“Kekova’daki konserimi tamamladım. 45 bin kişi tekrar sahneye çağırdı ve hep bir ağızdan şarkımı söyledi. Gözyaşlarımı tutamadım” diyen Cem Özkan, bunun bir müzisyenin yaşayacağı en gurur verici an olduğunu söyledi
ELİF İYİDOĞAN
“Şarkılarımı hiçbir zaman ticari kaygı gözeterek yapmadım” diyen genç bir Rock yıldızı… Cem Özkan 45 bin kişinin hep bir ağızdan şarkısını söylediği Kekova konserde göz yaşlarını tutamadı…
Türkiye’nin son dönemde yıldızı parlayan başarılı rock şarkıcılarından Cem Özkan, konser vermek amacıyla Kıbrıs’ta bulunduğu sırada star kıbrıs’a müzik yaşantısından, hayallerine kadar her konuda açıklamalarda bulundu.
Müzik yaşantısına çok küçük yaşlarda başladığını belirten Özkan, yirmi yıldır müzikle uğraştığını belirterek, tesadüfî bir biçimde kendini başka bir türlü müziğin içinde bulduğunu söyledi. Aslında çok sağlam bir rap dinleyicisi olduğunun söyleyen Özkan, rap müzik yapmak için satın almayı düşündüğü drum machine’i almak üzere İstanbul’da bir müzik mağazasına gittiğini söyleyerek müzik mağazası sahibinin kendisine basgitar sattığını anlattı. Şimdilerde de çok yakın arkadaş olduğu satıcı Tarkan beyin müzik grubuna basçı olarak katılan Cem Özkan, müzik yaşantısına bir gruba dâhil olarak devam etti.
CHİNE BAND VE REBEL MOUVES
Müzik yaşantısında ki ilk grubu Chine Band ve hemen ardından gelen Rebel Mouves ile gerek cover gerek orijinal parçalar yapan Cem Özkan, katıldığı gruplarda basgitar çalmasının yanı sıra vokal de yaptı. Müzik kariyerine bir süre Amerika Birleşik Devletlerinin Atlanta şehrinde devam eden sanatçı 2000 senesinde Türkiye’ye dönerek çalışmalarına kaldığı yerden devam etti. Çeşitli sanatçıların orkestralarında da müzik yapan Özkan, son olarak “Kendimce” adını verdiği solo albümünü çıkarttı.
Albümde öne çıkan şarkısı “dön bana” ile müthiş bir başarı grafiği yakalayan sanatçı, şarkısının her yerde çalınmasından ve herkes tarafında söylenmesinden dolayı çok mutlu olduğunu ifade etti. “Dön bana”nın insanlar tarafından çok sevildiğini ve benimsendiğini anlatan Özkan, “bu şarkı artık benim değil, dinleyicilerin, Esas olan müziktir, müzisyenler gelip geçicidir” diyen sanatçı, şarkısın dinleyenlerine armağan etti.
Müzisyenlerin amatör ve profesyonel olarak bir ayrıma sokulmamaları gerekliliğinin altını çizen Özkan, beyin ve kalp olarak bu tür bir havaya giren müzisyenlerin tavırlarından hoşlanmadığını kaydetti. Müzisyenlerin bu davranışlarının, kendilerini köreltmekten başka bir işe yaramadığını da belirten Özkan, kendisinin seksen yedi yılındaki, müziğe yeni başlayan çocuk olduğunu anlattı.
BAS GİTAR, AKUSTİK GİTAR, DAVUL VE PİYANO
Müzik kariyerine basgitar çalarak başlayan Cem Özkan basgitarın yanı sıra sahnede akustik gitar kullandığını söyledi. Aynı zamanda prodüktörlük de yapan sanatçı işi gereği piyano ve davul da çaldığını belirti. Son olarak “Gece Yolcuları” grubunun prodüktörlüğünü de üstlenen Özkan, grubun son albümündeki, eski bir Sezen Aksu şarkısı olan ‘değer mi hiç’ şarkısına yeni saund hazırlayarak albümde yer verildiğini söyledi. Eski şarkıların günümüze yeni düzenlemelerle tekrardan kazandırılmasının ticari kaygı ile yapılmadığını ümit ettiğini söyleyen sanatçı, Gece Yolcuları grubunun böyle bir şeye ihtiyacı olmadığının altını çizerek, ortadaki amacın, aslında yeni jenerasyonun geçmişteki müziklerden haberdar olmasını sağlamak olduğunu belirtti.
SÖZLE MÜZİĞİN BULUŞMASI
Müzikle buluşma hikâyesinin çok da sıra dışı olmadığını belirten Cem Özkan, müzikle iç içe yaşayan tüm müzisyenlerin geçtiği mecburi istikametten kendisinin de geçtiğini söyleyerek, müzik yaptığını anlattı. Müzik yapmanın dışında, söz yazmanında tam manası ile bir his işi olduğunu ifade eden genç müzisyen sözle sazın birleşmesinin kişinin duygularını tüm samimiyeti ile ortaya koyduktan sonra gelen bir başarı olarak değerlendirdi. Herkesin kendisi kadar yoğun duygular hissetmediğini, belki de şarkılarındaki farkın buradan kaynaklandığını anlatan Özkan, albümünü hazırlarken, hiçbir zaman ticari kaygı taşımadığını ifade etti.
KEKOVA’DA DUYGU SELİ
Geçtiğimiz Mayıs ayında Kırklarli’de katıldığı Kekova şenliklerinde aslında ne kadar önemli bir iş yaptığını fark ettiğini söyleyen sanatçı, konser sonrasında sahneden indikten sonra, yoğun ısrarlar üzerine tekrar hayranları ile buluşmak üzere sahneye döner. Tek başına çaldığı dön bana şarkısını bir ağızdan sadece dinleyenlerinin seslendirdiğini anlatan Özkan, o anda yaşadığı hisleri kelimeler dökemeyeceğini bunun çok farklı bir duygu olduğunu söyledi. Kırk beş bin insanın hep beraber söyledikleri şarkının bitiminde gözyaşlarını tutamadığını belirten Özkan, bir müzisyenin yaşayacağın en gurur verici anın bu olduğunu ifade etti.
MFÖ İLE AYNI SAHNEDE
En büyük hayallerinden birinin MFÖ ile aynı sahneyi paylaşmak olduğunu söyleyen sanatçı, geçtiğimiz mayıs adında Kekova şenliklerinde bu hayalinin gerçekleştiğini söyledi. Mazhar Alanson, Fuat Güner ve Özkan Uğur’un çok iyi müzisyenler olduğunu vurgulayan Cem Özkan, MFÖ ile aynı sahneyi paylaşmanın gururunu yaşıyor. Önümüzdeki günlerde Türkiye’ye gelmesi beklenen Dire Straits gurubunun efsanevi gitaristi Mark Knopfler ile de aynı sahnede müzik yapma hayalinin olduğunu da sözlerine ekleyen sanatçı, çocukluk yıllarının müzik kahramanın olan Mark Knopfler’ı deyim yerinde ise dört gözle bekliyor.
Müzikte ulaşmak istediği bir hedefinin olmadığını ve böyle bir noktanın varlığına inanmadığını kaydeden sanatçı, “müzisyenin görevi müzik yapmaktır, müzikte son nokta diye bir şey yoktur” dedi.
BEYİNLERDEKİ BARİKATLAR AÇILSIN
Kıbrıs’taki siyasi hareketlilikle ilgili görüşlerini de açıklayan genç sanatçı, kendisinin her zaman birleşmekten yana bir hayat felsefesi olduğunu ifade etti.
Lokmacı Barikatının açılmasına atıfda bulunarak, öncelikle beyinlerdeki duvarların yıkılması gerekliliğinin altını çizen Cem Özkan, daha sonra tüm barikatlar açılır dedi. Her zaman, ayrım olmaktansa birleşmekten yana olduğunu ifade eden sanatçı, Lokmacı barikatının açılmasının son derece yerinde bir karar olduğunu vurguladı.
Kıbrıs’ta yaşanan bu açılışın, dünyanın diğer ülkelerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyleyen Cem Özkan, bu anlamlı açılışın enerjisinin, fikirsel, renksel, bütünsel tüm bölünmelere nokta koyarak tüm dünyaya yayılmasını diledi.