Afiyet olsun yarasın

Hristofyaslar, Eroğluları misafir etmiş, ağırlamış, yedirip içirtmiş. Gözümüz yok.

Hristofyaslar, Eroğluları misafir etmiş, ağırlamış, yedirip içirtmiş.
Gözümüz yok.

Afiyetler olsun, yarasın, sağlıklarla yiyip içmeye devam etsinler.
Limasol’da yüksekçe bir yerdeki köyde sohbet etmişler, yakınlaşmışlar, dostlukları ilerlemiş.
Allah versin. Yakınlaşsınlar, birbirlerini iyi anlasınlar, iyi tanısınlar. Lakin dikkat etsinler, çok yaklaşmasınlar. Sonra dünya ileri gelenleri, siyasi uzmanları sorar. Hani be da bunlar birlikte yaşayamazlar? İşte bal gibi yaşıyorlar, hem de zirvedekiler bu kadar yaklaştıktan sonra, temsil ettikleri halklar da niye yaklaşmasın, kaynaşmasın? Yalnız liderler mi yaklaşacak, kaynaşacak, birbirlerini ağırlayacak, yedirip içirecek. Bıraksınlar halkları da kaynaşsın, yesin içsin, eğlensin, kavga etmesin. Kavga edecek ne var ki!

BM Danışmanı Downer de açıklamış. 3–7–10 Eylül tarihlerinde liderler müzakereleri sürdürecekler. Hem de 7 ve 10 Eylül de tam gün çalışacaklar. Kolay mı tam gün uğraşmak, kafa patlatmak, enerji tüketmek hem fiziki hem de dimağen. Eeee, vücut bu ya, gıda ister ona göre. Varsınlar bol bol gıda alsınlar, enerji depolasınlar, belki işe yarar.
Ama bana sorarsanız, tonlarca gıda, fırınlar dolusu ekmek tüketseler yine de bir yerlere varacak değillerdir. Çünkü ne birinde ne de ötekinde iyi niyet, uzlaşma istemi hiç yok.
Yıllar boyu Klerides Efendi ile Denktaş Bey de sık sık birbirlerinin evlerinde karşılıklı yiyip içtiler. Hem de yollar sokaklar kapalı iken, barikatlardan geçmek yürek isterken. Nereye vardılar? Hiçbir yere. Şimdi de öyle olacak.

Eroğlu ve Hristofiyas tam gün çalışacaklarmış. İsterseler Denktaş ve Klerides gibi, yıllarca uğraşsınlar.

İyi niyetten yoksun, anlaşmak, Kıbrıs sorununu kökünden halletmek, adacığımızı yeniden birleştirmek hedefi olmayan liderler, sadece, zaman harcamak, hoş vakit geçirmek, saltanatlarının tadını çıkartmak, halklarını da uyutmak ve oyalamak peşinde olduktan sonra ne çalışması ne anlaşması? Hepsi de boş. Zaten, Kıbrıs sorununu çözmek onlara mı kaldı? Sorunu yaratanlar, tahrik, ajitasyon, kin, nefret ve intikam hisleri yaratanlar, kendi çıkarlarını gözetenler onlara fırsat verirler mi?

Zamanı geldiğinde, koşullar olduğunda, oluşturulduğunda kararı verecek olanlar yine ÜÇ GARANTÖRLER, artı Amerika, artı Avrupa Birliğidir.
Onlar, ayrılığın, adanın bölünmüşlüğünün yararlı olduğuna inandıkları süre gereken yapılacaktır. Tersine inandıklarında da, “geçiniz be, oturunuz yerlerinize, birlikte barış ve dostluk içinde yaşamaya bakınız. İhtiyacınız olan her şey sağlanacaktır. Kavgaya gerek kalmamıştır” diyeceklerinden hiç şüphem yoktur.

ENOSİS’i, TAKSİM’i kimler kafalarımıza sokmuşsa, birlikte yaşamayı, ortak vatanı birleştirmeyi de sokacaklardır.

Sizce, Rum halkı veya Türk halkı anavatanlarına, Amerika’ya, İngiltere’ye, AB ye karşı mı gelecekler? Direnip de silaha mı sarılacaklar?
Unutulmasın ki,
Özgürlük de, demokrasi de halklara, uluslara, devletlere, hükümetlere, Amerika’nın, çıkarcıların, tanıdığı ve vereceği kadardır.
Kısaca, emperyalist güçlerin serbestçe at oynattıkları bir dünyada, Hristofyas’ın, Eroğlu’nun, halklarının esamesi mi okunur.

Herkese tavsiyem.

Gününüzü gün etmeye, kavgasız kalabasız yaşamaya bakınız, kısacık ömrün tadını çıkartınız.
Liderler yiyip içiyor. Sizler de yiyip içmeye, tatlı anlar yaşamaya yöneliniz. Aşırıya kaçmayınız. Her şeyin fazlasının zararlı olduğunu unutmayınız.
Bu haber 119 defa okunmuştur

:

:

:

: