Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ekonomik iyileşme, izolasyonlarda yaşanan gelişmeler ve dünyayla bağların gelişmesiyle Kıbrıs Türkü’nün acil çözüm ihtiyacının 3 yıl öncesiyle aynı düzeyde olmadığını belirterek, “Bu durum bize çözüm politikamızda daha mantıklı, daha detaylı görüşme ve pazarlık olanağı veriyor” dedi.
Türk tarafının çözüm istemine karşın Rumların Kıbrıs sorununu Türkiye’nin AB sürecine endeksleme politikası güttüğüne de dikkat çeken Talat, “8 Temmuz sürecinden sonuç almak çok zor. Uluslararası toplumun harekete geçmesi Türkiye’nin AB süreciyle bağlantılı olduğu için çözüm de bu sürece endekslenmiş durumda” diye konuştu.
Bugünkü şartlarda KKTC’nin tanınma perspektifi olmadığını, ancak çözümsüzlük şartlarında tanınmanın gündeme gelebileceğini vurgulayan Talat, Meclis’in bugünkü durumundan rahatsızlık belirtirken de “Talepler karşılıklı olarak gerçekçi olmadığı için çözüm bulunamıyor” ifadelerini kullandı.
Talat, 23 Nisan’daki “alternatif kutlamalara” da sert tepki göstererek, “KKTC’ye dinamit koyuyorlar. Kıbrıs Türkünün kimseden milliyetçilik dersi alma ihtiyacı yok, herkes görevini yapsın” dedi.
Kıbrıs Türkü ile Türkiye’nin arasının açılmasının “büyük bir felaket” olacağını söyleyen Talat, “Çatışma lüksümüz yok” uyarısında bulundu.
DENKTAŞ BENZETMESİ AKIL DIŞI
Göreve gelişinin daha 2’inci yılında TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la “aynı ifadeleri kullandığına” ilişkin iddiaların ve “ha Denktaş, ha Talat” söylemlerinin anımsatılması üzerine, özetle şunları söyledi:
“Akıl dışı iddialar. Ne yapmam gerekiyordu da yapmadım, biri çıksın söylesin. Daha bir Allah’ın kulu çıkıp söylemedi. Denktaş ne yapması gerekirdi ve yapmadı, biz söyledik. Eleştirenlerden ben bunu bekliyorum. Yapabileceğimin azamisini yaptım. Daha fazlasını yapmam mümkün görünmüyor. Karşımdaki çözüm istemiyorsa, dans etmek istemiyorsa ben ne yapabilirim... Beni Denktaş’la nasıl kıyaslayabilirler... Çözümsüzlüğü savunmam, Rum düşmanlığıyla ilgili tek kelimem yok. Çözüm istemediklerini söylüyorum, bunu da mı söylemeyeyim yani... Hangi politika eskinin aynı, söylemlerimizde hangisi geçmişi çağrıştırıyor... Bunu iddia eden, dün ve bugünü kıyaslamalı.”
HALK ONAYLIYOR, SORUN HALKTA DEĞİL
“Bu durumda kendinizi topluma anlatmada güçlük mü çekiyorsunuz” sorusuna da Talat, “Halkın çoğunluğu ne yaptığımızı biliyor ve onaylıyor. Sorun halk değil, bir grup marjinal görüşlü insan... Bu tür görüşleri paylaşan insan sayısı çok az” karşılığını verdi.
Talat, “Yüzde 45 gibi büyük bir destekle göreve geldiniz. Aynı desteğin sürdüğüne inanıyor musunuz” sorusuna da, “Halkın politikalarımı onayladığına inanıyorum, ama aynı halk desteğini taşıyıp taşımadığımı bilemem. O ancak kamuoyu yoklamasıyla belli olur. Ama halkımın düşüncelerini yansıtan politikalar güttüğüme inanıyorum” yanıtını verdi.
Göreve gelişinin 2’inci, referandumun 3’üncü yılında “beklentilerin karşılanmadığına” ilişkin eleştirilerin ve “çözüme yönelik karamsarlığın” anımsatılması üzerine Cumhurbaşkanı Talat, şunları söyledi:
“Karamsarlığa yol açabilecek hiç bir durum yok. Bazı insanların neden karamsar olduklarını anlamıyorum. Halkta genel anlamda karamsarlık yok zaten. Anketlere göre yaşadığı durumdan memnun olan, geleceğe daha güvenle bakan insan sayısı büyük ölçüde arttı. Ekonomi iyiye gitti.
Çözüm konusunda ciddi zorluklar da yoktur. 3-4 yıl öncesiyle kıyaslandığında Kıbrıslı Türkler açısından çözümün yarın mutlaka olmasını gerektiren büyük baskılar yok. Ekonomik gelişmenin iyi durumda olması, dünyanın Kıbrıs Türkü’ne bakışının olumlu yönde değişmesi ve izolasyonların kaldırılması konusunda atılan adımlar, ‘acilen çözüm’ ihtiyacını daha dengeli hale getirdi. Çözümün ivediliği geçmişe göre azaldı.
O nedenle, ‘umut’, ‘umutsuzluk’ diye konuşmak yerine, çözümün hangi şartlarda olması gerektiğini konuşmak daha mantıklı olur.
Bu sözlerim, ‘çözüm istemiyoruz, çözüme gerek yok’ anlamında anlaşılmasın sakın. Elbette ivedi, acil çözüm istiyoruz. Ama ‘çok kötü durumdayız, daha fazla taviz vererek bir an önce çözüme gidelim’ baskısı altında değiliz. İyi ki değiliz... Daha iyi pazarlık imkânımız olabilir. Rum tarafının çözüm yanlısı olmaması nedeniyle Kıbrıs Türklerinin acı çekmesi nispeten önlenebilir. Daha avantajlı bir durumumuz var bugün.”
8 TEMMUZ SÜRECİ ZAYIF
Cumhurbaşkanı Talat, 8 Temmuz sürecine ilişkin, “Görüşmeler ağır aksak aylardan beri sürüyor ama ‘günü kurtarma’ niteliğinde bir görünüm var. Samimi olarak bu sürecin sonuç getireceğine inanıyor musunuz” sorusuna karşılık da şunları söyledi:
“Bu süreci Rum tarafı zaman kazanmak için kullanıyor. Sonuç alma ihtimali zayıftır, zordur. Ama biz son derece samimiyiz. Her tür çalışmayı yapmaya hazırız ama Rum tarafının AB sürecinde Türkiye’yi sıkıştırarak Kıbrıs’ta daha çok taviz koparma arzusu devam ettiği sürece sonuç almak zor.”
“Bu durumda sürece, anlaşmaya niye imza attınız” diye sorulunca da Talat, “Ne yapacaktım... BM başka hiç alternatif görmediği için süreci başlatmak istedi. Görüşmeyi her zaman savunan ve inanan bir kişi olarak ‘hayır’ diyemezdim. Ama o günlerden bunun sonuç getirmeyeceğini ifade ediyordum. Bile bile girdik bu sürece. 1977-79’un tekrarı anlamında bir anlaşma imzaladık. 30 sene önceki anlaşma yerine daha fazla ilkeler olsun istedim. Çünkü o tarihten bugüne Cuellar Belgesi, Gali Fikirler Dizisi, Annan Planı gibi gelişmeler oldu. Buna rağmen olmadı, ‘imza at’ dediler. Ben de karşı olmadığım bir şey olduğu için imzaladım” dedi.
TANINMA PERSPEKTİFİ BUGÜN İÇİN YOK... YA YARIN
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, toplumun bazı kesimlerinden “niye tanınma istemiyor” şeklinde eleştiriler aldığının anımsatılması ve bu konudaki görüşünün sorulması üzerine şunları söyledi:
“Toplumda ‘tost oluyoruz, öldük, bittik’ diyen sol marjinaller yanında, ‘neden tanınma istemiyoruz’ diyen sağ marjinaller de var. Büyük bir partinin de bu çizgide olması bu düşüncenin marjinalliğini değiştirmez. Tanıtma için kıllarını kıpırdatmayanların bugün bana ‘niye tanıtmıyorsun’ sorularını anlamsız buluyorum.
KKTC’nin bugün tanınma perspektifi yok, olmayacak duaya âmin dememe gerek yok. O nedenle böyle bir talepte bulunmadım. Ama Rum tarafının tutumu devam ettiği sürece, bölücülüğün kalıcılaşacağı şartlarda koşulların nasıl değişeceğini tahmin etmek mümkün değil. O gün KKTC’nin geleceği, uluslararası ilişkilerdeki rolü ve tanınma tartışılabilir. Önemli olan çözüm siyasetimizi istikrarla sürdürmek. Uzun soluklu bir uğraş bu...”
SLOGANLARLA KKTC’YE ZARAR VERİYORLAR
Cumhurbaşkanı Talat, “KKTC’yi güçlendireceğiz” sloganlarıyla ülkedeki kurumlara zarar verenler bulunduğunu belirterek, özetle şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanı’nı, hükümeti ve devletin diğer kurumlarını, anayasayla belirlenmiş karar mekanizmalarını küçümseyen ve zafiyete uğratmaya çalışan bir anlayış KKTC’ye zarar vermekten başka bir şey yapmaz. KKTC tüm kurumlarıyla bir devlettir ve fonksiyonlarını bir devletin mekanizmalarını olması gerektiği gibi yürütmektedir.”
Tüm kurumların, herkesin kendi görevini yapması gerektiğini söyleyen Talat, şu ifadeleri de kullandı:
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ‘koruma ve yaşatma’ gibi bir misyona sahip olduklarını vehmeden çeşitli kesimler ortaya çıkmaktadır. Hâlbuki KKTC vardır, gelişmekte, çağdaşlaşmakta ve güçlenmektedir. Bunun için birinci derecede görevli olan Cumhurbaşkanı olarak benim ve diğer devlet kurumlarıdır. Gelişmekte, güçlenmekte ve dünyayla bütünleşme çabaları sonuç vermekte olan KKTC'nin, bu kesimler tarafından ‘korunmaya’ veya ‘yaşatılmaya’ ihtiyacı yoktur.”
ALTERNATİF KUTLAMALAR KKTC’YE SALDIRI
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın organizasyonuna “alternatif” kutlamalarla tepki gösteren UBP ve askeri çevreleri isim vermeden eleştirirken de ciddi uyarılarda bulundu.
Talat, şunları söyledi:
“Hükümetin ilgili kurumunun düzenlediği kutlamaların yeterince milli olmadığını iddia ederek alternatif kutlamalara kalkışmak, KKTC’ye saldırmaktan başka bir şey değildir.
Milli günleri devletin ilgi kurumu organize eder. Beğenmiyorsanız, yeterli bulmazsanız öneri yaparsınız, görüş ortaya koyarsınız. Ama sabote edercesine alternatif yaratmaya kalkışmazsınız. Bu KKTC’ye saldırıdan başka bir şey değildir.
Eğitim Bakanlığı yaptığım 1994-95’te 23 Nisan tamamen çocukların, bakanlığın ve okulların etkinlikleri şeklinde kutlandı. Daha da çocuklara yönelikti. Zamanın Cumhurbaşkanı Denktaş sahaya geldi, boynunda fotoğraf makinesi… ‘Buyurun’ dedim, yerimi vermeye kalkıştım şeref tribününde, ‘Hayır fotoğraf çekmeye geldim, sen görevini yap’ dedi. Çünkü 23 Nisan çocuklara armağan edilmiş bir bayram. Çocukların bayramını tekrar gasp etmeye kalkışmak ve bunu toplumsal kavga nedeni haline getirmeye çalışmak ayıp ve günahtır.
Kıbrıs Türkü’nün kimseden milliyetçilik dersi almaya ihtiyacı yoktur. Kıbrıs Türkü ulusal değerlerine her zaman sahip çıktı. Atatürk ilkelerine sonuna kadar ve ilk sahip çıkan Kıbrıs Türkü’dür. 1963-74 arası iki taş arasında kimliğini kaybetmedi, mücadelesini sürdürdü. O yüzden Kıbrıs Türk halkına kimse ders vermeye kalkmasın, yanlış yapar...”
TÜRKİYE İLE ÇATIŞMA LÜKSÜMÜZ YOK... FELAKET OLUR
Bu yöndeki girişimlerin Kıbrıs Türkleri ile Türkiye’nin arasının açılması gibi bir felakete yol açabileceğine dikkat çeken Talat, bunun da KKTC’nin temellerine dinamit koyma anlamına geldiğini kaydetti.
Yunanistan ile Rumların arasının açılmasıyla 1974’te yaşanan gelişmelerden ders alınması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, “Orada Yunanistan darbe yaptı, burada başka gelişme olabilir. Türkiye ve Kıbrıs Türkü kavga edebilir mi? Bundan büyük delilik olur mu? Bu, davayı kaybetmek demektir. Bizi bu noktaya kimse sürüklememeli, kimse yeltenmemeli... ‘İktidar veya falan parti Türkiye’yi, Türk ordusunu istemiyor’ gibi açıklamalar duymak istemem. Bunlar arayı açmaya çalışmak demektir. Bu günah ve suçtur, KKTC’ye karşı cinayet teşebbüsüdür. Türkiye’nin görevlileri ile bizim kurumlarımız arasında çatışma lüksümüz yoktur” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, iktidar ile muhalefet arasında yaşanan gerilimle ilgili soruları da yanıtladı ve Meclis’in bugünkü durumundan rahatsız olduğunu söyledi.
“Rahatsızım ama yapabileceğim çok bir şey yok. Sorunu siyasi partiler çözmeli. Benim rolüm ancak taraflar kabul ederse olur. Talepler karşılıklı olarak gerçekçi olmadığı için çözüm bulunamıyor. Hangisi haklı, hangisi haksız ayrı mesele” diyen Talat, partiler arası diyalog için yaptığı girişimlerden sonuç alamadığını anımsattı.
İNGİLTERE’DEN SÜRPRİZ DESTEK
KIBRIS’TA FEDERASYON HAM BİR HAYALDİR!
KIBRIS BAĞLANTILI YUMURTA SATIŞI
UBP SANDIKTAN 1.PARTİ ÇIKACAK
SON KARARI PARTİ MECLİSİ VERECEK
YAPAY ZEKALI KAMERADA CİDDİ DEVLET ZARARI VAR!
DOĞRU SİYASİ İRADEYLE ÜLKEYİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ
HOLGUİN ÖNCESİ ISINMA TURLARI!
SANDIKTAN ÇIKAN HALKIN EMRİDİR