TC Başbakanı Erdoğanın, kameralar ve mikrofonlar önünde, Başbakanımız İrsen Küçüğe maaşını sorması, bir müdürünkü ile kıyaslaması, Kıbrıslı Türklerin çoğunun hoşuna gitmedi.
Hele da İrsen Küçüğün kuzu kuzu 8 bin diye cevabı!!
Açıklamak mecburiyetinde miydi Küçük? Hayır.
Ya bir espiri ile geçiştirebilirdi , ya da o da Tayip Erdoğan Beye , “benimki 8, sizin ki kaç efendim” diye sormalıydı, değil mi? Sormadı.
Kendi aramızda bu konuyu konuşurken Türkiyeli bir yakın dostum bana aynen şöyle dedi, “bizim oralarda bayanın yaşı, erkeğin maaşı sorulmaz. Hoş karşılanmaz” dedi.
Başkalarına da sordum. Doğrudur yanıtını aldım.
Pek ala, Sayın Erdoğan bunu bilmez miydi? Bilmesine bilirdi de, amacı Kıbrısta maaşların yüksek ve dengesiz olduğunu Türk ulusuna göstermekti. Gösterdi de, işittirdi de.
Milyonlarca insan 8 ve 14 rakamlarını iştince haklı olarak içerledi, yadırgadı, isyan etti. Biz birkaç yüze selam dururken Kıbrıslı Türklere gönderdiğimiz paralar ile bu kadar astronomik maaşlar almaları kabul edilemez düşüncesi daha da yaygınlaştı, değil mi?.
KKTC ye uygulattırılmak istenen acı reçete haklı kılınacaksa bu tip rezilane bir davranışa gerek yoktu.
KKTC de maaşlar dondurulacaksa, kesintiye uğratılacaksa, vergi sistemi daha da sertleştirilecekse, gerekçeleri açıklanır ve uygulamaya geçilir.
Ama, evvela, 3-4 kez emekli olan Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımızdan, eski bakanlarımızdan, milletvekillerimizden başlanırdı. Beyler şu kadar kez emekli oldunuz, ikramiye aldınız ve yüksek emekli maaşı çekiyorsunuz. Geriye dönük vergi ödemenizle işe başlıyoruz dense ne ala. Kızağa çekilen müsteşarlardan, müdürlerden, danışmanlardan, müşavirlerden uzmanlardan devam edilseydi. Onlara da haksızlık etmeden, çalışmadan bu kadar yüklü maaş alamazsınız, başka görevlerde çalışmalısınız, vergilerinizi ödemelisiniz, ya da maaşlarınız yarıya indirilecektir... Uzatmayayım. Düşünülecek, atılabilecek o kadar ekonomik tasarruf adımları varken katı ve hesapsız uygulamalarda ısrarcı olmak haksızlıktır diye düşünüyorum. Ekonomist değilim, ama, bu işlerden anlayan deneyimli kamu görevlilerden işittiklerim beni yorum yazmaya cesaretlendirdi.
Keşke, ortak basın toplantısında, Sayın İrsen Küçük ve Sayın Tayip Erdoğan insanlarımızın yüreklerine su serpici, rahatlatıcı açıklamalar yapsaydılar. Örneğin, klişeleşmiş destek ve övgü beyanları dışında, KKTC ile Türkiye arasında ticaret serbest bırakıldı, ne gümrük ne kota uygulaması kalmadı, yeni ekonomik anlaşma, siyasi, askeri protokol imzaladık müjdesi verilseydi. Ulaşımda, iletişimde, yerleşimde, nüfus aktarmasında ileriye dönük adımlar atılacak, cürümü önlemek, eğitimi geliştirmek vs için kararlar aldık. Kıbrısın dört yanına camilerle birlikte okullarda inşa edeceğiz, okulsuz, hastanesiz, doktorsuz köy kent kasaba kalmayacak. Hastanelerimizden araç gereç , ilaç eksik olmayacak, hastalarımız Rum ve yabancı hastanelerine sevkedilmeyecek.... daha liste uzaltılabilirdi, ama olmadı. Belkide bunları hep ele aldılar ama basın toplantısında ayrıntıya girme ihtiyacı duymadılar. Ya Kıbrıs müzakerelerinde ne oldu, ne oluyor, doğrumudur yılsonuna bir taslak anlaşma imzalamaya Türk tarafı O.K dedi?
Bazılarının, “bizi satacaklar, o nedenle halkı bezdiriyorlar ki, referandumda, anasını satayım ne olursa evet diyelim de bu iş bitsin” iddiaları doğru mudur, gidişat oraya mıdır?
Çok sordum. Tamamlamadan ben de Sayın Erdoğana bir sorucuk sorayım, kadına yaşını, adama maaşını sormanın yakışıksız olduğunu bilmiyormuydunuz, efendim, madem siz İrsen beye sordunuz, müsaadenizle ben de size sorayım sizin maaşınız ne kadardır?