Karma oyun, siyasal temsilin niteliğini artırmak ve seçmene daha fazla tercih özgürlüğü sunmak amacıyla siyasal sistemimize dâhil edildiği biliniyor. Teoride bakıldığında, seçmenin partiye körü körüne bağlı kalmadan, farklı listelerden beğendiği isimleri destekleyebilmesi demokratik katılım açısından değerli bir imkân gibi duruyordu. Ancak gelinen noktada bu iyi niyetli tasarımın, pratikte bambaşka bir yöne savrulduğunu ve siyasetin yapısal sorunlarını derinleştiren bir araca dönüştüğünü görmek zor değil.
Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay’ın Ada TV’de dile getirdiği değerlendirmeler, bu dönüşümün ne denli ciddi boyutlara ulaştığını açıkça ortaya koyuyor. Özersay’ın ifadesiyle karma oy artık “yarardan çok zarar üreten” bir mekanizma haline gelmiştir. Son seçimlerde yaklaşık 10 bin oyun karma oy nedeniyle geçersiz sayılması, yani adeta çöpe gitmesi, bu sistemin seçmen iradesini güçlendirmek yerine onu zayıflattığının somut bir göstergesidir. Bir seçim sisteminin, seçmenin iradesini doğru ve sağlıklı biçimde sandığa yansıtması gerekirken, binlerce oyun teknik karmaşıklık yüzünden yanması kabul edilebilir değildir.
Sorunun bir diğer ve belki de daha vahim boyutu ise siyasal yozlaşma iddialarıdır. Karma oy, bugün artık sadece “karma” değil, aynı zamanda son derece “karmaşık” bir yapıya dönüşmüştür. Sayılarla boğulan, sıradan seçmenin anlamakta zorlandığı bu sistem, kötü niyetli aktörler için de elverişli bir zemin yaratmıştır. Farklı partilerden adaylar arasında bilinçli iş birlikleri yapılması, seçmeni yanıltan karma listelerin oluşturulması ve hatta bu listelere girebilmek için para karşılığı anlaşmalar yapıldığına dair ciddi iddiaların gündeme gelmesi, meselenin yalnızca teknik değil, ahlaki bir sorun olduğunu da göstermektedir.
Başlangıçta partiler arası hoşgörüyü ve bireysel liyakati teşvik etmesi beklenen karma oy, bugün partilerin programlarını ve ideolojik duruşlarını değersizleştiren bir etki yaratmaktadır. Seçim, fikirlerin ve projelerin yarıştığı bir zemin olmaktan çıkıp, kişisel ilişkilerin, çıkar hesaplarının ve “karma oy çeteleri” olarak anılabilecek yapıların etkili olduğu bir pazarlığa dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Bu durum, siyasete duyulan güveni aşındırmakta, seçmeni sandıktan uzaklaştırmakta ve “nasıl olsa oyun boşa gidebilir” duygusunu beslemektedir.
Dolayısıyla mesele, karma oyun ilkesel olarak iyi ya da kötü olması değil; bugünkü siyasal ve toplumsal koşullarda nasıl bir sonuç ürettiğidir. Eğer bir sistem, yozlaşmayı besliyor, seçmenin iradesini zayıflatıyor ve siyaseti anlaşılmaz hale getiriyorsa, o sistemi sorgulamak bir zorunluluktur. Bizden söylemesi…