KKTC dediğimiz coğrafyada yaşananları, siyasi erkin sırf bir takım oy uğruna yaptığı müdahaleleri öğrendikçe inanın tesadüfen yaşadığımıza inanıyorum. Eskiden ani ölen insanın arkasından ‘Kanı buldu’ ölüp gitti zavallıcık denirdi. Şimdi teknoloji gelişti ve insanların arkasından ‘Kanı Buldu’ yerine kanserden veya kalpten gitti deniyor. Kanserin kol gezdiği, insanların durduk yerde kalp krizinden gittiği bir ülkede, niçin ve nedenler araştırılıp, bataklık rant için kurutulmuyor. Son günlerde hayvanlarda görülen ve insana da geçen Brucella hastalığı gündeme oturdu. Türk’e bir şey olmaz mantığı ile buzdolabında tutun ve tüketin denilen hastalığın aslında tüketilmemesi gerektiği uzmanlarca ifade edilmekte.
Tarım Bakanı Zorlu Töre, bu konuda görüş alış verişinde bulunduğu danışmanlarından aldığı yanlış değerlendirmeler sonunda, halka yiyin de korkmayın çağrısı yaptı. Aslında son derece çalışkan ve iyi niyetli olduğunu öğrendiğim Sayın Töre’nin bu çağrısını ben Çernobil’in patlamasından ve oluşan radyoaktivite bulutunun, Türkiye’nin Karadeniz bölgesini de etkilemesinden sonra devrin Türkiye’nin ilgili Bakanının çağrısına benzer buluyorum. Sayın bakanın, bakın ben içiyorum sizde için deyip radyosan ihtiva eden çayı mideye indirirken, çektiği ohhh’un Türkiye insanın başına ne büyük çorap ördüğünün sonradan farkına vardı. Bakana inanan ve bölgede yetişen meyveler ile çayı mideye indiren kadınlar, hilkat garibesi çocuklar doğururken, kanserden diğer dünyaya göç eden sayı da akıl almaz bir boyuta yükselmişti.
Sayın Töre, Brucella ihtiva eden etleri rahatlıkla tüketebilirsiniz derken, TC Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı bunun tam aksini söylüyor. Evrak altına imza atan üç değerli öğretim üyesi, sakın ha, Brucella şüphesinde bile şüphe edilen hayvanları hemen kesin diyor. Brucella ihtiva eden etler sadece kavurma yapılarak tüketilebilir derken, bunların iç organları, meme, testis dalak, tenasül organları tamamen imha edilmeli diyor. Peki kavurma ülkemizde pek sık yapılmadığına göre bu etlerin tüketilmesi sizce uygun mudur? Avrupa’nın adını bile duymak istemediği Brucella’lı etler Salam, sosis yapılarak tüketilebilir mi?
Tözün Tunalı geçtiğimiz gün Ada TV’de çok ilginç bir açıklama yaptı. Milletvekili Hasipoğlu’nun kendisini arayarak, Pile’den bazı hayvanların geçirilmesi için izin vermesini istediğini dile getirdi. Hastalıklı olup olmadığı meçhul hayvanlar kaç kez kontrolsüz bir şekilde Kuzey’e geçirildi dersiniz?
Bizim Minik Kuşların ilginç bir iddiası daha var. Bir başka siyasi 100 adet Brucella’lı hayvanından 24 tanesini bir şirkete verdiğini ve hatırı sayılır bir miktar elde ettiğini söylüyor. Hatta birileri araştırmak isterse o tarihi vererek Koop. Merkez Bankasından o siyasinin hesabı kontrol edilmek suretiyle olay görülebilir diyor. Bir mezbahada kesilmek suretiyle kontrol altında tutulabilecek olan hayvanlar 28 ayrı yerde kesilerek kontrolü tam sağlanamıyor. Kesim öncesinde ve kesildikten sonra kontrolü yapılması gereken hayvanların yalnız kesildikten sonra kontrolünün yapıldığı öne sürülüyor.
Daha da ileri giderek bizim minik kuşların çok ilginç bir iddiasını daha dile getireyim. Bizim Minik Kuşlar, Tavuklarda da kullanılan Zink Asitrasit yani büyütme ilacının da sakıncalı olduğunu söylüyor. Bu ilacın kullanılması halinde tavuk 48 gün yerine 28 günde oboze çocuk gibi serpilip kesilebilir duruma gelebilir diyor. Bu ülkede bir şirket tarafından 9500 civarında kesilen hayvan olduğu ve 14 bin civarında da sürüm olduğu ileri sürülüyor. Yani günde 600 bin Törkiş Lira bir kar elde edilmesi söz konusu. Zink Asitrasit’in kansorejen madde ihtiva ettiği dile getirilirken, teşvik prim ve doğrudan gelir desteği yardımları ile 70 Trilyon bir para devlet tarafından ödeniyor. Bu paranın 22 trilyonu 2 aileye gidiyor. Süt devlete 912 krş.’a satılırken, ayni sütü satan 7 krş. Ödeyerek sattığı sütü geri alıyor. Hortumu takıp birilerinin cebine boca eden hükümet sonrasında dönüp bunun acısını 3 kuruş ile geçinmeye çalışan ‘Emekliden çıkartmaya çalışıyor.
Bir kez daha söylüyorum. Sayın Töre’nin bu konuda çok iyi niyetli olduğu dile getirilip yanlış yönlendirildiği ifade ediliyor. Yukarıda birileri ona baskı yaparak bazı şeyleri kotarmaya çalıştığı öne sürülüyor. Ve bizim ‘Fısıltı Gazetesi’ birilerinin trilyon vurarak bu işleri kotarmaya çalıştığını manşet haberinde yazıyor.