Kaçırılan kadın hala bakire!
Gururla söylüyor ailesi.
Gururla fotorafları yayınlanıyor gazetelerden.
Polis, kadını elleri ile götürmüş doktor kontrolüne..
Bekareti kontrol edilmiş.
Bekaretini kontrol ettirmişler.
Kadın bekaretini korumuş. Kaçıran adam ona tecavüz etmemiş.
Bu durum, kaçırmayı, kaçırılmayı, alıkonulmayı, yetişkin bir kadının markete gitmek için evden çıktığında kafasına silah dayanmasını, ihbarı ve herşeyi, merak edilen konuların dışına taşıyor. Kaçırılan genç kadını öne çıkarıyor.
Bireyin can ve mal güvenliğinin, saygınlığının sorgulanması yerine, kadına yüklenen geleneksel anlamlar üzerinden haberleştiriliyor olay.
***
İşte kadına verilen değer!
İşte kadına bakış açısı !
İşte kadının ailesi ve sevdikleri arasındaki yeri ve önemi!...
Kaçırıldı ama sağlam bulundu!
***
Bu köşeden kadınların bedenlerinin kendilerine ait olmadığını yazalı çok olmadı daha. İşte örneği: Bu kadın önce ailesine, sonra nişanlısına, sonrada erkek egemen güvenlik kuvvetlerinin polisine tâbiydi!
Tecavüzün açığa çıkmasında kaçırılan kadının, kendisinin ifadesi yeterli değil. Ne tür şiddete uğradığı ya da uğramadığı da kendi beyanı ile yeterince anlaşılamaz! Bu nedenle doktor kontrolü ile muayene edilmesi ve özellikle hala bakire olup olmadığının belirlenmesi gerektiğine karar verildi.
Mağdur kadın buna itiraz edemiyor bile; çünkü eğer itiraz etse hemen damgalanacak. Kesinlikle tecavüze uğramıştır denecek. Hatta kendi isteği ile kaçtı ve kesin bakire de değil denecek. İtiraz edemez elbette, çünkü bu durum onun şerefi ile de direkt alakalı. Bu kadının bakire olmasının ülke çapında ilanı, o kadının yüksek onur seviyesinde kalmasına yardımcı olacak bir durum. Bu nedenle onca şeyi yaşadığı iddia edilen kadının, yaşadıkları hakkında ilk aktarılması gereken(!) bekaretini koruyup korumadığı...
***
Medya da çok ilgilendi bu kadının bekareti ile nedense. Medyanın bu haberi verirken neyi vurguladığını ve neyin haberinin toplumla paylaşılmasını öngördüğünü anlamış değilim. Bir kadının markete gitmek için evinden çıktığında, ulu orta arabasına brisinin binerek kafasına silah dayanmasını sorgulayan bir haber neden yapılmadı? Bu kadının Lefkoşa’dan uzak bir köye silah zoru ile götürüldüğünü, hatta orada alıkonulduğunun ayrıntıları aktarıldı mı? Kaçıranın kim olduğu, adada ne iş yaptığı, öğrenim durumu, kaçırdığı kadını nereden tanıdığı, neden böylesi bir orman kanununun yaşattığı sorgulanmadı.
Konu genç bir kadının kaçırılması ve namusu üzerinden sorgulandı.
***
Medya, cinsiyetçi söylemleri yeniden üretiyor. Lütfen her gün okuduğunuz gazetede toplumsal cinsiyet eştiliği algısını değerlendiriniz. Lütfen kadın hakkındaki söylemleri değerlendiriniz. Şiddetin medyadaki temsilini, erkeğin kadından daha güçlü olduğunu öne süren biyolojik farklılık söylemlerini, kadınları doğaları gereği itaatkâr, pasif, bağımlı, güçsüz olarak gören anlatıyı inceleyiniz. Erkekler, saldırgan, her zaman etkin ve güçlü olarak resmediliyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, kadının ikincil konumda olduğunun inşasında medyanın da payı var. Kadın ve erkeklik arasında farklılık bir zıtlık olarak tasarlanıyor ve insani ilişkileri de güç ilişkileri temelinde tanımlanıyor.
***
Medyanın toplumsal cinsiyet duyarlılığı hakkında sorgulama yapılmasını, özellikle de medyanın kendisinin bunu yapmasını isteme nedenimiz bu!
Kadını değersiz gösteren, kadının başkalarına olan bağımlılığını destekleyen bir söylem yaratılması, geleneksel değerleri yeniden üreten, üretirken eşitsizliği besleyen bir söylem yaratılması, medyanın önemli bir eksikliği ve hastalığıdır.
Duyarlılık, sorumluluk, eşitliğe saygı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumsal faydasını bilerek gazetecilik, televizyonculuk yapılmasının önemini medyanın kabullendiği gün, toplumsal değişime ve eşitliğe giden yolda bir adım atılabilecek. Medyanın bu anlamdaki katkısına toplumun ihtiyacı var.
Yeter ki medya bunu anlasın, değerlendirsin ve kullansın.