İmam Hatip bölümleri ile ilgili belki de bu yazının sonunda yazabileceğim önerilerimi başında yazmak daha uygun olacağından ilk evvela önerilerimi özetle sıralıyorum:
1. 15 -18 yaş için açılan İmam Hatip bölümlerinin muhtemelen Bakanlar Kurulu kararı ya da Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın inisiyatifi ile alınan kararının geri alınması.
2. Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde 2 yıllık doğrudan İmam ve Hatip yetiştirecek bir ön-lisans bölümünün 2012-2013 akademik yılında öğretime açılması.
3. İlahiyat Fakültesine 2 yıllık ön lisans ve 4 yıllık lisans programlarına alınacak olan KKTC uyruklu öğrenci sayısının belirlenebilmesi için DPÖ ve Din İşleri Dairesi ile birlikte bir ihtiyaç analizi çalışması yapılması.
4. Eğitim sistemine farklı bir yapı kazandırmak ve okulların çok amaçlı-çok dersli-az zorunlu çok seçmeli dersli- bir boyuta dönüştürülerek farklı okul tiplerinin yerine çok amaçlı okulların hayata geçirilmesi için çalışmalar yapılması.
Ülkemizin ihtiyaç duyulan alanlarından biri olduğu belirtilen İmamlık-Hatiplik için insan yetiştirilebilmesi işlevlerinin gerek Kuzey Kıbrıs’ta Yakın Doğu Üniversitesinde açılan İlahiyat Fakültesine gerekse de Türkiye Üniversitelerinin bazılarına öğrencilerimizin yönlendirilmesi gerekiyor.
İmam Hatip bölümlerinde 4 yıl boyunca okutulması planlanan dersler uygulanış ve kazanım açısından bilimsel yaklaşımla yetiştirilmesi düşünülen ve eğitimin genel amaçlarından olan sorgulayıcı, eleştirel, problem çözen, araştırmacı ve bilgiye ulaşma yollarını kullanan öğrenci yetiştirmeye gerekli olan derslerin özellikle temel bilimler bağlamında hazırlıklarının yapılabilmesi ve öğrencilerin temel felsefe, fizik, biyoloji ve matematik gibi önemli bilimsel donanımlara sahip olabilmesi açısından temel anlayışlar ve yaklaşımlar dikkate alındığında büyük farklılık göstermektedir.
Haspolat Meslek Lisesi bünyesinde İlahiyat Bölümü açılması kararına karşı yapılan eleştirilerde dikkat edilmesi gereken bir husus vardır ki, hemen hemen hiçbir kimse veya kurum ülkenin insanlarının dini inanışlarına karşı bir negatif tutumu ya da özellikle belli bir inanışa bağlı insanların inanışlarını yerine getirmesi için ihtiyaç duyulduğu söylenen din görevlisi yetiştirilmesine karşı olan bir görüşleri bulunmamaktadır.
Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından İlahiyat Bölümü açılması ile ilgili olarak alınan kararında, gerek planlama-programlama, gerek yasa ve tüzüklere uyma, gerekse de sosyolojik boyutları ile düşünüldüğünde sıkıntılar olduğu görülmekte; toplumun çeşitli kesimlerinden getirilen yapıcı eleştiri ve öneriler dikkate alınmamakta; özellikle de toplumsal tedirginlik yaşanması dahi göz önünde bulundurulmayarak, sanki de eleştiri yapıp farklı öneriler geliştirenlerin ötekileştirilerek din karşıtı ya da din eğitimi alınmasına karşıymışlar algısı yaratılarak, toplumsal yapı içerisinde olmaması gereken yeni bir kutuplaşma alanı daha yaratılmak istenmektedir.
Ülkemizde yüzyıllardır çeşitli meslek dallarında olduğu gibi din görevlisi yetiştirilmesi konusunda da her türlü olanaksızlığa rağmen çözüm yolları üreten Kıbrıs Türk Halkı tarihin hiçbir döneminde mesleksiz ve zanaatkarsız kalmamış ancak özellikle 1974 sonrası oluşan yeni durumda bilhassa TC destek ve önerileri ile gelişmesini ve ekonomik yapılanmasını sürdürmeye çalışmış, çeşitli alanlarda Türkiye’den denetimli ya da denetimsiz bir biçimde gelen farklı meslek gruplarından kişilerin toplum yapısı içerisinde artmaya başlaması, eğitim sisteminin toplumun yapısına ve ihtiyaçlarına dönük insan yetiştirmemesi ve üretime dönük planlanmaması nedeniyle birçok alanda olduğu gibi din görevlileri bağlamında da TC’den gelen görevlilere bağımlı bir duruma getirilmiştir.
Yıllardır yazıp çiziyor ve eğitim sisteminin ülkenin genel ihtiyaçları düşünülerek üretime dönük yeniden yapılandırılması, ezberci bir eğitim paradigması olan davranışcı eğitim sisteminden eleştirel ve yaratıcı bir eğitim sistemi olan yapılandırmacı eğitim paradigmasına geçilmesi gerektiği, bireysel-toplumsal ve evrensel ihtiyaçlara göre insan yetiştirilmesinin önemi ve özellikle ülkenin toplumsal-ekonomik ve demografik yapısı göz önünde bulundurularak toplumun reel anlamda ihtiyacı olan insanın yetiştirilmesine dönük planlı-programlı ve vizyonlu bir stratejinin ele alınması gerektiğini ısrarla ve yılmadan vurgulamaktayız.