Ferdi Sabit Soyer’in ağzından “Annan Planı Referandumu’nun Hikayesi”

Kıbrıs'ın 30 yıllık bölünmüşlüğe son vermek amacıyla, 24 Nisan 2004 tarihinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hazırladığı “ANNAN Planı” adadın iki kesiminde de oylandı. Eski başbakan ve Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer Referandum’un 24 saatini anlattı.

Oshan SABIRLI

Kıbrıs'ın 30 yıllık bölünmüşlüğe son vermek amacıyla, 24 Nisan 2004 tarihinde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hazırladığı “ANNAN Planı” adadın iki kesiminde de oylandı. Eski başbakan ve Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer Referandum’un 24 saatini anlattı.


ADA: “2004 - Annan Planı” referandumun önemi nedir?
Ferdi Sabit Soyer (FSS): Kıbrıs'ta ilk kez tüm uluslararası kamuoyu, ülkenin geleceğiyle ilgili söz söyleme hakkına ehil, yetkili bir halk olduğunu gördü. BM temelinde ve tüm uluslararası hukuk temelinde ilk kez böyle bir özelliğe sahip olduğunu uluslararası devletlere de göstermiş oldu.

Referandum sürecinde en çok Papadopoulos gözyaşlarıyla hatıralarda kalmadı mı ?
ADA: Papadopoulos ağladı, bizim tarafta ise Denktaş ağladı. Sayın Hristofyas’ın bana söylediği bir söz var. “Papadopoulos çok ağladı ve halkı çok etkiledi”. Bende ona dedim ki ' Sayın Denktaş'ta ağladı. Hem de hüngür hüngür ağladı. Gözünden yaşlar aktı'. İnsani bir durumdur kabul ediyorum. Çünkü her ikisinin de inandığı bir dava vardı. Bu, inandığı davanın farklılaşacağına dair atmosferde hissettiren bir duygusallıktır. Ama barışçı insanlar, akan gözyaşlarının akıntısı içerisinde sürüklenip gitmez. Bunun tersine, barışa hizmet edecek bir noktaya döndürülmesine katkı sağlar. Sayın Denktaş ağladı, sayın Papadopoulos ta ağladı. Birbirinden farklı iki tezleri vardı. Kıbrıs Türk tarafından kabul edilen değer, Sayın Denktaş'ın hayatı boyunca verdiği efordan farklıydı. Duygusallığını sağlayan nokta buydu. Papadopoulos’un ulaştığı noktada da buydu. Kendi elindeki, bütün hayatı boyunca oluşturduğu ve etnik olarak, Kıbrıs Rum kimliğinin hâkim olduğu bir Cumhuriyet olgusunun, eşitlik temelinde bir federasyona dönmemesine dair endişeden ötürü gözyaşları aktı.

Kıbrıs Türkleri saygı duydu
FSS: Kıbrıs Rum halkı, o gözyaşlarında boğuldu. Kıbrıs Türk halkı ise Denktaş’ın o gözyaşlarına saygı duydu. Ancak gelecek için eşitlik temelinde bir çözüme evet dedi. Benim için çok zor oldu. Neden çok zor oldu çünkü bu bir referandumdu. İnsanların katılımı çok önemliydi. Bu siyasal parti seçiminden çok farklıydı.

ADA: Referandum sürecinin o 24 saatlik bölümünü anlatırken neler söylersiniz?
FSS: 1 gün değil, 2 gün öncesine dönelim. Lefkoşa’da evet mitingi düzenlendi. O gün CTP'nin günüydü. normal siyasal partiler çerçevesinde. Önce buna karar verdik ve tüm siyasi partileri oraya davet ettik. Sivil toplum örgütlerini davet ettik. Bu yeni bir durumdu. Sayın Talat konuştu, BDH yetkilileri konuştu, Akıncı, Ramiz Manyera, Ertuğrul Hasipoğlu konuştu, ben konuştum. O meydanda, değişik siyasi partilere konuştuk. Orada farklı sivil toplum örgütleri, toplumda farklı konumlar içerisinde olanlarla toplanıldı. 10 binlerce insan orada toplandı. Böyle bir şeyi organize etmek büyük bir iştir. Mitingimizde herhangi bir kaos olmaması, trafiğin aksamamsı, öfkeli evet veya hayır diyen insanların birbirine girmemesi için kendi parti üyelerimizle birlikte, olağanüstü güvenlik tedbirleri aldık. Her bir noktaya partili görevliler yerleştirdik. Değişik insanları bir anlamda sakinleştirmek, demokratik bir çerçevede bu olayın gerçekleşebilmesi için görev ifşa etmeleri için müthiş bir organizasyon yaptık. Bu çok zor, çok yorucuydu. Ama başardık yüzümüzün akıyla çıktık.

“Tek taş atılmadı”
Bunun 600 metre uzağında yine büyük ve öfkeli bir şekilde hayır denmesini öngören bir başka miting vardı. Ayni anda on binlerce insan, iki uç noktada, Lefkoşa’da idi. Ne bir cam kırıldı, ne bir taş atıldı. Ne bir yumruk yapıldı. Hatta evet ve/veya hayır mitingine gelen insanlar ayni arabayla köylerine geri gittiler. Böylesine güzel ve demokratik olgunluğu da Kıbrıs Türk’ü yaşadı ve dünyaya kanıtladı. Bu son derece önemlidir.

Ertesi gün bu işi sabah namazından itibaren oy vermeye yönelik ilişkilere girdik. Değişik siyasi parti, güçler, onların temasta olduğu insanların harekete geçirilmesi… Seçim günü ise sandıkları dolaşmak, sandık görevlilerine gerekli katkıyı yapmak için çalıştık. Sandığa gitmeyenleri sandığa gitmeleri için ikna etmek adına büyük bir organizasyonun içerisinde olduk.

İnsanlar Saraya yürümek istedi
Ada: Referandum gecesi neler yaptınız?
FSS: Seçim gecesi, 24 Nisan gecesi yaşadığım hadise, hayatım boyunca unutamayacağım bir hadisedir.
İnsanların bir yüzü gülüyor, yüzlerinin diğer yarısı ile de ağlıyorlardı. İnsanlar Girne kapısına gelmeye başladı. İnsanlar, yüzde 65’lik bir sevinci yaşıyordu. Güney hayır diyordu, işte tam bu esnada Sayın Denktaş televizyona çıktı ve 'Evet demedikleri için, Allah Rumlardan razı olsun... Hayır dedikleri için Allah Rumlardan razı olsun' dedi. Bunu işiten insanlar adanın dört bir tarafında Lefkoşa’ya gelmeye devam etti. Girne Kapısına gelen o insanlar, derin bir infial ve kontrol dışı bir öfkeye kapıldılar. İnanılmaz bir şeydi. Bu öyle bir öfke ki inanılması güçtü. Bu insanlar toplanıp, saraya yürümek istiyordu.

Hayatımda karşılaştığım en zor gecedir
Nasıl ki meclis basıldı, halkta saraya yürüyüp, bir taraf girip, diğer tarafından çıkmak istiyordu. İşte o anda, o meydanda bulunan bütün partili arkadaşlarımızı örgütlendi. Süratle, ani olarak insan zincirleri oluşturduk. O insan zincirleriyle o öfkeli kalabalığın, Cumhurbaşkanlığı sarayına yürüyüp tahrip etmemesi için sağı solu yıkmaması için, büyük bir efor harcadık. O kalabalık bizim arkadaşlarımızı dövmeye kalktı. Engel olmayın bize diye... Orada harcadığımız emek, inanılmaz bir emekti. O akşam, o anda portatif bir hoparlör buldum. Ve o portatif hoparlörle, hisardan hisara koşarak, yüksek yerlere çıkarak, o öfkeli kitleye, İnönü Meydanı’nın mücahitler sitesi tarafına yönlendirmek istedim. Sarayönü’ne yürüyüşü durdurabilmeye çalıştık. O sürede, arabasına binen herkes, akın akın Lefkoşa'ya geliyordu. Biz eğer bunları yapmamış olsaydık, çok büyük hadiseler çıkacaktı. O gece benim hayatımda karşılaştım en zor gecedir. Bir taraftan üzülüyorum, bir taraftan ise halkımızın irade göstermesini olgu koymasını, halkımızın kendisini dünyaya halk olarak göstermesini ve eşitlik temelindeki bir çözümün tarafı olma iradesinin mutluluğunu yaşıyorum. Diğer yandan bu söz üzerine öfkelenen büyük ölçüde tepki içerisine, Cumhurbaşkanlığına yüründü. Hayatımda hiç bu kadar yorulmadım. Ani olarak hareket ettik ve daha sonrasında da arkadaşlarımla gurur duydum.

Bira içtik ve ağladık
ADA: Referandum gecesi başka ne yaptınız?
FSS: Tüm bu olaylar yatıştıktan ve herkes dağıldıktan sonra, alanda görev yapan tüm arkadaşlarla parti binasına gittik. Orada hep beraber ağladık. Birer bira içtik ve gece yarısına doğru ağladık. Neden mi? Çünkü içimiz boşaldı. Tümümüz içimizi boşalttık. Orada, kendi kendimize, “biz bu yolu yürümeye devam edeceğiz” dedik. “Kıbrıs Türkünü, eşitlik temelinde, dünyanın ve Avrupa’nın tarafı yapacağız” dedik. “Şu anda biz kazandık, geçmişten gelen süreçle ve güneydeki bağnazlık nedeniyle kaybettik. Bunun sonuçları olacak. Bu sonuçlardan asla geri çekilmeyeceğiz. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın”. Eşit olarak Kıbrıslı Türkleri AB'nin parçası yapmak için yola devam. O gece parti binasından saat 5 buçukta ayrıldık. O gün bugündür arkadaşlarımın o kararlılığını görüp bundan mutluluk duyuyorum. Bu da benim için çok unutulmazdır.
Bu haber 670 defa okunmuştur
  • yazıklar olsun kıbrıs  lefkoşa - 7.07.2009 ferdi bey herşeyiniz yalan dolan. mal varlığınız bile yalan.... tuzladaki villacıklar kimin..? ya sizin ve damadınızın cipleri nerdedn buldunuz. bir de onları açıklayınız.
  • hellim not hallumi vatandas  kktc - 6.07.2009 Ferdicigim,madem ki konusmayi beceriyorsun,hade bize bu ortaya cikan hellim meselesini da anlat bakalim,bir de senin agzindan isitelim,senin de bildigin gibi mustesarinin isin tam icinde ,gobeginde oldugu soyleniyor.Bir yanitcik versene vatandaslara.Tesekkurler
  • YILLAR GEÇSE de Alp TULUHAN  Gazimağusa - 6.07.2009 Hani bir reklam filmi vardı... 'Ağzı Olan Konuşuyor' diye bir replikle meşhurdu. İşte bu 'Ağzı olan konuşuyor' repliği çok uzun yıllar geçerli olacak... Bırakın Bay Mustafa Ferdi Soyer'de konuşsun... O'nun da ağzı yok mu yani? Bırakın konuşsun. Konuştukça daha iyi tanınır.
  • samimimi? Kahraman GÜNGÖR  Lefkoşa - 5.07.2009 Ben bunların samimimi olduğunu anlamadım.
  • dürüst nahide   mağosa - 5.07.2009 sn. soyer bu toplumun görüp göreceği endürüst insanlardandır. yalan söylüyor belki biraz veya hafifçe abartıyor!! olabilir. ama mutlaka inandığı barış yolunda gitmek için böyle yapıyor. eşdeğer malları gitmesin diye halkı çözümsüzlüğe sürükleyenler gb. olmadı olmayacak. en temiz siyasetçilerdendir soyer anlamak isteyen anlar!!
  • yari dogru Halil Yurek  Lefkosa - 5.07.2009 Ferdi Sabit Soyerin anlattiklarinin en az yarisina inanmamak gerek. Bir hafta sonra size ayni hikayeyi farkli sekilde anlatabilir. Bu insanlarin ulke yonetmis olmasi inanilmaz bir sey.

:

:

:

:

DİĞER HABERLER