Küresel Vatandaşlık Gereksinimi
Küreselleşmenin toplumlar üzerindeki etkileri değerlendirildiğinde, eğitim sistemi, öğrenenlere küresel bir vatandaşlık anlayışı kazandırmalıdır.
Küreselleşen dünyada, bireylerin sadece kendi tarihlerini, kültürlerini ve dillerini öğrenmeleri yeterli olmayacaktır.
Küresel Pazar ekonomisinde başarıyla çalışmak, farklı insanların ve kültürlerin özelliklerini bilmeyi gerektirir.
Kendi yaşadığı coğrafyanın dışına çıkamayan bireylerin, küreselleşen bir dünyada başarılı olmaları çok zor olacaktır.
Eğitim, bireyler ve örgütler arasında ortaklıklar kurma becerisini sağlamalıdır. Eğitim kurumları arasında olduğu kadar, işletme, endüstri ve kamu kuruluşları arasında da ulusal ve uluslar arası düzeyde ortaklıkların kurulması sağlanmalıdır.
Bu anlamda, bir eğitim örgütü sadece kendi uzmanlık alanında tek başına kalamaz, toplumun ve dünyanın değişen ihtiyaçlarına cevap vermek zorundadır. Bu nedenle, öğrenenleri doyurucu bir hayata ve mesleğe hazırlayabilmek için onlara birinci elden iş yaşantılarının sağlanması meslek eğitimi anlamında önemlidir.
BILGI TOPLUMU EGITIM PARADIGMASI
Bilgi toplumunun eğitim paradigması sanayi toplumunun eğitim paradigmasından oldukça farklı özellikler taşımaktadır.
Bilgi toplumu eğitim modeli, geleneksel modelin aksine, bireysel araştırmaya ve geliştirmeye, ekip ruhuna ve bu yöndeki her türlü öğrenmeye, öğretmen rehberliğine ve en önemlisi de sürecin mantığına uygun bir biçimde hızla değişen esnek bir içerik ve çeşitliliği esas almaktadır.
Bu nedenle, bilgi çağında, küreselleşme olgusu, eğitim programlarını etkilemiştir. Okullarda, küresel düşünen öğrenenlerin yetişmesi önem kazanmıştır.
Sanayi öncesi toplumlardaki eğitim modellerine baktığımızda geleneksel ve klâsik bir usta-çırak ilişkisinin olduğunu görmek mümkündür. Ama sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan iş bölümü ve uzmanlaşma gibi iki temel argümanla birlikte eğitimde kurumsallaşma adımları atılmaya başlanmıştır.
Bu dönemde kitle üretimine paralel biçimde, eğitimin de kitlesel bir boyut kazandığına dikkat çekilmelidir. Öte yandan mevcut süreçte disiplinin sağlanması adına uygulamaya konulan kimi ilke ve kuralların (düzenli saatler, giriş-çıkış denetimleri vb.) standartlaştırıcı ve disiplini sağlayıcı bir etki yaptığını söylemek mümkündür. Bununla birlikte gelecekte ortaya çıkacak olan ileri teknoloji sayesinde bu standartlaşmanın ve tek düzeliğin büyük bir kısmı ortadan kalkacaktır. Dolayısıyla öğrenen, eğitiminin önemli bir bölümünü, kendi evindeki odasında ve istediği saatlerde sürdürebilir. Bu durumda öğrenene yardımcı olacak temel argümanlar, bilgisayar aracılığı ile elde edilebilecek olan bantlar, video görüntüleri, dil laboratuarları, ders çalışma CD’leri ve diğer yardımcı elektronik araç-gereçler, öğrenene farklı bir eğitim ortamı sunarak onu, geleneksel ve klâsik eğitim mekânlarının dışına taşımaktadır.
Bu bağlamda eğitim, yaşam boyu süren bir etkinlik olmalıdır. Hızlı değişen teknoloji ve artan bilgi birikimi karşısında, eğitimin yaşam boyu devamı sağlanmalıdır. Bununla birlikte, eğitim süreci içerisinde sadece belirli bilgiler aktarılmamalı, bireyin öğrenme kapasitesi de güçlendirilip geliştirilmelidir. Çünkü eğitim, her zaman her yerde ve yaşamın her alanında olmalıdır. Evde ve iş yerinde eğitim imkânları sağlanmalı, sınıflarda olduğu kadar internet ve televizyonda da eğitim etkili şekilde verilmelidir. Bireylerin, sürekli öğrenme kapasitelerini geliştirmek için eğitim kurumları ile işletme sektörleri ve toplumun diğer kurumları iş birliği içinde çalışmalıdır.
Küreselleşen dünyada eğitim, sürekli öğrenmeyi, bilgiyi bilmeyi, bilgili olmayı, bilgiyi üretmeyi, bilgi ile yaşamayı sağlayan bir süreçtir. Küreselleşme sürecindeki eğitim yöneticisi ise birey-toplum-çevre uyumunu gözeten, güven ilkesini benimseyen biri olarak görülmelidir.
Pazartesi günü KURESELLESMENIN EGITIME ETKILERI üst başlığı ile 9 köşe yazısında kaleme aldığım görüşler ışığında SONUC VE DEGERLENDIRME başlıklı yazımı sizlerle paylaşacağım… Sizlere güzel bir hafta sonu dilerim sevgili okuyucular…Her şey gönlünüzce olsun…