Güzelyurt bir yazgı mı? direnmeden insanca yaşanabilir mi?

SOCRATES Dün Star gazetesinde “eğitişim” köşemde yayımlanan “yazgı ve direnmek” adlı bir alıntı yazısında Socrates’in şu cümleleri de yer alıyordu:

SOCRATES
Dün Star gazetesinde “eğitişim” köşemde yayımlanan “yazgı ve direnmek” adlı bir alıntı yazısında Socrates’in şu cümleleri de yer alıyordu:
“Size en yakın olan ve doğruyu söyleyen kalbinizdir. Bu temiz kalbinizi kabul etmeyenlerden uzak durun.”
YAZGI VE DİRENMEK
“Yazgı ve Direnmek” alıntı yazısında ayrıca şunlar da yer alıyordu:
“Gerektiğinde soğan kavurup bayat ekmekle doyurmaya çalışacaksın karnını, ama asla ayaklar altına sermeyeceksin onurunu…
Gerektiğinde aç kalacaksın, sigaran olmayacak, sokaklardaki izmaritlere bakacaksın imrenerek ve için burkularak. Ama asla kendin olmaktan vazgeçmeyecek, teslim olmayacaksın…
Koşullar ne olursa olsun, iç özgürlüğünden vazgeçmeyecek, insan olduğun için doğuştan sana verilmiş haklar olduğunu unutmayacaksın…Hayatın sana verilmiş en güzel armağan olduğunu bilecek ve ona ihanet etmeyeceksin…
Hayatını çalmaya kalkan her kim olursa olsun düşmanın olarak görecek ve ezip geçeceksin…Sana dayatılanı değil, kendi seçtiğin hayatı yaşamak için her bedeli ödemeye hazır olacaksın…
Özgürlüğünü, dahası hayatını bir insanın eline verip sonra da pısırıklığını koluna takıp ağlayıp sızlamayacaksın…Kimseyi ezmeyeceksin. Ve hiç kimsenin seni ezmesine izin vermeyeceksin…
Direnme hakkı, isyan etme hakkı denen bir şeyler var bu hayatta Direnecek, isyan edeceksin, onurun, özgürlüğün ve hayatın için…”
BIÇAK KEMİĞE DAYANDI…

Bugünlerde ülkemizin de içinde fiilen yer aldığı, hem öznesi hem nesnesi olarak rol üstlendiği fırtınalar, dünyanın da içinde bulunduğu bir doğal politik yörüngenin dönüşümüdür. Bir yerde sert esse rüzgârlar, dünya o kadar daraldı ki aslında, bir başka yerde deprem etkisi yaratabiliyor. Ancak biz, bu adaya o kadar ustalıkla ve o kadar sanki (!) gönül rızasıyla kapatılmışız ki neyi, ne zaman fark edip de dur diyeceğimizi de kestiremediler belki daha düne kadar. Oysaki toplumdaki huzursuzluk giderek tırmanırken, elde kalan duyarlılıklar var sadece… Bütün bu hareketin kaynağı “bıçak kemiğe dayandı” duygusudur hepimizde.



En çarpıcı örneklerden biri Güzelyurt’tur bu bağlamda. Çarşıda kısacık bir yürüyüş yapılsa (2.5 yıldır beceriksiz bir biçimde yürütülen kanalizasyon projesi ve Belediyenin de sorumsuz ve insan odaklı olmayan politikaları nedeniyle kazılan yolların çukurlarından ve çamurlarından fırsat bulunabilinirse eğer), Güzelyurt’ta ya da Lefke’de, veya köylerimizde hemen durum anlaşılıyor, ekonomist olmaya da hacet yok!
Esnaf, işçi, çalışan, dükkân sahibi olan en ufacık iş yerinden en büyük iş mekânına dek genel bir mutsuzluk, huzursuzluk ve umutsuzluk var. Çünkü evlerini geçindirmek, çocuklarını okutmak ve onlara gelecek hazırlamak sorumluluğunda olan bu bölgemizin insanları, Güzelyurt ilçesi halkı, adanın geneli gibi belki ancak daha katmerli bir biçimde çaresizleştirilmeye, umutlarını tüketmeye, iş için aş için UBP hükümeti tarafından ele güne muhtaç edilmeye çalışılmaktadır.
Güzelyurt’u seller aldı 2 yıl önce, yollar, evler, dükkânlar-işyerleri, insanlar sel altında kaldı, ancak UBP hükümeti sel mağdurlarının dahi yaralarını sarmadı da birçok esnaf daralan ve günden güne bitirilen iş hacmi yetersizliğinden dolayı düşmüş olduğu ödeme sıkıntısı nedeniyle çek yasaklarına girmiş ve daha da ötesi borçlarını ödeyemediğinden ötürü cezaevine düşürülmüştür…
Güzelyurt en çok göç veren bölgemizdir, halkın kendi toprağında yaşaması adına UBP hükümeti olarak en azından bu son 2.5 yılda ne gibi önlemler alındı? Güzelyurt en az yatırım yapılan bölgelerimizin başında geliyor, UBP hükümeti bu konuda hangi projeleri üretti? Ödenemeyen çeklerden ve yüksek faizlerle yüksek vergilerden mağdur olan başta esnaf ve zanaatkarlar olmak üzere insanlarımızın cezaevine atılması nasıl bir düzendir diye isyan etmemek mümkün mü? Geçtiğimiz cumartesi akşamı Güzelyurt terminali önünde esnaf ve zanaatkarlar tarafından yakılan ateş işte tam da bir isyanın başlangıcıdır ve toplumsal desteğe tam da şimdi ihtiyaç vardır. Yazgılar direnmekle aşılabilir ancak ve direnmek de sokaktan başlar, toplumsal bütünlük içerisinde sürdürülür ezilen insanlar adına…


İKTİSADİ KALKINMA PLANI
CTP-BG’nin Güzelyurt ilçesine dönük olarak geliştirmiş olduğu “İktisadi Kalkınma Planı” projesi ve bu projeye bağlı olarak yapılacak olan turizm yatırımları maalesef “askeri atış alanı” engeline takılmış ve bir türlü çözülememiştir. Güzelyurt’un genişleme planına bağlı olarak ODTÜ Kalkanlı Kampüsü ile Akdeniz köyü arasındaki bölgeye yapılması düşünülen yeni konutlar ise alt yapılarının yapılmasına CTP-BG hükümetleri döneminde başlanmasına karşın UBP hükümeti tarafından 2.5 yıldır bir türlü hayata ilerletilmemiş ve bu yüzden gençleri bölgede tutmak mümkün olamamıştır.
UBP hükümetine Güzelyurt bölgesi insanları, esnaf ve zanaatkarları, gençleri ve yaşlıları adına bir kez daha buradan sormak istiyorum Güzelyurt bölgesinin düşürülmüş olduğu bu olumsuzluklardan kurtulması için hangi önlemleri almayı ve ne zaman hayata geçirmeyi düşünüyorlar diye…
ÖNERİMİZ GÜZELYURT İKTİSADİ KALKINMA PLANININ HAYATA GEÇİRİLMESİDİR…HEM DE HİÇ VAKİT KAYBETMEDEN…



Bu haber 108 defa okunmuştur
  • ne gezer?!? EMİN GİRİTLİ  LEFKOŞA - 5.12.2011 SAYIN ÇAĞLAR,BUNLARIN DEVRİ İKTİDARINDA ,BİR ÖRNEK BİLE YOK. VARSA YOKSA HAMMA HUMMA, ŞÜKRAN ANAVATAN.YAVRIVATAN. DEYE DEYE KUZEY KIBRIS TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN, TEMELLERİNİ ATTILAR ONU GELİŞTİRME İÇİN DE UĞRAŞMAYA DEVAM EDİYORLAR. YAPILAN TEK İŞ BU.

:

:

:

: