Tarih Eğitimi

Çokkültürlülük günümüz dünyasının en önemli değerlerinden biridir.

Çokkültürlülük günümüz dünyasının en önemli değerlerinden biridir.

Küreselleşen dünya birçok geleneği etkilediği gibi ülkelerdeki tek kültürlü yaşamı da değiştirip farklı kültürlerin birarada yaşamalarını koşullarını da yaratmaktadır.
Bir taraftan bütün dünya insanlarının hemen hemen eş zamanlı olarak kazandıkları ve ürettikleri bir ortak değerler yumağı oluşurken, diğer taraftan da farklı kültürler birarada yaşama kültürünü de geliştirmektedirler.

Çokkültürlülük zengin bir zemin olurken ülkeler için, çokkültürcülük de bu zeminde birarada yaşama becerisini gösteren ve geliştiren insanların ve toplumların en büyük zenginliği olmaktadır.

Tarihte özellikle de Osmanlı İmparatorluğu içerisinde yaşayan tebaaya baktığımız zaman balkanlardan Kuzey Afrikaya kadar büyük bir coğrafyada yaşayan çeşitli kültürlerden ve dinlerden toplumların kendi kültürlerini koruyarak ve geliştirerek yaşayabildiklerini görebiliriz.

Daha sonra özellikle de 1789 Fransız Burjuva devriminden sonra Feodal toplumların yerini kapitalist toplumlara bırakması, tarım toplumlarından sanayi toplumlarına geçişlerin olması ve özellikle de millet olgusunun ortaya çıkarak bugünkü milliyet kavramı üzerinden devletlerin ortaya çıkması giderek milliyetçilik kavramını güçlendirmiş ve birçok ülkede farklı kültürlerin yaşama koşulları güçleşmiştir.
Kıbrıs’ta da yüzyıllarca çeşitli yönetimlerde birlikte yaşayan, Osmanlı döneminde de adayı paylaşan başta Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar olmak üzere adadaki tüm halklar ve kültürler özellikle Yunanistanın Osmanlı İmparatorluğundan bağımsızlığını kazandığı 1824 yılına kadar adada birarada farklı kültürlere saygılı bir şekilde yaşama becerisini göstermişlerdir.

Tüm dünyada olduğu gibi Kıbrısta da milliyetçilik akımlarının yükselmesi ile özellikle 20. yüzyılda farklı kültürlere sahip olan halkların birarada yaşamaları özellikle de kapitalizmin yükselmesi ve dünyayı paylaşımında giderek güçleşmiş ülkelerde kültürlerarası çatışmalar yaşanmış ve halklar birbirlerinden uzaklaştırılmışlardır.
21. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşıyoruz bugün ve özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinden bu yana tüm dünyada yaşanan sanayi toplum yapısından bilgi toplumu yapısına geçişlerde küreselleşmenin de etkileri giderek artmakta ve kültürlerarası çatışmalar yerini farklı kültürlerin birarada yaşamayı bir zenginlik olarak algıladıkları bir yeni çağdaş kültüre dönüştürmektedir. Bunda özellikle bizim coğrafyamızda 1950li yıllardan sonra ve 2. paylaşım savaşının olumsuz etkilerini yaşayan Avrupanın Avrupa Birliğinin temellerini atması ile başlanmıştır.

Son yıllarda barış kültürünü yükseltmek ve sağlıklı bireyler yetiştirmek amacı ile ülkeler tarih eğitimlerine büyük bir önem vermektedirler. Ülkemizde de son 5 yıldır tarih eğitimlerinde dünya ile paralel olarak çağdaş anlamda tarih kitapları yazılmış ve “geçmişin küllerinden geleceğin aydınlık insanlarını yaratacak olan tarih eğitimine önem verilmiştir”.

Kuzey Kıbrıs!ta kendi insanlarımızın ortak çalışmaları ile yazılan kitaplarda değişen yalnızca tarih eğitimindeki yaklaşımdır. Kimilerinin iddia ettiği gibi tarih değil tarih kitaplarının sunumu değiştirilmiştir.

19 Nisan 2009 seçimleri ile KKTC’de iktidara gelen UBP’nin çiçeği burnunda yeni eğitim bakanı Sn Kemal Dürüst’ün Tarih Kitaplarını eskiye döndüreceğiz ve değiştirilen tarihi düzelteceğiz şeklinde yaptığı ilk açıklamalar bu anlamda düşündürücüdür ve böylesi bir zihniyetin hayata geçirilmeye çalışılması ülkemizde bir geriye dönüş olacağı gibi dünyadan kopmayı beraberinde getirecek ve Kıbrıs Türk Halkına pozitif anlamda birşey kazandıramayacaktır. Tam tersine insanlarımız adına çok şey de kaybettirebilecektir.
Bu haber 163 defa okunmuştur

:

:

:

: