Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs sorununun çözümüne giden sürecin, Kıbrıslı Türklerin yok sayıldığı yaklaşımlarla değil, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların eşit ortaklar olarak kabul edildiğini ortaya koyan politikalarla mümkün olabileceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs sorununun çözümüne giden sürecin, Kıbrıslı Türklerin yok sayıldığı yaklaşımlarla değil, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların eşit ortaklar olarak kabul edildiğini ortaya koyan politikalarla mümkün olabileceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in yeni yıl mesajı ve son dönemde atılan adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Kıbrıs sorununun çözümüne dair söylem ile sahadaki uygulamalar arasında ciddi bir çelişki bulunduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erhürman'ın paylaşımının tamamı şu şekilde:
'Sn. Hristodulidis, yeni yıl mesajında, bir kez daha, Kıbrıs sorununun çözümünün en önemli öncelik olduğunu açıkladı.
Bu arada Yunanistan ve İsrail ile ilerletilen 'savunma ve enerji işbirliği', yapılan
açıklamalarla bir 'anti-Türkiye ekseni' olarak şekillendi. 2026 ile birlikte 'İsrail-Kıbrıs elektrik bağlantısı' yeniden gündeme geldi.
Enerjide Kıbrıs-Türkiye-Yunanistan işbirliğinin Kıbrıs sorununun çözümü için en önemli motivasyon kaynaklarından biri olduğunu uzun bir süreden beri söylüyoruz. Çözüm, karşıtlıklar yaratarak ya da onları besleyerek değil, işbirlikleri yaratarak gelir.
'Çözüm iklimi'ne Kıbrıslı Türkler yokmuş gibi davranılarak değil, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların eşit ortaklar olarak kabul edildiğini ortaya koyan yaklaşımlarla katkıda bulunulur.
Bunlar elbette Kıbrıs sorununun çözümünün gerçekten bir öncelik olarak görülmesi durumunda söz konusu olacak yaklaşımlardır.
Çözümün kendisini önceleyen bir iklime, 'çözüm iklimi'ne ihtiyacı var. Ve çözüm istediğini söyleyen herkesin bu iklimin yaratılmasına yalnızca sözle değil, eylemle de katkıda bulunması beklenir.
Biz, halkımızın çözüm iradesi çerçevesinde çözüm ikliminin yaratılmasına yönelik önerilerimize ve katkılarımıza devam edeceğiz elbette.
Daha önce de söylediğim gibi, eğer bunun adil biçimde yapılması söz konusu olabilecekse ve bir 'ölçme-değerlendirme' yapılacaksa, herkesin 'çözüm iradesi'nin yalnızca masalarla ve sözlerle değil, masa dışında yapılanlarla ve yapılmayanlarla da ölçülmesi gerekecektir.'