Temel eğitim

Toplumların dinamik bir yapıya sahip olması, toplumu oluşturan bireylerin kültür, sanat, bilim ve yurttaşlık kazanımları ile doğru orantılıdır. Bu kazanımlar, öncelikle temel eğitime verilen önem ve bu önemi işe-vuruk hale getirme çalışmaları doğrultusunda değer bulmakta ve anlam kazanmaktadır.

Toplumların dinamik bir yapıya sahip olması, toplumu oluşturan bireylerin kültür, sanat, bilim ve yurttaşlık kazanımları ile doğru orantılıdır. Bu kazanımlar, öncelikle temel eğitime verilen önem ve bu önemi işe-vuruk hale getirme çalışmaları doğrultusunda değer bulmakta ve anlam kazanmaktadır. Günümüzde, temel eğitim hemen her ülkede zorunludur. Her ülke kendi insanına o toplum için “olmazsa olmaz” denilebilecek nitelikte ortak davranışlar kazandırmayı hedeflemektedir. Ülkelerin gelişmişlik düzeylerine, kültür birikimlerine, çağdaşlaşma derecelerine, yenidünyayı anlama ve yorumlama istemlerine göre, temel eğitim süresi ülkeler arasında farklılık gösterebilmektedir.



İçinde yaşanılan topluma ve dünyaya uyum, toplum kalkınmasında görev alma ve dünyadaki gelişmeleri anlayıp yorumlayabilme, bireylere kazandırılması gereken kazanımların başında yer almaktadır. Bir toplumda temel öğrenme ve kazanım gereksinimleri öylesine sağlıklı belirlenmeli ki, temel eğitim döneminde öğrencilerin kazanacağı bilgi, beceri ve tutumlar, daha sonraki yaşamlarında yeni bilgiler üretmek için rahatlıkla kullanılabilsin. Temel eğitimlerini tamamlayan kişiler sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir gelecek yaşama ilk adımlarını güvenle atabilmelidirler. Temel eğitimlerini tamamlayan kişiler yaşam boyu öğrenmenin önemini kavramış kişiler olmalı ve sürekli kendini geliştirme olanaklarını araştırabilmelidirler. Toplumsal kalkınmada kendisine bir yer bulabilmelidir her birey. Her şeyden önemlisi, bireyler kendilerine ve topluma olan güvenlerinin yanı sıra, kendilerine olan saygılarını da yitirmemeli ve kendi istemlerini de ilgi ve yetenekleri doğrultusunda gerçekleştirebilmelidirler.



Eğitimciler hangi bilgi, beceri ve tutumların hangi yaşlarda, hangi öğrenme düzeylerinde kazandırılması konularında araştırma yaparlar ve projeler üretirler. Siyasiler ise, eğitimciler tarafından önerilen projeleri uygulamak ve bunun için gerekli ortamları hazırlamaktan sorumludurlar. Siyasiler, öğrenmeyi geliştirici çalışmaları plânlamak ve eğitimbilimcilere özgür ve özgün çalışma olanaklarını yaratmak durumundadırlar. Toplum, eğitimciler, siyasiler ve öğretmenler dörtgeni içine alacağımız öğrenciler kendilerine verilen önemi görebilmeli ve geleceğe güvenle bakabilmelidirler. Bu dörtgen öyle bir eğitim plânlaması çemberi içerisine yerleştirilmelidir ki ve öylesine esnek bir plânlama çemberi içinde olmalıdır ki, geliştikçe dörtgen, sınırları ve köşeleri kalksın ve yarıçapı sürekli büyüyen esnek bir çember haline dönüşsün. Öğrenme, “öğrenenlerin davranışlarında değişme ya da değişmeye neden olabilecek kapasite” olarak tanımlamakta, bu da öğrenenlerin bu kapasitelerinin artırılabilmesinin öğrenmeyi de doğrudan artırabileceğini göstermektedir. İşte tüm bu nedenlerden dolayı, temel eğitim süresinde öğrencilerin öğrenme kapasitelerinin artırılması konularında ciddi bilimsel araştırma ve çalışmalar yürütülmeli, bu dönemde öğrencilerin çeşitli etkinliklerde bulunmaları desteklenmelidir.






Bilim ve Demokrasi
İnsanlar ve toplumlar bugünü yaşarken, hem geçmişin izlerini taşımakta hem de geleceğin temel ve vizyonunu içermekte, beraberlerinde taşıyabilmektedirler. Evet, hiçbir şey durağan değildir ve etkileşimsiz hiçbir şey yoktur. Değişim her an yaşanabilmekte ve daha yeni değişimlere olanak sağlayabilmektedir. Çağdaş ve demokratik toplumlar nasılsa yaşanacak olan değişimlere engel oluşturmayan, aksine, değişimlerin istendik yönde olmalarının koşullarını gerçekleyen, tartışma ortamı sağlayan ve insanların düşüncelerine yasak koymayan toplumlardır. Toplumu oluşturan sistemlerin yalnızca geleneksel bir yapıyı korumaya çalışarak gelişmeye olanak tanımaması, toplumun tümünü öyle bir çıkmaza sürükleyebilir ki, bu çıkmaz hiç düşünülmemiş sosyal patlamalara bile neden olabilir. Çağdaş ve demokratik toplumlar, toplumlar tarihinde örnekleri bulunan bu gibi olaylardan gerekli dersleri alarak gelişmekte ve değişimleri kendi içlerinde süreç içinde yaşayabilmektedirler.



Değişimden kaçmak, eski ve gelecekle birlikte yaşamaktan kaçınmak olanaksız olduğuna göre, değişimlere olanak sağlayan ve toplumu pozitif yönde ileriye götürmeye açık sistemlere evet demekten daha mantıklı bir şey olmasa gerek. Dünyamızın yaşadığı hızlı değişimler bizleri bilim ve demokrasiye yönlendirmelidir. Eğitim sistemimizin bilimsellik ve demokrasi ile kucaklaşmasını sağlamalı ve kendini sürekli yenileyebilen, değişimlere hem ayak uydurabilen hem de eleştiri yeteneği ile donanımlı insanlar yetiştirilmesine olanak yaratılmalıdır. Öyle bir eğitim sistemi oluşturulmalı ki, tamamının bir anda değiştirilmesine pek gerek kalmamalı ve sistem kendini sürekli yenileyerek süreç içinde tamamı parça parça değişse bile , kimse eski sistemin rafa kalktığını fark edememeli. Öyle ki, sistem kendini sürekli olarak yenilemeli, değişen koşullar karşısında yaşanan dönüşümler sürece yayılarak gerçekleştirilmeli. Kısacası, bir gün var olan sistemin güncelliğini yitirip rafa kalkacağını kabul etmek, fakat bunun buz-sıvı örneğinde olduğu gibi bir anda olamayacağını da bilmek gerekmektedir. Eğitimde yaşanan değişimler, toplumun gereksinimleri doğrultusunda, demokratik bir ortam ve süreçte ve bilimsel çalışmaların bir ürünü olmalıdırlar.

Değişen İnsan Gereksinimleri
Günümüz dünyasında artık çağdaşlaşmanın göstergelerinden biri ve belki de en önemlisi, kuşkusuz ki bilim ve teknolojiye sahip olma ve kullanma derecesidir. Öncelikle bilim ve teknoloji üreten bir toplum yaratmak, ardından da bilim ve teknolojiyi kullanabilen bireyler yetiştirmek anlam kazanmaktadır. 21. yüzyılın bilgi çağı, diğer bir deyişle bilgiyi üretme ve kullanma çağı olacağını söylemek için artık kâhin olmaya hiç gerek yoktur.


Gelişmiş çağdaş ülkeler geleceği eğitimle yaratacaklarını gördüklerinden, eğitime büyük yatırımlar yapmaktadırlar. Yavaş yavaş içinde olduğumuzu hissettiğimiz bilgi toplumunun geleceğinde yaşayacak olan bireylerini en iyi şekilde yetiştirebilmek için sürekli araştırmalar yapılmakta ve yeni eğitim modelleri tartışılmaktadır. Üstte de sıkça bahsedildiği gibi artık açıkça görülmektedir ki, dünyamızın ve toplumumuzun bundan böyle bilgiyi bilen değil, bilgiyi üreten ve bilgiye nasıl ulaşacağını bilen insanlara gereksinimi vardır. Düşünsenize, her birkaç yılda bilgi ikiye üçe katlanmakta ve bireylerin tüm bu bilgileri bilmesine hem olanak olmamakta hem de aslında gerekmemektedir de. Ülkelerin artık düşünen, araştıran ve sorgulayan insanlar yetiştirmeleri gerekmektedir. Ezberci bir zihniyetle, çoğu zaman neye yarayacağı da çok belli olmayan birtakım “gereksiz” bilgilerle kafaları doldurmak günümüzde pek olumlu ve anlamlı bir değer taşımamaktadır.


Bu haber 90 defa okunmuştur

:

:

:

: