Yakın geçmişe doğru analizli bir bakış açısıyla baktığımızda, temel olarak gözlemlerimizin, dünyadaki sosyal ve politik düzenlerin, ülkelerin sınırlarının ve geçmiş yüzyılın temel değerleri anlamında çok önemsenen ulus devlet yapı ve anlayışlarının değişim, dönüşüm ve evrimli ivmeleriyle karşılaşmaktayız.
Yirminci yüzyılın özellikle son on yılı, dünyada ve özellikle Avrupa’da ideolojik tansiyonun düşmesi, ardından ideolojik bariyerlerin ortadan kalkması, Doğu Blokunun çözülerek Soğuk Savaş’ın sona ermesi gibi önemli siyasal değişikliklere, özellikle, azınlıktaki ulusal kültürlerin ve kimliklerin yeniden hayatiyet kazanmasına sahne olmuştur. İdeolojik uydu devletlerden demokratik yönetime geçiş yapan yeni bağımsız ülkeler de 2004 ve 2007 yıllarındaki beşinci ve altıncı genişlemelerle AB’nin genişleme sürecine dâhil olmuşlardır. Coğrafî ve siyasî sınırları tartışmalı olmakla birlikte, Avrupa kıtasında yer alan 49 devletten 27’si AB üyesi; Türkiye, Makedonya ve Hırvatistan AB üye adaylarıdır. 19 Avrupa ülkesinin AB ile üyelik hukuku bulunmamaktadır. AB; 4.324.782 km2 yüzölçümü, 491.582.852 nüfusu ve ekonomik potansiyeli ile küresel bir güç adayıdır (CIA, The World Fact Book).
AB yapılanmasında, farklı dilleri ve kimlikleri bir arada yaşatarak paradoksal biçimde ortak bir Avrupa kimliği yaratmayı öngören ulus üstü yapılanma modelinin hayata geçirildiği en önemli alanlardan biri, dil politikalarıdır (İleri 2000: 6–66). AB dil politikaları ile ilgili resmî belgelerde, dil hakları insan haklarının bir parçası olarak değerlendirilmekte, iletişimde eşitlik temelinde, vatandaşların dillerini kullanma hakları teminat altına alınmaktadır. AB, konuyla ilgili olarak kurumsal bazda da örgütlenmiş, Şubat 2007’de aday ülkelerin gözlemci statüsü ile üye olabilecekleri Temel Haklar İçin Avrupa Birliği Ajansı’nı (FRA) teşkil etmiştir. Ancak, konuyla ilgili hükümler resmî belgelerin tamamında lâfzen yer almakla birlikte (1), bu hükümlerin hayata geçirilmesinde ne denli başarılı olunduğu tartışmalıdır. Gerçekte, azınlık hakları, gerek üye ülkelerde gerekse AB düzeyinde çıkar ve güvenlik değerlendirmelerinin gölgesindedir (‘azınlık’ ve ‘ulusal azınlık’ terimlerinin kavramsal, tarihî ve çağdaş perspektifleri ile ilgili olarak bk. Preece 1988). AB’nin, azınlık dilleriyle ilgili politikalarının, özellikle Avrupa’daki Türk uyruklulara ve Türkiye’deki toplumsal yapıya yönelik tutum ve taleplerinin çifte standarda dayalı olduğuna ilişkin ciddi kuşkular vardır.
Farklı etnik, kültürel ve dilbilimsel arka plana sahip yaklaşık 450 milyon AB vatandaşının farklılıklarının ve haklarının güvence altına alınması, AB’nin insan haklarıyla ilgili müktesebatının öncelikli maddeleri arasındadır. Bu amaçla, AB Temel Haklar Şartı çerçevesinde bölge, dil, din, inanç esaslı ayrımcılığı yasaklayan AB; bu farklılıklara saygıyı temel politika olarak kabul etmiştir. BM, antlaşma ve sözleşmelerine ilave olarak Bölge veya Azınlık Dilleri İçin Avrupa Şartı3 (1992), Ulusal Azınlıkların Korunması İçin Çerçeve Sözleşme (1995), AB-THŞ (2000), AB’nin ‘haklar’ ile ilgili temel başvuru kaynaklarıdır. BM, AK ve AB tarafından insan hakları bağlamında dil ve azınlık haklarıyla ilgili, üzerinde mutabakata varılan ve imzalanan her belgenin üye ülkeler için bağlayıcılığı vardır (2). Tarihsel yapılanış olarak bakıldığında, 1990’lardan sonra, AB’nin etnik unsurlar, eğitim ve kültür politikalarında kültürel ve dilbilimsel farklılık ve çokkültürlülüğün doğal sonucu olan, ‘belirli bir coğrafyada birkaç dilin bir arada konuşulması’, ‘bir kişinin birden fazla dili kullanma becerisine sahip olması’ anlamında tanımlanabilecek olan çokdillilik önemli bir rol oynamaya başlamıştır.
Yapılan araştırmalar, AB vatandaşlarının en az yarısının sözlü iletişimlerinde ana dillerinden farklı ikinci bir dili kullandıklarını göstermektedir (3). Bu noktadan hareketle, AB’nin çokdillilikte varmak istediği noktalardan biri, ana dili artı- iki dil sloganında ifade edildiği üzere, vatandaşlarının en az üç dilli hâle getirilmesidir (4). Çokdillilik ilkesi; AB’nin, ülkeler, halklar, diller ve bireyler arasında eşit muamele öngören, kültürel ve dilbilimsel farklılıkları garanti eden ve vatandaşlarına Avrupa kurumlarıyla resmî dillerden herhangi biri aracılığıyla etkileşimde bulunma hakkını sağlayan temel ilkelerinden ve anahtar özelliklerinden biridir(5). AB’ye göre, vatandaşlarına değişik bakış açıları sunan ve Birliğin en önemli toplumsal dinamiklerden biri olan çokdillilik; kültürlerarası hoşgörünün, farklı hayat tarzlarını anlamanın bir anahtarı olmasının yanı sıra, iş bulma, öğrenim, Avrupa’da seyahat ve kültürlerarası iletişim kanallarını açık tutması itibarıyla da önemli bir role sahiptir (6). Farklı dil ve kültürleri bir arada yaşatmayı amaçlayan çokdillilikten sorumlu ABK ve Komiserliği bu ilkenin hayata geçirilmesini koordine ve kontrol eder. BM; 2008’i Diller Yılı, AB ise Kültürlerarası Diyalog Avrupa Yılı olarak ilan etmiştir (7). Karmaşık ortak karar süreçlerine sahip bir çokdilli kurum niteliğindeki AB’nin, esinini İsviçre modelinden alan farklı kültürlerden ve dillerden oluşan tek topluluk idealini hayata geçirme projesi, 2004 yılında imzalanan Bir Avrupa Anayasası Kuran Anlaşma’nın 1–8. maddelerinde yer alan Farklılıkta Birlik ile simgelenmektedir. AB’nin, üye ülkelerin halkları arasında ortak bilinç, değerler sistemi ve kimlik yaratmayı amaçlayan Avrupa bayrağı, Avrupa marşı, 9 Mayıs Avrupa Günü ile birlikte resmî simgeleri arasında yer alan Farklılıkta Birlik, Avrupalıların, AB aracılığıyla barış, refah için işbirliği yapmak üzere birleştikleri ve Avrupa’daki çok farklı kültür, gelenek ve dillerin kıta için birer zenginlik olduğu mesajlarını vermektedir (7).
Çokkültürlülük bağlamında farklı coğrafi, bölgesel, yerel, dinsel, etnik, politik, düşünsel vb., farklılıkların, insanî ölçütler anlamında, en az ortak noktada ve her aşamada insanî yaşamsal koşulların varsıllığında ortak paydalara ulaşabilmek için önemli mesafelerin alınması gerektiğiyle doğrudan ilgilidir. Öz olarak AB, farklılıkları koruyarak ortak bir dünya yaşam potası oluşturabilmek hedefinden hareket etmektedir. AB’nin çokdillilikle ilgili belirlediği politikaların esası ‘dil öğreniminin teşvik edilmesi, sağlıklı çokdilli ekonomik yapının tesisi, bütün AB vatandaşlarına, üye ülkelerde veya AB’de resmî statüsü bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, Birliğin yasama, işlem ve bilgilerine kendi dilleriyle ulaşmalarının sağlanması’ başlıkları altında toplanmaktadır. Bu politikaları hayata geçirmek üzere Avrupa Toplulukları Komisyonu tarafından 2005’te Çokdillilik İçin Yeni Bir Çerçeve Strateji belirlenmiştir. Bu strateji çerçevesinde çokdilliliği teşvik etmek üzere, dil öğretimine yönelik projelere de önemli destekler verilmektedir. Dünyada çözülmesi geren binlerce sorunun temeli yaşam standartlarını iyileştirememekle ilintilidir ve bunun alt zemini de barış yoksunu politikaların, insanlara savaşmayı dayatmasıdır. Savaş ve savaşlardan rant sağlayanların, kışkırtıcılıkta kullandıkları ve uzman oldukları alan ise hoş görüsüzlük ve bunu genele yayarak insanları olumsuz duygulara motive edebilmeleridir. İşte bu anlamda, hepimize düşen temel ve en önemli görev, tavır, tutum, davranış ve eğitsel önlemler olarak çokültürlülüğe ve çokdilliğe koşulları önemseyerek ve mutlaka tarafsız olarak bir yön belirlemek ve bunu sürdürebilir hale getirmek olmalıdır.
Kaynaklar
(1-) Aytemiz, Aydın (2000). “Almanya’da Türkçe”. Avrupa’da Yaşayan Türk Çocuklarının Ana Dili Sorunları Toplantısı. Ankara: Türk Dil Kurumu Yay. 85–92.
(2-) Dedeoğlu, Beril (Ed.) (2003). Dünden Bugüne Avrupa Birliği. İstanbul: Boyut Yay.
Euromosaic II. Presence of Regional and Minority Language Gropups in the New
Member States 2004. Brussel: Research Centre on Multilingualism at the KU
Brusse.
(3-) Haarmann, Harald (1999). “History”. Language & Ethnic Identity. Ed. J. A. Fishman.
Oxford University Press.
(4-) İleri, Esin (2000). “Avrupa Topluluğunun Dil Politikası ve Almanya’da Okula Giden
Türk Asıllı Öğrencilerin Dil ve Eğitim Sorunları”. Avrupa’da Yaşayan Türk Çocuklarının
Ana Dili Sorunları Toplantısı. Ankara: Türk Dil Kurumu Yay. 7-66.
(5-) Preece, Jennifer Jackson (1988). National Minorities and the European Nation
States. Oxford: Clarendon Pres. [Türkçesi: Preece, Jennifer Jackson (2001).
(6-) Ulusal Azınlıklar ve Avrupa Ulus-Devlet Sistemi. Çev. Ayşegül Demir. İstanbul:
Donkişot Yay.]
(7-) Raymond, G. Gordon and B. F. Grimes (eds.) (2005). Ethnologue. Languages of the
World. SIL International. Dallas.