Şubat tatili, çocuklar için yalnızca derslere verilen bir ara değildir. Bu dönem; zihnin dinlenmesi, duyguların toparlanması ve aile bağlarının güçlenmesi için önemli bir fırsattır. Ancak birçok evde yarıyıl tatili, ‘’çok çalışacaksın’’, ‘’ boş zamanlarında derslerle ilgileneceksin’’ gibi söylemlerle geçer. Oysa çocukların bu dönemde en çok ihtiyaç duyduğu şey; anlaşılmak ve desteklenmektir.
Ebeveynler olarak tatili bir ceza ya da ödül sistemine dönüştürmekten kaçınmalıyız. Karnesi iyi olan çocuğa tatil hakkı tanıyıp, zorlanan çocuğu daha fazla dersle baş başa bırakmak; çocuğun kendini yetersiz hissetmesine neden olabilir. Tatil, her çocuğun akademik başarısından bağımsız olarak hak ettiği bir nefes alanıdır.
Bu süreçte tamamen kuralsız bir tatil de çocuk için sağlıklı değildir. Uyku saatlerinin tamamen bozulması, gün boyu ekran karşısında geçirilen zaman ve plansızlık; tatil sonrası okula uyumu zorlaştırır. Esnek ama net sınırlar, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Gün içinde kısa bir okuma zamanı, ekran süresi için belirlenen kurallar ve birlikte planlanan aktiviteler dengeyi korur.
TATİLDE ÇOCUKLAR, GENÇLER VE BEKLENTİLER
Akademik açıdan bakıldığında, tatil boyunca yoğun ders programları yerine çocuğun merak duygusunu beslemek çok daha etkilidir. “Çalıştın mı?” sorusu yerine, “Bugün nereye gitmek istersin, düşündün mü?’’ diye sormak; çocuğun iç motivasyonunu güçlendirir. Öğrenme yalnızca kitaplardan değil, günlük yaşamın içinden de olur.
Bu tatilin en değerli kazanımı ise birlikte geçirilen zamandır. Birlikte yapılan bir kahvaltı, masa oyunu, yürüyüş ya da sadece sohbet etmek… Çocuklar büyüdüklerinde çözdükleri soruları değil, anne babalarıyla kurdukları duygusal bağı hatırlayacaktır.
Bu dönemde karşılaştırmalardan da özellikle kaçınmak gerekir. Başka çocuklarla yapılan kıyaslamalar, çocuğun kendine olan güvenini zedeler. Her çocuğun öğrenme hızı, ilgi alanı ve ihtiyacı farklıdır. Ebeveynin görevi, çocuğu başkalarıyla yarıştırmak değil; kendi yolculuğunda ona eşlik etmektir.
Unutulmamalıdır ki;
Yarıyıl tatili çocuğu daha çok zorlamak için değil, onu daha iyi tanımak, dinlemek ve bağ kurmak için bir fırsattır. Dinlenmiş, anlaşılmış ve değerli hisseden bir çocuk; hem okula, hem hayata çok daha güçlü bir şekilde döner.
Aynı yaklaşım, ergenlik dönemindeki gençler için de geçerlidir. İletişimi güçlendirmek ve onları anlamaya çalışmak bu dönemde büyük önem taşır.
GENÇLERE KÜÇÜK BİR HATIRLATMA
Bu tatil sadece derslerden uzaklaşmak değildir. Aynı zamanda yorulduğunu fark etmek, duygularını anlamak ve kendine alan açmak demektir. Sürekli koşturmak, sürekli yetişmeye çalışmak insanı yorar. Bu yorgunluk bazen isteksizlik, bazen öfke, bazen de hiçbir şey yapmak istememe hali olarak karşımıza çıkar.. Bunların hepsi insani duygulardır.
Tatilde tamamen plansız olmak da, kendini aşırı zorlamak da iyi hissettirmeyebilir. Küçük dengeler sana iyi gelir. Sevdiğin bir müzik, kısa bir yürüyüş, birkaç sayfa kitap ya da seni mutlu eden bir uğraş… Bunlar “zaman kaybı” değil, kendinle kurduğun bağdır.
Eğer ders çalışacaksan, bunu başkalarıyla kıyaslanmak için değil; kendin için yap. Kısa tekrarlar, küçük hedefler yeterlidir. Öğrenmek sadece sınavlarla ölçülmez. Merak etmek, düşünmek ve keşfetmek de öğrenmenin bir parçasıdır.
Sosyal medyada gördüklerinle kendini kıyaslama. Herkesin hayatı, temposu ve yükü farklıdır. Senin yolun da sana özeldir. Kendinle yarışmak bile bazen fazla gelebilir; o zaman durmayı bilmek bir güçtür.
Bu tatilde kendine şunu hatırlat:
Dinlenmiş, anlaşılmış ve kendine güvenen bir genç olarak okula dönmek, en büyük kazanımdır.
Güzel bir yarıyıl tatili dileğiyle…