Arslan Mengüç
Türk çocuk edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biri Aysel Gürmen’le, doğduğu ve 7 yaşına kadar büyüdüğü, mutlu çocukluk anılarının geçtiği köye, Dereliköye’e ulaşıyoruz.
Bir zamanlar Trodos Dağları’ndan gelirken gürül gürül sesi duyulan, önüne ne bulursa katan, çağlarken kütükleri de sürükleyerek gelen dere artık yok. Dereliköy’ün deresinden su akmıyor.
Lefkoşa üzerinden önce Dali’ye ardından da Dereliköy'e varıyoruz. Eskiden Dali ve Dereliköy birbirinden ayrıyken, bugün iki köyün birleştiği dikkat çekiyor. Yolda Aysel Gürmen aracı durdurup zangalak ağaçlarına doğru gidiyor. Maviş maviş çiçeklerinden bir dal koparıp zangalak ağacını göstererek, “Çocukluğumdan belleğimde kalan en önemli kokulardan birisidir” diyor.
Dereliköy, Güney Kıbrıs’ta Türklerin ve Rumların hala birlikte yaşadığı ender yerleşim yerlerinden olmasıyla dikkatleri topluyor. Savaşın yaşandığı tüm o yıllar içerisinde, Dereliköy, Türk ve Rumların ilişkileriyle de önemli bir konuma sahipti. Tüm geçen o yıllarda, iki toplum da birbirine zarar vermeden, birbiri arasında çatışmadan yaşamlarını sürdürdüler. Köylülere, savaş yıllarında dıştan gelenler zarar verseler de, kendi komşularının zarar vermediği gözlemleniyor.
Ama Dereliköylüler de toplumlararası mücadeleden payını almış. “Bir kış günü yalınayak Akıncılar’a kaçmak zorunda kaldık”, diyor Aysel Gürmen.
“O zamanlar Akıncılar’a Luricina demek modası yoktu!”
Dereliköyde bir zamanlar tüm Türklerin Rumca, ve tüm Rumların da Türkçe bildiği hala vurgulanıyor. Bir Türk ile Rum ile veya bir Rum ile Türk ile karşılaştığında, gelenin her defasında diğeriyle, karşısındakinin dilde konuşmaya başlaması da köyün ilginç geleneklerinden bir tanesiymiş. Bu bir yerde karşılıklı saygının ifadesi olarak algılanıyormuş.
Dereliköy, eğitimli insan popülasyonu ile de dikkat çekiyordu. Eğitimli insan, kültürlü insan bu köyde çok daha değerliydi. Kıbrıs'ın ilk avukatları, ilk doktorları hep bu köyden çıkarken, vurgulanan köyün entelektüel düzeyinin de yüksek olmasıdır. Eski anılarda köyde kahvehaneye öğretmenler girdiği zaman, herkesin ayağa kalktığı ve eğitime ve okumaya çok önem verildiği biliniyor.
Günümüzde Dereliköy (Bodamia), özellikle hala içinde sayıları sınırlı da olsa, Kıbrıslı Türkleri barındırmasıyla dikkat çekiyor. Savaş yıllarından sonra Kuzey Kıbrıs'a geçen köylülerin bir kısmı, işsizlik ve askerlik gibi nedenlerle yeniden geri göç edip, güneyde yaşamayı tercih etmişler. Orada kalmış ve orada hayatlarını sürdürenler de var.
Köyde hala bir camiinin bulunduğunu da öğreniyoruz. Camiye gittiğimizde ise anahtarı kapının üzerinde buluyoruz. İçeri girdiğimizde ise duvarlarda ise Arapça yazılar dikkatimizi çekiyor. Köyde artık Arapların yaşadığı ve Cuma günleri köyde namaz kılındığını da öğreniyoruz.