Eğitimde ülke ve dünya koşullarına uygun kökten reform yapmak şart

Alvin Toffler son on yıl öncesine kadar bildiklerimiz bugün artık ikiye katlanmıştır diyor ve yaşanan gelişmelerin eksponansiyal bir şekilde artmaya devam ettiğini belirtiyor.

Alvin Toffler son on yıl öncesine kadar bildiklerimiz bugün artık ikiye katlanmıştır diyor ve yaşanan gelişmelerin eksponansiyal bir şekilde artmaya devam ettiğini belirtiyor.


Bütün bu gelişmeler ekonomik ilişkileri olduğu kadar toplumların yapılarını da değiştiriyor.
Dünyamızın artık çok daha farklı becerilere sahip insanlara ihtiyacı var. Diğer bir deyişle hızla değişen dünyaya uyum sağlayabilmek ve değişen toplum düzenlerinde yaşayabilmek için farklı becerilerle donanmamız gerekiyor.


Günümüz toplumları sanayi toplum düzeninden bilgi toplumu düzenine geçerken, eğitim sistemleri de buna göre şekillenmek durumunda kalmaktadır.
Değişim konusunda kararlı ülkeler öğrenme alanındaki paradigmal değişim ve dönüşüm yolunda önemli mesafeler kat ederek, küresel boyutta yaşanan değişimin hızını yakalamaya ve yenidünyaya uyumlu insan yetiştirmeye devam ederken, değişime direnen ya da değişim gereksinimlerini çeşitli nedenlerle kavrayamayan ülkeler ise büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar.


Eğitimde paradigmal değişimleri başaramayan ülkelerde doğal olarak diğer alanlarda da değişimler yaşanamamakta ve bu ülkeler giderek gelişmiş ülkelere daha bağımlı hale gelmektedirler. Yani eğitim sistemlerinde değişim ve dönüşümü gerçekleştirebilen ülkelerle gerçekleştiremeyen ülkeler arasında var olan uçurumlar giderek daha da büyümektedir.


ÜLKEMİZDE DURUM NE?
Ülkemizde de eğitim alanında paradigmal değişimler 2005 yılından beridir gerçekleştirilmeye çalışılmakta ancak değişimin hız ve kalitesi çeşitli nedenlerle değişime karşı gösterilen dirençlerin de olumsuz etkileriyle halen olması gereken düzeyde seyredememektedir. Üstelik 2009 yılından sonra 2005’te başlatılan yeni paradigmaları içeren çalışmalar da duraksamış ve eğitim bir kez daha popülizme yenik düşmüştür. Kısacası eğitim sistemimizdeki tıkanıklıklar bir türlü aşılamamıştır. Bugün geldiğimiz noktada hala sorunlar var eğitim sistemimizde ve giderek de artmaktadır.


Kıbrıs Türk Eğitim Sisteminde eğitimin amacından tutun da, bilginin doğasına, okulların, eğitim bakanlığının ve tüm eğitim kurumlarının yapılanması ve işleyişinden eğitim yönetimi ve eğitimde liderlik kavramlarına kadar eğitimin her alanındaki temel anlayışlar yeniden ele alınmak durumundadır. Kısacası artık eğitimde doğru olanın yapılması gerekmektedir. Doğru olan da eğitimde paradigmal dönüşümleri hayata geçirmektir. Artık eski dünyanın eğitim paradigması olan davranışçı yaklaşımları kullanmak ve hatta bu eski paradigmayı eksiksiz ve hatasız uygulamak dahi çözüm değildir.

Bilinmelidir ki sanayi toplumu anlayışları ile bilgi toplumuna insan yetiştirilemez. Eski paradigmalarla donanmış bir eğitim sistemi ile yaptığımız işi doğru yapmakla ancak eski toplum yapılarına insan yetiştiririz ama bilinmelidir ki bu insan hedeflediğimiz girişimci, yaratıcı, problem çözücü, öğrendiği bilgiyi yeni bilgiler üretmek için kullanan ve benzeri özelliklere sahip insan olmayacaktır.

NE VAR, NE YOK?
Ülkemizdeki UBP anlayışları ile sürdürülen eğitim sisteminde yaratıcılık yok, projeler yok, farklı düşüncelerin ortaya çıkmasını destekleyen bir anlayış yok, araştırma hak getire, grup çalışması teşvik edilmiyor, istatistik yok, felsefe dersleri kaldırılmış, insan hakları/barış/hoşgörü/vb eğitimler hiç düşünülmüyor, UBP’nin dar milliyetçi anlayışlarla sürdürdüğü tarih eğitimleri ile at gözlüğü takarak yürüyoruz hala, dünya insanı yetiştirmek, kültürel eğitime önem vermek, sanat ile ilgilenmek, her bireyin kendi yeteneğini ortaya çıkarabilecek etkinlikler yapmak yok!


Ne var peki UBP’nin eğitim uygulama ve politikalarında?
Uslu çocuk yetiştirmek! Verileni itiraz etmeden almak, farklı görüş dile getirmemek! Bilgiyi mutlak kabul etmek ve rıza göstermek! Aşırı “milliyetçi” yetişmek ve otoriteye biyat etmek! Ayrıcalıklı insanlar yetiştirmek! Sürekli olarak birilerine hoş görünerek yaşamak!

TC’DE YENİ VİZYON, ATATÜRK İLKELERİ VE UBP!
Yıllardır özellikle ülke eğitim sistemini Türkiye’deki sınav sistemlerine ve programlarına endeksleyen UBP’nin son dönemlerde Türkiye’deki eğitim vizyon ve hedeflerinden hiç bahsetmemesi de oldukça ilginçtir. TC Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer bakın nasıl özetliyor Eğitim Reformu Paketi ile Eğitimde Yeniden Yapılanma vizyonunu: “…Avrupa 2020 stratejisine uygun olarak, ancak kendi geleneklerini ve ihtiyaçlarını ön planda tutarak kendi eğitim yönetim sistemini geliştirmek…” Bu vizyona Türkiye’deki bazı “milliyetçi” düşüncelere ve dogmacı bir biçimde Kemalist anlayışlara sahip olanlar “Bu vizyonda Atatürk ilkeleri nerede?” diye eleştiri ve suçlama getirmekte ve karşı çıkmaktadırlar.

Şimdi oldukça büyük bir merak içerisindeyim UBP’nin ve Sayın Dürüst’ün tavrı ne olacak bu konuda diye. Yıllarca Türkiye eğitim sistemi ile paralel gitmeyi aynılaştırma ve kopya etme olarak algılayan bu zihniyet şimdi Atatürk İlkeleri ile ilgili ne yapacaklar ve vizyonu KKTC eğitim sistemine nasıl kopya edecekler?


2.5 yıldır hükümet eden UBP’nin hükümet programlarında eski paradigmaları hayata geçirmeye çalışan bir anlayışın izlerinin olması eğitim ve toplum adına hem düşündürücü, hem üzücü hem de ürkütücüdür. Hükümetin eğitim programı hem davranışçı yaklaşımların uygulamaya konacağının sinyallerini vermekte, hem de yenidünyanın gereksindiği insanı yetiştireceğini iddia etmektedir ki bu mümkün değildir.

Bu haber 84 defa okunmuştur

:

:

:

: