Her soru yanıtını içinde taşır

Kıbrıslı Türklerde milliyetçi bir duruş var mı? Kıbrıslı Türklerde milliyetçi duruş varsa bu duruş genel mi özel mi?

Kıbrıslı Türklerde milliyetçi bir duruş var mı? Kıbrıslı Türklerde milliyetçi duruş varsa bu duruş genel mi özel mi? Yani sorum o ki biz tüm dünyaya karşı mı milliyetçiyiz yoksa özellikle Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türkler kadar bir nüfusa eriştiği söylenen başta da kaçak olan Türkiyelilere karşı mı?

Yaşantımıza biraz da “sinsice” yerleşen bir yapı oluştu süreç içinde. Son nüfus sayımında da belirgin bir biçimde su üstüne çıkan vurgu, yıllardır kaçınılmaya çalışılan “Kıbrıslı-Türkiyeli” gerilimi biliniyordu aslında. “Kıbrıslı” olarak kendini tanımlamak isteyen bazı kesimlerde çok açıkça görünen ötekileştirme söylemi içindeki tümüyle tepkisel ve belki de kısmen önyargı içeren “gacolar”, “ficalar” benzeri ırkçılık söylemi ile bizden değil demek görünür hale getirilirken; aynı bıçak sırtı yaklaşımın karşı unsurundaki yansıma “Kıbrıslılar bizi sevmiyor” yargısıyla kimlik buluyor.


Toplumların, halkların içinde anlam bulup nefes aldıkları kültürel kimliklerine sahip çıkmaları doğaldır ve ulusal miras bilinciyle hareket etmelerinin kuşkusuz ki önemli yanları vardır. Bu da en çok gelecek kuşaklara aktarılması gereken gelenekselle modernliği örtüştüren bir durumdur. Ancak bunun yolu, akl-ı selim ile ve eğitimsel süreçlerin örgütlenmesiyle ve ilgili sivil toplum örgütlerinin ilgili kurum ve kuruluşların çabasıyla olanaklıdır. Yoksa benim bildiğim ırkçılıkla beslenen küfürlü söylemler hiçbir şey kazanmamıştır geçmişten günümüze dek. Peki, temelde irdelenmesi gereken konu, insanların birbirine söylemleri midir yoksa bu söylemleri destekleyen ve hatta çoğu zaman tetikleyen kurumsallaşmış milliyetçilik akımları mıdır? Henüz Kuzey Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türkler adı altında ve salt bu noktadan hareketle kimi değerleri savunduğunu söyleyen bir kuruluş yoktur, ki bu da bir şanstır kanımca. Ve asıl tartışılması gereken konu ise bu gerilimden, hatta alttan alta tutuşturulmak istenen bu zorluktan kimin, nasıl ve hangi koşullara yönelik kazancı vardır? Hemen hemen herkesin yolu en az bir kez ya bir Kıbrıslıyla ya da bir Türkiyeli ile kesişiyorken, hatta ve hatta herkesin bir şekilde komşuluk, arkadaşlık, sevgili, akraba veya tanıdık ilişkileri varken, her iki toplumun da kendine göre doğru ve eğri yanları bulunurken ve bu çok normalken; ve her şeyden önemlisi tümü de emekleri ile yaşamlarını sürdürmeye çalışırken ne oluyor da insanlar birbirine ters bakmaya başlıyor “politika” işin içine girince… Ama bu politika başka politika; bizim anladığımız anlamda değil! Burada yapılmak istenen alt bir zemine “düşmanlık” ve özellikle “ötekileştirme” tohumları ekerek zamanı geldiğinde hasat etmekse; tohum filizlendi diye korkma zamanındayız belki de. Çünkü bu gerilim ve kamplaşmanın Kıbrıs’ın gerçek anlamda egemenliğine ve bağımsızlığına veya adamızda yaşayan bütün halkların kardeşliği mücadelesine hiçbir katkı sağlamayacağı çok belirgindir.

Dikkat edilmesi gereken durum şimdiki yapısal dönüşümler içinde öncelikle halkımızın “kendini fark etme” durumudur. Kıbrıslı Türkler, yıllarca “Türk” etnik kimliği çerçevesinde kendilerini yaşattılar ve tanımladılar. Ancak 1974’ten sonra ortaya çıkan toplumsal olgularda böylesi bir etnik tanımlamanın yanlış, eksik, güncele nüfuz etmeyen bir yapıya sahip olduğu da yaşanarak görüldü. Öncelikle Türkiye’den gelen “Türk”lerle, kendisini yıllarca “Türk” saymış olan Kıbrıslı Türkler arasında inkâr edilemez, varlığı su götürmez bir kültürel farklılık olduğu idrak edildi.

Bu noktada hemen şu tespiti de yapmak yerinde olacaktır. İNSANLARIN ULUSLARINI, TOPLUMLARINI, KÜLTÜREL VE YEREL DEĞERLERİNİ, DİLLERİNİ, İNANÇLARINI, RİTÜELLERİNİ, KENDİ GELENEK VE GÖRENEKLERİ ANLAMINDA ÖZLERİNİ SEVME, KORUMA, SAHİP ÇIKMA, YAŞAMA VE YAŞATMA HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ VARDIR VE OLMALIDIR. Benim bu konu özelinde tartışmaya açtığım temel öğe bu değil. Bu sahip çıkmanın sınırları ve insani ölçütleri kapsamında nelerin gözden kaçırıldığı ve nelerin göz ardı edilerek toplumları kışkırtmayla sonuçlanması kuvvetle muhtemel bir yapıda zamanı gelince ırkçılığa karşı mücadele eden biz ve biz gibiler bile inisiyatif kullanamaz hale gelirsek ne olacak endişesidir.
Bu haber 86 defa okunmuştur

:

:

:

: