'Cumhurbaşkanı seçilirsem, müzakere heyetinin başında ben olacağım'
'Aşırı uçlarda değilim, partim de aşırı uçlarda değildir'
'Hemen hiçbir konuda anlaşılmadı ki ben anlaşılan konuları reddedeyim'
Başbakan Derviş Eroğlu, Nisan ayında yapılacak seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilirse adadaki müzakere heyetinin başında kendisinin olacağını, ancak heyette bazı isim değişiklikleri yapabileceğini söyledi.
Eroğlu, Londra'daki temasları çerçevesinde Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi ve soruları yanıtladı.
Adada devam eden müzakerelere değinen Eroğlu, şimdiye kadar anlaşma ümidinin ortaya çıkmadığını kaydetti. Anlaşmanın iki tarafın da anlaşma niyetini ortaya koymasıyla mümkün olabileceğini ifade eden Eroğlu, 'Bugüne kadar 16 aydır yapılan müzakerelerde her şeye hayır diyen bir Rum temsilciyle karşı karşıyayız. Bugün Kıbrıs'ta müzakerelerin geldiği nokta uzlaşmazlık olarak izah edilebilir' dedi.
Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda müzakerelere kendisinin mi yoksa kendisinin belirleyeceği bir temsilcinin mi katılacağı yönündeki bir soruya Eroğlu, şu yanıtı verdi:
'Böyle bir düşünce içerisine girmedim. Yalnız benim aleyhime yürütülen kampanyalara cevap vermekle yetinmeye çalıştım. 'Eroğlu gelirse, müzakereler kesilir', 'Eroğlu uzlaşmazdır' gibi sözlere cevap yetiştirmeye çalışıyorum. Elbette Cumhurbaşkanı seçilirsem müzakere heyetinin başında ben olacağım, ama ekipte bazı isim değişiklikleri olabilir veya ekibe yeni isimler ilave edilebilir. Ama neticede müzakere masasındaki heyetin başında ben olacağım.'
Eroğlu, Cumhurbaşkanı seçilirse müzakerelerdeki mevcut anlaşılan konuları nasıl yürüteceğinin sorulması üzerine de, 'Anlaşılan bir tek konu vardır, o da yargı konusudur. Bu kabul edildiyse, bunu kabul etmiyorum, tekrar müzakere edelim diyecek bir durumum yok' dedi. Yargı konusu dışındaki, yönetim ve güç paylaşımı, AB, ekonomi, mülkiyet, harita, garantiler gibi konularda bir anlaşma olmadığını vurgulayan Eroğlu, 'Dolayısıyla hiçbir konuda hemen hemen anlaşmadılar ki ben anlaşılan konuları reddedeyim' dedi.
'TÜRKİYE'NİN, MÜZAKERE MASASINA OTURANI
DESTEKLEDİĞİNİ BEYAN ETMESİ GEREKİR'
'Özellikle Batı'nın sizi katı milliyetçi olarak görmesini nasıl değerlendiriyorsunuz' sorusuna ise Eroğlu, kendisinin ve partisinin 'aşırı uçlarda olmadığını' söyleyerek yanıt verdi.
Müzakere masasında 'devlet gerçeğinden' hareket edilmesi gerektiğini kaydeden Eroğlu, 'KKTC'de yaşayan bir kişi, yaşadığı çatının devlet olduğunu göremiyorsa o müzakere masasında başarılı olamaz. Ben kedimini müzakere masasında Rum tarafıyla eşit kabul ediyorum' dedi.
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın, KKTC'nin devlet olmadığını, toplum olduğunu hissettirmeye çalıştığını söyleyen Eroğlu, 'O nedenle, iki taraf da eşit olduğunu kabul ederse müzakere masasında bir anlaşmaya varılabilir' diye konuştu.
Partisinin tek başına iktidar olduğu gün, müzakere masasında oturan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı desteklediklerini söylediğini anımsatan Eroğlu, şunları kaydetti:
'Ama 'ben bilirim, ben yaparım' anlayışı içinde hareket etsin mesajı vermedik. Ama müzakere masasında oturan kişiyi ben de destekliyorum, anavatan Türkiye'de de hangi hükümet baştaysa desteğini beyan eder. Bu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Talat'ın seçilmesi için Türkiye yetkililerinin gayret sarf edeceği anlamına gelmez. Ama dış dünyaya karşı Türkiye'de hükümet edenler müzakere masasında oturanı desteklediklerini beyan etmeleri gerekir. Aksi takdirde, Türkiye anlaşma istemez gibi bir suçlamayla karşı karşıya kalabilir.'
Cumhurbaşkanı seçilirse 'gönlünde Başbakanlık için yatan bir ismin olup olmadığının' sorulması üzerine de Eroğlu, bunu şu an düşünmek dahi istemediğini, seçime gidildiğini ve seçime gidilirken birlik ve beraberliğin bozulmaması gerektiğini söyledi.
Eroğlu, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'ın KKTC'deki Cumhurbaşkanı seçimleriyle ilgili yorumlarının hatırlatılması üzerine de, Kıbrıs Türk halkının iradesini yönlendirmeye çalışmanın 'ayıp ve yanlış olduğunu' belirtti.
'KIBRISLI TÜRKLERİN ONURUYLA YAŞAYACAĞI BİR ANLAŞMA...'
Derviş Eroğlu bir başka soruya verdiği cevapta, müzakere masasında dik oturmasını bileceklerini ve Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin onuruyla yaşayacağı bir anlaşma arayışı içinde olacaklarını kaydetti.
Eroğlu, müzakere sürecinde gerektiği zaman dikleşeceklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Biz açıkta kalmış insanlar değiliz, bir devlet çatısı var. KKTC devleti var, anavatan Türkiye'nin garantörlüğü var. O bakımdan elbette müzakereler devam edecek, ama Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin onuruyla yaşayacağı bir anlaşma arayışı içinde olacağız.'
'Kıbrıs Cumhuriyeti içerisinde yaşamaya mahkum olup erimeye terk edilen bir halk olmayacaklarını' vurgulayan Eroğlu, 'Bunları söylediğiniz zaman uzlaşmaz oluyorsunuz. KKTC'nin başbakanıyım, herhalde 'KKTC'yi yıkacağım' dememi beklemezsiniz. Türkiye'de bir Başbakan 'Ben topraklarımdan vazgeçtim' diyebilir mi? Diyemez. Ama biz şimdi müzakere masasındayız. Müzakere masasında eğer uzlaşma niyeti varsa, karşılıklı al-ver ile, konu çözümlenebilecekse çözümlenir. Çözümlenemezse 100 yıl daha müzakere masasında oturulmaz tabii' diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti hükümetleriyle ilişkileri 'en sıcak noktaya çıkaran birisi' olduğunu kaydeden Eroğlu, kendi halkının menfaatlerini düşündüğü kadar anavatan Türkiye'nin de menfaatlerini düşündüğünü sözlerine ekledi.