Yerel seçimler de ara milletvekilliği seçimi de oldubitti Maşallah. Kazananlar kazandı, kaybedenler kaybetti.
Suçlamalar, ithamlar, eleştiriler, kötülemeler, çirkinlikler, bari artık geride kalsın. İşbaşı yapılsın, güzel işlere yönelinsin. Olmaz mı? Örneğin, KTHY kurtarılsın, çalışanları rahatlatılsın. Bunu Belediye Başkanları yapacak değil herhalde. Mesajım hükümetin başındakileredir. Yüzlerce yolcunun çektiği ızdırap hala devam ediyor.
Diğer yanda soygunlar, cinayetler, silahlı saldırılar, kavgalar, dolandırıcılık, dilencilik almış başını gidiyor. Seçim derdinden etrafa bakamaz olan yöneticiler daha fazla gecikmeden harekete geçsin, seçmenlerin, sıradan insanların sorunlarını çözmeye baksın.
Bir yanda geçim derdi, işlerini kaybetmek endişesi ile çırpınan KTHY çalışanları üzerine, lütfen ikide birde polisimiz, çevik güçler sürülmesin. En küçük bir tahrikin, kıvılcımın felaketlere bile yol açabileceği hafızalardan çıkartılmasın.
Olgun ve sorumluluk taşıyan insanların kanunsuzluğa, taşkınlıklara tevessül edeceklerine, ben şahsen, inanmak istemiyorum. Kavgasız kalabasız gösteri, protesto, hak arayışı olamaz mı? Neden olmasın. Polisin, emniyet güçlerinin her gösteri ve protesto alanına gönderilmesi, elbette yetkili makamların işi. Ancak, yetkili birilerine bir mektup, bir memorandum sunulacaksa, illa ki engellemek mi lazım?
Baskılardan, şiddetten mutlak surette uzak kalınmalıdır. Çünkü şiddet daha büyük şiddeti getirir.
Sırada Kıb-Tek, TÜK, Telekomünikasyon ve bilmem hangi kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT)’ler varmış. İnanmak istemiyorum, anlamıyorum.
Saat gibi çalışan Telekomünikasyonun topladığı milyarlar trilyonlar nereye gidiyor? Neden Maliye bakanlığı paraların başka kalemlere aktarılmasına izin veriyor? Her ay milyarlarca geliri bulunan Telekomünikasyon neden batmak, batırılmak üzeredir. O da mı başkalarına, özel sektördeki bazı ağalara, patronlara teslim edilmek isteniyor.
Özelleştirmek, KKTC devletine, hükümetine ve halkına ne kazandıracaktır? Hesapları yapıldı mı, kimler yaptı, bulguları nedir? Bütün bunlar halka açıklanmalı, çalışanların bilgisine getirilmeli değil mi?
Bu halkı görmeyen, “halk yoktur, biz, hükümet varız ve ne yaparsak doğrudur” inancı ile hareket eden yöneticiler, hiç mi hata yapmazlar? Çok hatalar yapıldığını kabul eden onurlu kişiler neden yanlış yapanlara doğru yolu göstermiyorlar? Gösteriyorlarsa ve dinleyen olmuyorsa neden halkımıza bunları anlatmıyorlar?
Gelirleri harcamalarını hiçbir zaman karşılamayan hangi kuruluş ayakta durabilir? Hangi hükümet harcamalarını, bütçelerini, gelirlerini denkleştirebilir?
Yoksa, “nasıl olsa Türkiye’den para gelecek, durumu bir süre daha idare ederiz” zihniyeti mi sonsuza dek hakim olacaktır?
Bu gidişat hiç de iyi değildir. Bunu sıradan insanlarımız görebiliyor da yöneticilerimiz mi göremiyor?
Silahlı soygun
Ülkemizde “gün ışığında, ortasında, silahla adam kaçırılıyor, soygun yapılıyor” haberleri medyamız tarafından halka duyurulurken hiç mi yürekleri sızlamaz ilgili makamların, emniyet ve asayiş sorumlularının. Onların da üzüldüklerine inanıyorum, ama aciz olduklarını kabul etmiyorum. Her türlü araç gerece, personele, bilgiye, yeteneğe, uzmana, istihbarat olanaklarına sahip, çağdaş polisimiz, mahkemelerimiz, yargıçlarımız tırmanmakta olan cürüm olaylarını neden minimuma düşüremiyor? Şahsen bilemiyorum. Ama ilgililerin kafa yormasında yarar vardır diye düşünüyorum.
Uyuşturucu, fuhuş, kumar konularında da verilen haberler hiç de iç açıcı değildir.
Ciddiyetle çalışmak zamanıdır. Yardımlaşmak zamanıdır. Mesnetsiz suçlamalar, gereksiz kavgalar, şiddet, adam kaçırmalar, ırza tecavüzler sona erdirilemez boyutlara ulaştığı anda sosyal patlamalara ve felaketlere sürükleneceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Bunun sonunda da topyekun yok olmakla karşı karşıya kalınabilir.
Bizden uyarması.