RUHSAL KİŞİSEL GELİŞİM

Yaşamınıza ara verdiğiniz dönem ya da dönemleriniz oldu mu?

Yaşamınıza ara verdiğiniz dönem ya da dönemleriniz oldu mu? Ara vermek, silkinmek, yüklerinizi toprağa bırakmak, sizde nasıl bir duygu uyandırdı? Evrende akışta olmak, güzel geldi mi? Dinlendirici ve keyifli miydi? İşte, ruhsal ve kişisel gelişimimiz için yaşamımızda aralar vermek, gerekli ve önemlidir. Ancak ve ancak, böyle zamanlarda kendimize gelir, kendimize sevgiyle bakmayı öğrenir; kendimize döneriz. Böylece, içimiz sıkıldığında, yorulduğumuzda, kendimizi eksik ya da fazla hissettiğimizde durmalıyız? Sizce de durmalı mıyız? Sorunun sadece, bir cevabı yok. Tek soru; fakat birden çok cevap var.
Ruhumuz, böyle ara verdiğimiz zamanlarda bizlerle bağlantıya geçip bizimle konuşur. Biz de bu konuşmayı genellikle dikkate alırız; almalıyız da. Neden mi? Çünkü değişmek, gelişmek, dönüşmek, sadece ve sadece sessiz kalarak, soruları sessizce kalbimize sorarak gerçekleşir. Sessiz kalmak, kendimizle baş başa kalmaktan kaçmak isteyebiliriz. Yalnız kalmayı, eksiklik olarak görebiliriz. Fakat bu, sanıldığı gibi değildir. Yalnız kalarak, kendine dönerek farkındalığı yaşayan milyonlarca insan var. İşin aslı da budur. Yalnızlıkta, sessizlikte insan, kendini duymaya başlar, kendi ve çevresi için daha duyarlı olur.
İnsan Olmak
“Ruhsal gelişim kusursuz olmak değildir. Kırıldığımız, incindiğimiz yanlarımızı da sevebilmektir. Yaralarımız, bizi zayıf değil; insan yapar. Onları kabul ettiğimizde şifa başlamış olur. Her insanın içinde bir ritim vardır. Hayat bazen bu ritmi bozar, bazen yeniden kurar. Sabır, bu ritme güvenmeyi öğrenmektir. Kontrol etmeyi bıraktığımızda, hayatın bizi taşımasına izin verdiğimizde, ruh hafifler.”
Geçmişimizle uğraşmayı bıraktığımız andan itibaren de özgürleşmeye başlarız. Ruhumuzu özgürleştirmek, tam da bu olsa gerek. Böylece, yüklerimizden kurtulmuş ve kendimizi yeni deneyimlere açmış oluruz. Ruhsal gelişimle kendimizi hatırlarız, kendimizi her zamankinden farklı sevmeye başlarız. Ruhsal yolculuk, uzun bir yolculuk olup kendine teslimiyeti de anlatır. Teslimiyetle birlikte yepyeni deneyimlere kucak açmış oluruz. Deneyim, öğretici bir ayna, bilgiyi yaşanmışlığa dönüştüren bir dönemdir.
Mevlana’nın diliyle söylemek gerekirse; deneyim, “hamlıktan pişmeye” giden yoldur. Sevgiler, üzüntüler, acılar, sevinçler, kaybedişler… Hepsi ruhun olgunlaşması için gelir. Mevlana için deneyim, yanlış yapmak değildir. Düşmek, hiç değildir. Zorlanmak da değildir. Deneyimlerimizin sonunda ders almak gerekir. Ders almazsak, farkında değiliz, bu deneyimleri tekrar karşımızda göreceğiz demektir. Çünkü her deneyim, insana kendisini anlatan derstir. Bu derslerde uyanırsın, derslerini anlamlandırmaya başlarsın ve böylece kendini bulursun. İnsan, yaşadıklarını anlamlandırdıkça olgunlaşır. Yaşadıklarını inkar ettikçe yorulur. Kabul ettikçe hafifler. Çünkü deneyimler, insanı kırmak için değil; olgunlaştırmak için gelir.


Ruhsal Gelişimin İnsana Katkıları
Öz Farkındalık ve İçsel Huzur: Kişinin kendisini daha iyi tanımasını, güçlü ve zayıf yönlerini görmesini sağlar, bu da içsel barışa ve huzura giden yolu açar.
Anlam Arayışı ve Amaç Duygusu: Hayatın amacını ve değerini keşfetmeye yardımcı olur, kişiye daha derin bir tatmin duygusu verir.
Duygusal Olgunluk ve Şefkat: Ben merkezci kaygılardan kurtulup başkalarına karşı şefkat geliştirmeyi öğretir, affetme yeteneğini güçlendirir.
Bağımlılıkların Azalması: Kişinin zihinsel ve duygusal olarak başkalarına veya dışsal faktörlere olan bağımlılığını azaltır.
Direnç ve Esneklik: Hayatın zorluklarına karşı daha esnek ve dirençli olmayı öğretir, korkuları ve arzuları yönetme becerisi kazandırır.
Daha İyi İlişkiler: Başkalarına karşı daha anlayışlı ve sevgi dolu olmayı sağlayarak ilişkileri geliştirir.
Maddi Kaygılardan Uzaklaşma: Maddi büyümenin ötesinde manevi bir zenginliğin önemini kavratır.


Bu haber 12 defa okunmuştur

:

:

:

: