13 Şubat 1975’te ilan edilen Kıbrıs Türk Federe Devleti, “ustalardan” feyz alarak 1983’te KKTC ilanı ile feshedilince, Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi ve Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi olarak başlayan yapı “Cumhuriyet” olgusu ile devam etti.
O zamana dek var olan sistemler içinde, Kıbrıs Türk toplumu, özgürlük savaşçısı anlamında, kendini ezmeye çalışanlara, yok etmeye çalışanlara ve/veya asimile ederek halı altına süpürmeye çalışanlara, gelenekleriyle, görenekleriyle, etik ve kültürel değerleriyle ve özgürlük şiarları ile direniyorlardı.
Kıbrıs Türk toplumu İngiliz yönetimleri altında da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rum hegemonyası altında da direnmesini bildi, mücadelesini sürdürdü ve teslim olmadı. Kimse merak etmesin varlık mücadelesini de gelişim mücadelesini de vermeye ve direnmeye devam edecektir.
Kendimizi yetiştirme, kendi ayaklarımız üzerinde durma, kendimiz üretme gibi kaygılarımız var toplum olarak; hala daha da içlerinde bu kaygıları taşıyanlara çıkarılan zorluklar gözlerimizin önünde yaşanıyor! Hele 1994’te çıkarılan bir ABAD kararları var ki “evlere şenlik”! Bu kararların alınmasına vesile olan UBP yönetimleri ve destekçi yönetimler bugün hala çıkmış ekonomiden bahsedebiliyorlarsa ve Kıbrıslı Türkleri üretmedikleri için hor görmeye çalışıyorlarsa vardır bunun da bir hikmeti!
30 yıl ülkeyi tarumar edenler, kalkıp da 5 yıllık CTP-BG döneminden enkaz devraldıklarını söyleyenler, aslında bu halka gerçekte hiç inanmayanlar ve güvenmeyenler değil midir?
Yaşanan dezenformasyonun kurtuluşunu ve tek çıkışını Birleşik Federal bir yapıda görüp federasyon isteyenler zaten “vatan haini”ydi onlara göre! Sol düşünce güçlenirse, ezilmesi gereken kötü bir şeydi ve “VER YİYEYİM, ÖRT YATAYIM, ÇAL PARMAKLARIM OYNASIN” rezilliği ile anca buraya kadar gelinebildi…
Ekonomi? Hangi ekonomi? UBP hükümeti ekonomi mi bıraktı ortada? Umutları dahi kırıp geçirmeye devam ediyor…
CP-BG hükümette iken tedbir alalım da halkın lehine ve ekonominin dengelerine uygun uyarlamalar yapalım diye muhalefetle konuştuğumuzda ayağa kalkanlar, dertleri sadece iktidar olanlar, ekonomi mi bıraktı ortada?
Özcesi, Lewis Carroll bir öyküsünde der ki; 'Fare sorar, lütfen bana buradan hangi yöne gitmem gerektiğini söyleyebilir misiniz? Kedi yanıt verir: Bu büyük ölçüde nereye gitmek istediğinize bağlı.'
Bence bu soruya yanıt aramamızın zamanıdır, hatta epey geç kaldık… Ve biz, hangi yöne gitmemiz gerektiğini sormuyoruz; bunu biliyoruz; bu yola ulaşmak için çabalamak gerek daha fazla diyoruz. Ama bu çaba maalesef ülkeyi bu hale sokan, halkı sürekli aldatan, üretmek yerine üleşmeyi şiar edinen, ver kurtul mantığındaki bugünkü teslimiyetçi UBP yönetimi ve anlayışı ile mümkün değildir. “Devleti biz kurduk” diyenler bugün kurdukları bu yapıyı amorti devlet durumuna düşürdüler. Bizlerin görevi kendi yapımıza uygun ekonomik programları hayata geçirerek Türkiye ile olan ilişkilerimizi de sağlıklı ve yatay bir zemine taşıyıp eşitlikçi, adil, insan haklarına saygılı ve barışcıl politikalar üretmektir.