Haksız rekabete alıştık

Ülkemizde uzun zamandır hepimizin gördüğü ama göz ardı ettiği bir gerçek var ki o da haksız rekabete alıştığımız gerçeğidir ve bu durum dünya piyasalarına aykırıdır. Biz bu zamana kadar sadece kendi dünyamızda yaşadık ve dünya şartlarına gözümüzü kapattık.

Ülkemizde uzun zamandır hepimizin gördüğü ama göz ardı ettiği bir gerçek var ki o da haksız rekabete alıştığımız gerçeğidir ve bu durum dünya piyasalarına aykırıdır. Biz bu zamana kadar sadece kendi dünyamızda yaşadık ve dünya şartlarına gözümüzü kapattık. Bizim için varsa yoksa Kıbrıs ekonomisi ve Kıbrıs şartlarıydı ve sanki dünya bizim etrafımızda dönüyormuş, herkes bizi düşünüyormuş gibi düşündük. Oysa gerçek hayatta başka bir hayat daha vardı. Oldukça acımasız bir hayat…

Bunu bu şekilde kabul etmemizin nedeni büyük ölçüde izolasyonlar ve dışa kapalılığımızdı ama bir de tüketici olduğumuz, hazırı tükettiğimizi hep göz ardı ettik. Sınırımızı bir türlü bilemedik. Ekonomik krizin göbeğinde olmamıza rağmen hafta sonları bütün restoranları, kafeleri tıka basa doldurmaya devam ediyoruz. Eğlence kulüplerinde harcadığımız paranın hala haddi, hesabı yok. Eskiden Güney kesimindekilerin hayatlarını kıskanırdık, imrenirdik ama şu anda lüks harcamalarımız onların harcamalarını dahi geçti. Harcadık, harcadık ve harcadık üstelik hiç kazanmadık.

Ülkemizde hala çok sayıda restoran, süpermarket ve kafe açılıyor. Üstelik Lemar, Burger City ve Gloria Jeans gibi bu yerlerin ülkemizdeki fiyatları dünyanın en pahalı şehirlerindeki şubelerinin bile üstünde. Tüm bu şirketler yatırdıkları paranın karşılığını 2 sene içerisinde fazlasıyla alabiliyorlar. Ekonomistler bir yatırımın geri dönüşümünün minimum beş sene içerisinde olacağını söylerken ülkemizdeki bu firmaların iki senede geri aldıkları yatırımı bu kadar kısa sürede alabilmeleri neyin bir sonucudur? Tabii ki haksız rekabetin. Hala da çok sayıda yer açılmaya devam ediyor. Demek ki bu işlerde gerçekten iyi para var ve gerçekten büyük paralar dönüyor ki bu kadar insan bu yerleri açmaya devam ediyor. Tüm bunlar neyin göstergesidir. Tabii ki haksız rekabetin, haksız kazancın. Ülkemizde fiyatlar oldukça yüksek bu nedenle firmalar haksız kazanç elde ediyorlar. Üstüne üstlük bu haksız kazanç sayesinde yatırımlarını iki sene gibi ekonomi için kısa bir zaman diliminde fazlasıyla geri alıyorlar. Rekabet ortamı olmadığı için servetlerine servet katıyorlar. Buna rağmen bu firmalara sorsanız ‘çok fazla yer açıldı, rekabet artacak, fiyatlar düşecek’ diyeceklerdir ama öyle değil. Bu bizim alışkın olmadığımız bir şeydir ama buna alışmamız gerekli. Artık ülkemizin ihtiyacı olan ‘açık pazarı’ yaratmalıyız.

Benzincilerimiz geçen günlerde; ‘Türkiye şartları bize dayatılmaya çalışıyor, batacağız’ diye eyleme gittiler. Ülkemizde neredeyse her 200 metrede bir benzinci var. Bizdeki gibi çok benzinci Güneyde bile yok. Bu kadar çok benzinci olması neyin işareti? Bu sektörde iyi para olduğunun. Hatta bazı benzin istasyonlarının bir milyon sterline el değiştirebileceği söylentileri de var. Hangimiz bu parayı ömrü hayatında çalışarak kazanabilir ki? Ve buna rağmen hala sızlanıyorlar. Tüm bunlar şımarıklığımızın bir göstergesi değil midir?

Biz Kıbrıslı Türklerin artık gerçekleri görmesi ve sızlanmayı bir kenara bırakması lazımdır. Hükümetimiz tüm bu önlemleri her şeyi göze alarak gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bunları yaparken bir daha seçilemeyecek olma ihtimallerini bile hiçe saymaktadırlar. Ayrıca zaten hükümettekileri biz seçmedik mi? Onlara biz sorumluluk ve otorite vermedik mi? Hala niye sızlanıyoruz ki? Onun için artık şımarıklığı bir kenara bırakmalı ve dünya piyasasının şartlarına geçiş yapmalıyız. Bunun içinde öncelikle haksız kazancı ve rekabeti ortadan kaldırmalıyız.

Emin Kaptan

Bu haber 192 defa okunmuştur

:

:

:

: