Bizim ülkemizde ayrımcılık yok diyenlere bu yazıyı ithaf ediyorum.
Seçimler vardı. Dikkatler seçimlerdeydi. Bizim ülkemizde en önemli konu olarak kabul edilen seçimler, kamuoyu ile paylaşılan pek çok konuyu gölgede bıraktı; önemsizleştirdi.
***
Son zamanlarda, bir gün tecavüz, başka bir gün kaçırma, daha sonra çocuk istismarı, teşhirciler derken, kız çocuklara ve kadınlara yönelik yapılanları, neredeyse her gün, gazetelerden okur olduk.
Kaçırıldığı iddia edilen o genç kadını hatırlayacaksınız. Kaçırılma haberi, olayın okurla buluşturulma biçimi, kadının tecavüze uğrayıp uğramadığı konusunun birincil konu olarak kabul görmesini hatırlayacaksınız. Eğer ayrımcılık olmasa, eğer eşitliğe ve toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bir sistemimiz olsa, o kadının yaşadıkları ile psikolojik olarak, sosyal olarak ve sosyo-psikolojik olarak ilgilenilirdi. Ama olay, geleneksel yönü ve kadının geleneksel rol ve statüsü ön plana çıkarılarak kamuoyunda irdelendi. O kadının, bu olaydan, ya da olayın lanse ediliş biçiminden nasıl etkilendiğiyle hiç kimse ilgilenmedi bile.
Mağusa’daki küçük kız çocuğunun bir teşhirci tarafından istismara uğradığı haberi de henüz çok yeni. O teşhirciye ne olacak? Nasıl cezalandırılacak? Çocuğunun ailesine destek olundu mu? Çocuğunun psikolojik destek görmesine yönelik girişimler yapıldı mı? Mevcut yasal mevzuat ile korunması gerekenlerin hakları savunulabiliyor mu? Bu insanlık dışı ve ayrımcılık ürünü konular için önlem alınması planlanıyor mu?
Son olarak da yaşamını yitiren küçücük bir kız çocuk. El arabası ile sıkıştırılmış. Benim aklım bu kazayı almıyor. Daha sonra, muayenede çıkan tecavüz iddiaları, bu ölümü bana göre şaibe altında bırakıyor. Kıbrıs’a geleli bile, dün bir bugün iki olan bu ailenin ciddi şekilde sorgulanması ve bu şaibeli durumun açığa çıkarılması zaruri. Bir çocuk kendisini koruyamayacağına göre, ailesi tarafından da korunamıyorsa bunun önleminin alınması gerekiyor. Bu olayda ülkelerini terk eden bir aile var. Tecavüze uğradığı iddia edilen bir çocuk var; el arabası ile sıkıştırılmak sureti ile yaşama veda etmiş bir çocuk var. Bu olayların her üçünden de etkilenen bir tek kişi var; o da 4 yaşındaki minik Özlem…
***
Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda gerçekleştirilmekte olan çalışmaların hem ülkemizde hem de dünyada önemli bir kısmını, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik ayrımcılıklar kapsıyor. Bizim ülkemizde de mağdur olanlar arasında kadınların ve kız çocuklarının yoğunlukta olduğunu düşünecek olursak, devletimizin bu konudaki girişimlerinin sorgulanması gerektiğinin daha fazla farkına varabiliriz. Yeni mağdurların oluşması, mağdurların daha fazla zarar görmelerine engel olmak için yapılanlar ve alınan önlemler ne kadar yeterli?
***
Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı çalışmalar çok gerekli. Bu çalışmaların devletin de desteği ile ilerlemesini sağlayacak mekanizmaların varlığı çok gerekli. Bu mekanizmalar devletlerin de desteği ile yapılandırılmadıkça, eşitsizlik normalleştiriliyor. Farkındalık yetersiz kalıyor. Bilinçsizlik artarak devam ediyor. Oysa teşhirciye, tecavüzcüye, istismarcıya verilecek etkili cezalar, hem mağdurlara iyi gelecek, hem de gelecekteki benzer olaylar için caydırıcı olacak. Böylece bu tür mağduriyetlere medyanın ilgisi yetersiz de kalsa, yasalar sayesinde adil, eşitlikçi ve çağdaş, cinsiyete ve yaşa bakılmaksızın adil ve insanlığa yaraşır biçimde çözümlenebilecek.
Kim bilir, belki de bu yeni yerel yönetimler döneminde toplumsal cinsiyete duyarlı yerel yönetim sistemlerinin kurgulanması mümkün olur! Bu kurgu da toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı önlemlerin alınacağı kapıların açılmasına katkı sağlar.