin sadece güçsel olarak değil, sözlü ve cinsel olarak ta görüldüğünü söyledi. Kadınlar sadece eşlerinden şiddet görmüyor. Babadan, abiden, amcadan, dayıdan da şiddet görebiliyormuş. Bodi, hiçbir şekilde kadının şiddet görmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını anlatırken, kadınların haklarını arabilmesi gerektiğini savundu. Türk toplumunun en büyük yanlışlarından biridir maalesef ‘kol kırılır içinde kalır’ mantığı. Kadın şiddeti görür ve kimselere bir şey diyemez. Utanır, yuvasını özelliklede çocuklarını düşünür. Allah korusun yuvası yıkılsa napacak, nereye gidecek? Birde çocuklarının geleceği korkusu iyiden iyiye susturuyor mağdur kadını. Hasibe hanım, bu tür olaylarda kadına ellerinden gelen tüm yardımı yapabileceklerini anlattı bizlere.
Hasibe Hanım çok önemli bir konuyada değindi programda. Beklide bu söyledikleri erkeklerin şiddet uygulamasında yatan en önemli nedenlerden biriydi bence. Şiddet ile eğitim. Şimdi hepimiz çocukluğumuza bir kere dönelim. Annelerimiz genellikle haya yaptığımızda hafifte olsa ya bir tokat ile yada hafiften sarsarak bizi uyarmamışmıdır. Evet seslerini duyar gibiyim. İşte bu yıllar sonra o çocuklar büyüyor ama bilinçaltında şiddetin eğitme yolu olduğunu kalıyor. Alın size sağlıklı evlilikler sağlıklı çocuk büyütmeler. İşte tam bu noktada öncelikle evdeki kadının yani annenin eğitilmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. Bunun misyon edinen Akova kadınlar derneği, her açıdan ilk olarak kadının eğitimine önem vurguluyor.
YEMEK KİTABI İLE GELİR SAĞLIYORLAR
Derneğin pek bir geliri yok. Açıkçası kendi yağları ile kavruluyorlar. bir dönem devletten destek almışlar ama şimdilerde kendi gelirlerini kendileri sağlamaya çalışıyor. Nasılmı? Bana göre çok başarılı bir yöntem. Yüzü aşkın kadının tarifinden oluşan bir yemek kitabı, bu kitabı değerli kılan bir özelliği de Kıbrıs’a özgü yemeklerden oluşması. Tam anlamıyla kültürel bir miras niteliğinde. Oldukça kaliteli kağıt üzerine basılmış olan bu yemek kitabındaki yemeklerin hepsi dernekçe denenmiş. Bir özelliği de hem Türkçe hem de İngilizce basılmış olması. Aysel Hanım bu kitabı herkese tavsiye ediyor. Kitapta neler mi var? Luvana Çorbasından, bulgur köftesine, çiçek dolmasından molehiya ya, pirohudan pilavunaya, ekmek kadayıfından, gullurukya ya birçok geleneksel lezzetin tarfini bulmak mümkün. Derneğe gelir sağlamasının yanında, kültürümüze ait olan bu seçkin yemeklerin unutulmaması, gelecek nesillere de aktarılması gerektiğini anlattı. Özellikle anneler kızlarının çeyizlerine bu kitaptan bir tane koymalı diyor. Sağolsun benim çeyizimi de düşünmüş olmalı ki bir tanede bana hediye etti. Kitabın adı ‘Kıbrıs Mutfağından Seçmeler’ birçok kitapçıda da satılıyor. Fiyat ise 35 TL, hem derneğe gelir, hem de evladiyelik olduğunu düşünürsek oldukça uygun.
Ülkemizde bu tür sivil toplum örgütlerinin varlığı, sadece yardıma muhtaç kadınlarımız için önem teşkil etmiyor. Daha çağdaş, daha medeni toplumların varolması içinde gereklidir. Hem ruhsal hem de fiziksel sağlığı yerinde annelerin yetiştirdiği çocuklar bu dünyanın geleceği. Emin olunuz ki ülkemizde bir kadınları koruyabilecek, topluma tekrar kazandırabilecek kuruluşlarımızda vardır. Yazımı bitirmeden önce bir kişiye daha teşekkür etmek istiyorum. Kadın ve kadın hakları üzerine çok başarılı çalışmalarda bulunan sayın Barış Başel’de teşekkürlerimi bildiriyorum. İyiki sizler varsınız.