Dünyaca ünlü elektronik dans müziğin başarılı gruplarından Morandi grubu yayınladıkları son single’larının ardından Türkiye ve Kıbrıs’taki ilk röportajını STAR KIBRIS’a verdi. Andrei Ropcea ve Marius Moga ikilisinde oluşan Morandi grubu ile müzikal kariyerleri, son videoları, yeni projeleri ve yeni videoları hakkında konuştuk.
Kuzey Kıbrıs’taki konserinizin nasıl bir hikayesi var?
Merhaba öncelikle burada olmak gerçekten çok güzel. Ada’nın her yeri çok güzel sadece insanları farklı. Harika bir doğası var. Dağları ve denizi bir harika. Güneyde 2 konserimiz vardı. Burada bir otel özel programları içerisinde Morandi’yi de davet ettiler. Bizde bu daveti kabul ettik. Burda konser verdiğimiz için kendimizi gerçekten şanslı hissediyoruz.
Morandi ikilisi Moga and Randi bugünlerde müzikal anlamda nelerle uğraşıyor? Yeni proje, albüm ve video klip çalışmaları gibi...
Aslında Morandi hızla değişen müzik endüstirisinde başarısını devam ettirebilmek için elinden geleni yapıyor. Her zaman bir adım önde olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Üç boyutlu bir video çektik. Romanya’da yayınladık ve şimdi’de MTV’de dönmeye başladı. Yakında 3 boyutlu gözlüklerlede Youtube’tan izlenebilecek. Bizim için Avrupa’nın ilk 3D müzik videosunu yayınlamak çok önemliydi.
Morandi’yi bir grup olarak iyi tanıyoruz. Peki bireysel olarak biraz müzikal kariyerinizden bahsedebilirmisiniz?
Randi: Ben 7 yaşında piyano çalarak başladım. Müzikal eğitim veren bir okuldaydım. Üniversitede de Müzik Akademisi’nde eğitim görüyordum. Ancak bitiremedim.
Moga: Morandi projesi başlayınca bitiremedi tabi okulunu. 10 yıl okudum yeter artık hadi biraz iş yapalım dedi.
Randi: Evet, Morandi için çok fazla çalışmak gerekiyordu. O yüzden okulu henüz bitiremedim.
Peki Moga biraz da senden bahsedelim...
Bende müziğe çocukken piyano ile başladım. Müzik aranjman ve prodüksiyonu ile uğraşmaya başladım. 15 yaşındayken bilgisayar başında müzik yapar hale gelmiştim. Diğer prodüktörleri dinleyerek kendi kendimi geliştirdim. Kendi müziğimi yapmayı başardım. Şark sözleri yazdım. Daha sonra Randi ile tanıştım ve bir kaç yıl içinde birlikte çalışmaya başladık. Her ikimizinde müzikal bir altyapısı vardı. Bence önemli olan nasıl şarkılar yazdığınızdır. Eğer ilham aldığınız birşeyler varsa her türlü müziği yapabilirsiniz.
Ürettiğiniz müziği nasıl nitelendiriyorsunuz?
Bence house, dans ve biraz da pop müzik karışımı. Değişebiliyor. Bazı gruplar şarkı sözlerini pek umursamazlar. Bir nakaratı tekrar edip dururlar. Biz biraz bunun tersini yapmayı deniyoruz. İnsanlara dokunabilen, bir hikayesi, bir konsepti olan şarkılar yapıyoruz. Sadece bir nakaratı olan parçalar yaparsak bunun adı dans olur. Bu tür müzikler 2 – 3 ay içinde kaybolur gider.
Yani sadece dans müziği yapmıyoruz diyorsunuz...
Evet sadece dans müziği yapmak istemiyoruz. Dans müziği çok çabuk yitiryor kendini. Bana sorarsanız mesela ‘Angels’ bir pop kaydıydı. İçinde dans var ama bir pop kaydı. Dinlediğinizde bir mesajı, bir konsepti olduğunu anlıyorsunuz. ‘Save me’ de öyle. Aynı konsepti sürdürmek istedik.
Ve son parçamız ‘Rock The World’. Bu parçayı yaparken, hadi bir şarkı yazalım ve nerede olursa olsun dinleyen herkes kendinilerini daha iyi hissetsin diye düşündük. Klüpte, arabada, plajda ya da başka bir yerde...
Çünkü bazen birşeyi başaramadığınızda, baskı altında hissedersiniz kendinizi. Çok kötü bir hayatınızın olduğunu düşünebilirsiniz. İşte bizde bu şarkıyı dinleyen herkesin, bu gece ‘bu gece dünyayı mahvedeceğim’ diyebileceği bir şarkı yaptık. Dün ne oldu, yarın ne olacak kaygısı yok. Bu şarkı sadece bu gece için yapıldı.
Müzikal olarak etkilendiğiniz birileri ya da bir idolünüz varmı?
Evet çok var. Queen. Bazı rock grupları. Abimin ben çocukken dinlediği bazı rock grupları beni etkilemişti. Guns N’ Roses, Metallica ama en çok Queen dinlerdim.
Ben MTV ve VIVA ile büyüdüm. 15 yaşından beni hit müzik kaydetmeyi istemiştim. O yüzden bu video müzik kanallarını izleyerek, kimlerin neler yaptıklarını görmek istiyordum. Missy Elliot, prodüktör Timberland’i dinlerdim. Britney Spears, Backstreet Boys’ın tüm şarkılarını besteleyen besteci Max Martini’i takip ederdim. Genellikle yapımcıları tahip ederdim. Tabiki şarkıcılarıda izlerdim. Çocukluğum Michael Jacson dinlemekle geçti. Jackson herkes için bir idoldür.
Bunun gibi şeyleri herkes yapar. Dünyaya geldiğinizde ,tanımanız gereken, daha önce birşeyler yapmış birileri vardır hep. Onların yaptığı iyi yada kötü şeyleri izleyerek kendinize göre bir yol çizmeniz gerekebilir.
MTV izleyerek büyüdüğünüzü söylediniz. Bir gün yaptığınız bir şarkının MTV tarafından ödüllendirilmesi nasıl bir duygu?
Bizim için çok önemli bir ödüldü. Gurur verici. 2008’de ‘Angel’ adlı şarkımız Avrupa’da büyük bir başarı yakalamıştı. Bilirsiniz bu bir gerçektir. Çocukken herkesin hayalidir böyle şeyler. Ve nihayetinde biz de bu hayali gerçekleştirdik.
Genel olarak klip çekim aşamasında neler yaşıyorsunuz?
Önce şarkıyı tamamlar ve bu şarkı hit olur mu, olmaz mı buna karar veririz. Arkadaşlarımızın, akrabalarımızın, kız arkadaşlarımızın fikirlerini sorarız. Eğer herkesin olumlu bir fikri varsa ve şarkı beğenildiyse, bu defada video klip için nasıl bir senaryo hazırlayabiliriz diye düşünürüz. Doğru fikri bulmak ve sonra klip için hazırlanmakta biraz zaman alır. Çekimler çok yoğun ve yorucu geçer. 20 saatin üzerinde çalışırız. Konsantre olmak zorundayızdır.
Avrupa’nın ilk 3D müzik videosunu çekmek önemliydi. Peki 3D video çekimlerinin normal çekimlerden farkı nedir?
Son videomuz 3D bir çalışma olduğu için bize göre en zorlularından biriydi. Aynı anda 2 kamerayla çalışmak, her hareket için defalarca yer değiştirmek, 2 kameranında her defasında doğru açıyı belirlemesi için beklemek çok yorucudur. 3D üzerine uzman bir Fransız ekiple çalıştık. Bize yardımcı oldular. 3D çekimler, normal çekimlerden çok farklı bir çalışma gerektiriyor.
Morandi videoları herzaman ilgi çekici olmuştur. ‘Rock The World’ videonuzda nasıl bir senaryo izlediniz?
Video klip için önemli olan fikirdir. Bu videoda, bir kız ormanda yürürken dev bir gözlik içinde bizi görüyor. Herkesin eğlendiği bir partiye doğru bizi takip ediyor. Tüm senaryo fantastik ve gizli bir yerde geçiyor.
Love Me, Angels, Colors ve Save Me en çok dikkat çeken şarkılarınızdan. Tüm şarkılarınız içinde en çok hangisini başarılı buluyorsunuz?
Bana göre en başarılısı bir sonra yayınlayacağımız şarkımız. Kasım ya da Aralık ayları civarında yayınlamayı düşündüğümüz bir çalışmamız var. Bir çok hit şarkımız var ancak dediğim gibi en hit olmaya aday şarkımız yakında yayınlanacak. Adını şu anda söyleyemiyeceğim çünkü tam olarak adını kararlaştırmadık.
Türk Pop müziği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Tarkan’ı iyi tanıyoruz ancak genel olarak Türk müziğini pek iyi bilmiyoruz. Romanya’da pek duymadık. Daha çok geleneksel bir soundumuz var. Romanya’da buna benzer bir sound bulamazsınız. Genel olarak folklörden ilham alarak şarkı yapmıyoruz. Belkide bu kültür farkıdır. Türkler Türkçe müzik dinliyorlar ancak Romanya’da genellikle ingilizce şarkı dinlenir. Muhtemelen 2 – 3 şarkıcının dışında Romence şarkı yapan da kalmadı zaten.
İngilizce şarkı yapılıyor çünkü herkes dünyadaki herkes bunu anlayabiliyor. İngilizce şarkı yapmak her zaman daha avantajlıdır. İngilizce şarkı yazmakta kolaydır. Dediğim gibi dünyaca ünlü isimleri İngilizce şarkı söylerken dinleyerek büyüdüğünüzde, ingilizce sözler daha etkili hissediliyor. Romence şarkılarda güzeldir. Romence şarkılar da yazdım ancak her zaman İngilizce şarkı yazmak daha kolaydır.
Neden Romence şarkı yapmıyorsunuz diye sorulduğunda, ne cevap veriyorsunuz?
Onlar bizi Romanya’lı bir grup olarak görmüyorlar. Biz başından beri böyle istiyorduk zaten. Uluslararası işler yapmak için İngilizce, Portekizce, İtalyanca, İspanyolca ve Yunanca şarkılarımız da var. Romanyalı olduğumuzu bile bilmeyenler var.
Geleneksel müzikle uğraşanlar modern müziğe karşı biraz mesafelidirler. Modern ve geleneksel soundları bir arada tutarak yeni birşeyler mümkün olamaz mı?
Evet mümkün olabilir. Bu biraz da sanatçısına bağlı. Ne yapmak istediğinizle ilgilidir. Mesela ‘Seal’. Neredeyse klasik bir soundu var. Fakat her albümünde kendini biraz değiştirir. Pop sanatçısından bir farkı yoktur.
Son olarak Kıbrıs ve Türkiye’deki hayranlarınız için bir mesajınız varmı?
Türkiye ve Kıbrıs’ta birçok konser verdik. Antalya ve İstanbul’a ordaki hayranlarımıza bayıldık. Sanki konser için değil de tatil için gitmiş gibi olduk. Çok rahat ve güzeldi. Ve mutlaka geri döneceğiz. Büyük bir tur kapsamında tekrar Türkiye’de olacağız.